09 AĞUSTOS 2020 PAZAR

İstişare şart değil mi?

3 Mayıs 2020 Pazar 07:21
sevket@kenticitoplutasima.com.tr
SALGIN sonrası neyin nasıl olacağı konusunda tünelin ucu görünür görünmez bir çok söylemler ortalıkta duyuluyor. 
Görsel basında hayli zamandan beri bir moda gelişti. Modanın özü, asıl söylenecek söz etra- fında dolaşarak program yapma.
Bundan biraz ehveni şerlerde dili katlederek dik durma uygulamasıyla pirim topluyor. 
Adına argo diyeceğimiz bu burnu bir karış havada kimseyi takmamazlıkla aslında sadece ev- lere girerek ana yapıda konuşma diline edepliliği erozyona uğrat- ma işiyle meşguller.
Şimdilerde nedense hep böylesi yerleşik kalıpları sabote amaçlı öne çıkış moda. Bunu yapanlar ortalıkta boy gösteriyor.
Aslında dinlediğimiz hemen her haber, işin doğrusu, sözün özünü söylemeden çok lafla hiç bir şey söylememe üzerikurulu.
Sanki icraatlar öyle değil. 
Bir değişim ve dönüştürmedir gidiyor. Bir anlayış farkı ile yeni bir dönemde yapısal değişimin ayak seslerini duyuyoruz.
İnsanı tam 2000 yıldan beri dışarı çıkarma peşinde koşuldu, şimdi ekrana tabi bir evde tutma yarışıdır gidiyor.
Bütün hizmetler evde kalma üzerine kurulmuş gibi.
Hemen söyleyeyim bu evde kal salgına önlem için kalma değil. Tam tersi, salgına karşı önlemin anlaşılmama uygulanmada dinlenmemesine sebep anlayışı getiren şeyden söz ediyorum. Bir elektronik kontrollü insan kamu- sal alanı çiziliyor sanki. İnsanın ileri teknolojinin zaman dilimine zaptedilerek yönetilmesi sürecine girmenin her atraksiyonu yaşanıyor.
Otomotiv endüstrisi birden bire maddenin içine giren teknolojinin belirlediği ürtim ilişkileriyle donandı.
Sürücüsüz araçlardan tutun, fosil yakıtların çevreyi kirletenin öne çıkarılarak alternatif yakıtlarla yeni nesil üretimle akıllı şehirler devamı yaşanabilir şehir lere varn kurgular gördük.
Elektrikli araçlara övgüler ortalığı sardı. Hepimiz bir karış ağzımız açık izledik
Halbuki, maliyetler sonrası gelişmeler kazın ayağının öyle olmadığını göstermeye başladı. 
Mesela hibrit araçlara kimse geçiş noktasında eğilmedi. Çünkü, fazlara göre 3 ve 4 sonrasında tartışılacak şeyler vardı.
Ben İETT’nin denediği hibrit aracı biliyorum... Denenen elektrikli aracı da. Alınanları...
Şimdi bir karmaşa ve evde kal ayağına gelsin uygulamasında ülkem insanı dikkatli olmalı. Yerli üretici karşısında ülkemize ki yatırımlar karşışıında bir de dünya fabrikası uygulamalı seri üretim ve kontroller devri var.
Ben en iyisi sözü yeniden toplu taşımaya getireyim. Aksayan, uzun zamandan beri işletmeciliği geri uygulamalarına ses etmyen anlayışa Covid-19 salgını gereken cevabını verdi.
Bu yolla; “Siz hizmet veremezsiniz” diyerek işletmeciliğin gözden geçirilmesini istedi.
Sitemler kirlamalara, bireysel araç sahipliğine dönüş gibi ama modüler taşımayla başka model sistemlere geçileceği işaretleri var. Peki biz ne yapallım?
Önce İETT ve Türkiye ortak akılla önündeki 4 ayı iyi değerlendirmeli. Covıt-19 2. dalga uyarısı için mevcut araçlarında iyi hazırlık yaparak, virüs bulaş riskini toplu taşıma araçlarında yüzde 10’ların altına çekebilir.
Bu konuda hele siyasetten arınırlarsa hükümet ve bazı belediyeler çok önemli ve can kurtaran sonuçlar üretebilirler. Ancak, bunun için önce istişare!..