10 ARALIK 2018 PAZARTESİ

Bu sevdadan vazgeçin...

8 Ekim 2018 Pazartesi 01:36
halil@kenticitoplutasima.com.tr
ZAMAN ilerliyor ve bizim nereye doğru gittiğimiz konusunda sektörel değerlendirmelerimizin her biri birbirimiz- den de bir farklı. 
Hele iş, sektörün tanımı ve durumu ile bizimle ilgili geleceğin görüntüsü meselesine gelin ce, hepten herkes bambaşka şeylere yöneliyor. hatta sanki ortalık güllük gülistanlık gibi, hemen ferdi önemlilikle, “Bunu yaparım şöyle yaparım” sallama salvo atışlarına başlıyor!.. Neredeyse bir “asar keserim” demediği kalanlar yanınıda, daha aklı selimle hareket eder bildiklerimiz bile sayıyor durmadan!..
Ama bunların arasında aklı selim sahipleri başta, parlamaya hazır barut fıçısı gibi olanı çok. Zaten olmaması mümkün değil. Hatta bugüne dek sabretmeleri bugün olanlardan sonra mucize gibi bir şey geliyor insana!..
Akla takılan,  ”Neden bunu anlamaz görünüp bu kıpırdanış ve hatta gereksizliğiyle birleşerek lüzumsuz bağırtıların peşine takabilecek olanlarla sorun olabilecek bunca gelişmye sessizler” 
Yoksa durum bildiğimiz gibi değil de biz mi, esnafa bu hissiyatı veriyoruz acele ederek?
Daha çok mu zaman gerekiyor hazırlıklar için? Yöneten kamu, ağırlıklarıyla bu yüzden mi zamanın dolmasını beklediği için mi sessiz ve görmez gibi duruyor? Bence her şey için zaman gerekebilir ama açlık için nafaka konusu için zamanı bekleme diye bir şey olmaz. Boşuna dememiş Peygamber Efendimiz,  “Çalışanın hakkını alnının teri kurumadan ödeyin” diye... 
Biz hak meselesinde kimsenin yan çizmediğinden eminiz ama öncelikler konusunda geciktirildiğimizden eminiz. Bir de beklentimizin giderek bizi perişan edip nefes alamaz duruma düşüreceğinden eminiz.
Bu ara zaten durum kritik. Beklenmedik, anlayamayacağımız feverana varır derece tedirgin olacağımızı da düşünüyoruz.
Biz zorlukları da güzellikleri de paylaşmayı severiz. 
O zaman neden sadece zorluklara katlandıkça gider kaybımıza habire yüklerilip, üzerine yük üstü yük bindiriliyor?
Neden sürekli tırpan ayağı mızı tırpanlayıp vazifesini yapar. Yoksa vazifesi sade özel halk otobüsçülerini mi tırpanlamaktır.
İki lafım var. Biri belediyelere. Bu memleketin harcında esnaf emeği  var. Bu memleketin her karış toprağında kurtuluşa ermek için dökülen kanımız var emeğimiz var. 
Peki neden bir kuru ekmek  dilimini alıp nefes aldırılmaktan yoksun ediliyoruz? Yoksa Hoca Nasrettin gibi, arpasını kestiği eşeği tam alışıp açlığa ölmesiyle  “Tam da alışmıştı yahu!” demek için mi bu garez kârlık yapılıyor? 
Doğrusu anlayamıyorum... 
Ey bu işe soyunmuş belediye yetkilileri, kendiniz taşıma için şirketler kurup bizi yok etmek mi istiyorsunuz bunu yaparsanız  sadece gider kaleminizi yükseltirsiniz o kadar Sonuç bu olur.
İETT rol model standardın da dünyanın dikkatini çekerken, eskiden bir hareket amiri ile yapılan şimdi 4 daire Başkanınca incelenerek görülüyor!.. 
bunu biliyor musunuz? 
Kitabilik güzel ama sahaya uyar olması daha güzel. Bu yüzden belediyelerin bu yolu bir da ha denemeleri, daha çok yük getirir. Bu güzelim memlekete yük değil tasarruf lazım. 
Hükümet temkinli küçültüyor tasarrufa geçerek güçlü Türkiye için birçok tedbir alıyor. 
Ya biz? Biz, hala özel kamu iş birliğiyle tek ses yol almayı öğrenemedik gitti!.. Bu sevdadan vazgeçin artık diyorum!..”