14 KASIM 2018 ÇARŞAMBA

Ah bu İstanbul!..

12 Ekim 2018 Cuma 21:49
sevket@kenticitoplutasima.com.tr
MUBAREK şehirlerden biri  dir İstanbul. Bir zamanlar “taşı toprağı altın” diye dinlediğim, gidenlerin her defa farklı da olsa, yüzü güldüren, hayrete düşüren, hayran bırakan hikayeleri ile bir başka gelirdi bize İstanbul.
Orada yaşayanlar, Türkçe’yi en iyi kullanan diye nitelenirdi. 
Bu ve benzer söylemler, ister istemez dinleyenlerde, daha oraları gidip görmeden bir taşralılık algısını da oluşturdu elbette...
Genel kanı mübarek kent olmasını kabullenişe ket vurmadı. Tam tersi evliyaullahın menkıbeleri yer ve mekanla mütenasip söylemleri benimseyişe katkıları beraberinde getirdi.  
Yıllar sonra, bir elin parmaklarını geçmez ziyarette, her defa, mutlak Sultanahmet, Zeyrek yo kuşu ile Üsküdar ve dahi Eyüp ziyaretlerle farkında olmadan bende İstanbullu oldum.  
Emekliliğe ek, hareketlenme sonu yer bulup kentiçi toplu taşı ma sektöründe ortak platformla, herkesin mutlu olacağı sistem teşkili yolunda yürüyenlerle ol mak istedik. Sektörün teveccühü ile de olduk. 
Sektör, yıllar önce bize anlatıldıkları gibi özellikteydi...
Zaman ilerledikçe, değişimin gerektirdiği dışımızda hızlanan ileri teknolojinin getirdik leri yanında, birazdan fazlası da yönetim erklerinin gelişim algılarında fikri takipsizlikleri yüzünden, sorunlar çoğaldı.
Ancak, toplu taşıma sektörü, esnaf kültürünün gereklerini her şeye rağmen unutmadan yola de vam etti. Onlarla aynı yolda birlikte ama biz daha çok, bir “vakavünüvist” olarak yürüdük. 
Bu nitelikle etrafı gözlemlerken, dışarıdan gelme olma etkisi ile iki yönlü bir desterenin sektö rü törpülediğini gördük...
Bugün, birazdan çok rant et kileniminin hakim olduğu anlayışlar arasında kalanlar,  nedeni ni irdelemeden sürekli “kurumlaşın” dedikleri sektöre bir Allah kulunun, bunu nasıl olacağı bilgisini vermediğini de gördük. 
Neredeyse, asra yakın, kente verdikleri toplutaşıma hizmetle ri ile yeddiemin sayılan noktada  esnaf, bir baktık bugünkü nok- taya taşınmış!
Bu nasıl oldu? 
Kimlerin katkısıyla olduğu, artık bugün için o kadar önemli değil. Bugün asıl önemli olanı, gelişimin benimsenen ve yeniden yapılanma denilen yol alış bi çim ve getirisinin bilinir olması. 
İşte bu noktada taşralı sayılırken, yönetenlerin asıl şehir sahipliğine soyunup sektöre öteki gözüyle bakmaları meselesi de var ve bu da belirleyici olabilir.
Bu geliş noktasının iyi olup olmadığı ayrı bir konu tabi. Bu noktada, ‘bence’ diye başlayarak, bu mubarek kentte yaşayanlar, toplu taşıma aktörlerine yapay yapılanmaların yüklenilmek istediği anlayışla bakmamalı. 
Sektörde yer alanlarda ortak akılla birbirini asla ötekileştirmemeliler. Kıssadan hisse olma sı açısından, demem şu ki, bu sektörde önde olan, olduklarını sananlar, artık kendilerini tartmalı. Birbirine muhalefet etme den, birlikte yol alıp, yerine yer alacaklara kol kanat germeli... Bu sayede sektöre yön verenler olabilir ve kalıcı kılınabilirler...
Bu yüzden herkes baştan so- na bu hal ile konuşmak isteyen olmayı düşünmeli. 
En çok da bu sektöre yıllarını verenler bunu yapmalı. 
İnsan ilk doğruyu ancak ken dine itiraf eder. Bu yüzden de herkes, kendine dönük durum muhakemesi yapıp “biz” demek için ne yapıp yapmadığına bakarak bu sonuça göre yol almalı...