08 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

BİZ DE İŞLETİCİYİZ

16 Mart 2020 Pazartesi 19:40
info@kenticitoplutasima.com.tr
ÖNCELİKLE ifade etmeliyim ki bu yazıyı yazmaktaki amacım toplu taşıma sistemi işletmeciliği yapan belediye şirketlerinin içinde bulundukları koşulları gündeme ge- tirmek. Zorlukları anlatmak. Özel işleticiler her fırsatta benzer problemleri kamuoyuyla paylaşıyorlar. Onla- rın problemleri var, belediye şirketlerinin yok gibi algılanıyor. Aslında dertlerimiz bir. Problemimiz ortak.
Ülkemizde toplu taşımacılık hizmeti belediyelerce, İETT, EGO, ESHOT gibi kurumlarca, belediye şirketleri ile ya da özel işleticiler tarafından verilmektedir. Hep söylenir, tekrar edelim. Toplu taşıma bir kamu hizmetidir. En geniş anlamı ile kamu hizmeti, Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinmeleri karşılamak, kamu yararı ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir.* Buradan, kamu hizmetinin toplumun ortak ihtiyaçlarını karşılaması, sürekli ve düzenli olması gerektiği anlaşılmak tadır. Toplu taşıma toplumun ortak ve temel ihtiyacı olduğuna kimsenin itirazı olamayacağına göre top- lu taşıma hizmetinin kamu hizmeti olduğu da açıktır.  Belediyelerce ve- rilen kamu hizmetlerine baktığımız- da toplu taşımanın diğer hizmetlerden farkı, toplu taşıma hizmetinin veriliş biçimidir.
Toplu taşıma hizmeti üretildiği anda tüketilir.
Stoklanamaz.
Anlıktır. 
Sürekli ve yeniden üretilir.
Su, kanalizasyon, yol, park-bah- çe gibi diğer belediye hizmetlerin yıllara varan yapım ve kullanım süreleri vardır.
Yukarıda da belirtildiği gibi topu taşıma hizmet yasa gereği ya belediyelerce verilmekte ya da belediyeler tarafından verdirilmektedir. İETT, EGO, ESHOT’u ayrı tutarsak burada iki durum ortaya çıkıyor. 
Toplu taşıma hizmeti özel halk otobüsleri ile ya da belediye şirketleri ile topluma sunulmaktadır. 
Bu yazıda, konuyu belediye şirketleri açısından değerlendirmeye çalışacağım. Belediye şirketleri top- lu taşıma hizmetini tam anlamıyla kamu hizmeti bilinci ile verirken, özel sektörün dinamizmini, esnekliğini, çevikliğini kullanmaktadır.
Diğer işleticilerden farklı olarak, kamu bilincinin yüksek olması, ticari kaygıların daha az olmasından dolayı yüksek hizmet kalitesi standardı ile taşımacılık hizmetini gerçekleştirmektedir.
Belediye şirketlerinden beklenen anlayış genel olarak şöyledir; Kamu hizmeti mantığı ile kar amacı gütmeden hizmetin verilmesi aynı zamanda da basiretli tüccar mantığı ile şirketin kar zarar dengesinin gözetilmesi.
Yani; hem kamu gibi kar gözetmeyeceksin, hem de ticari olarak kar zarar dengesini koruyacaksın.
İyi de bu nasıl olacak?
Toplu taşımacılık işinin zorlukları ortada. Ücretsiz binişlerin yüz- de 20’leri geçtiği bir ortamda gelir gider dengesi nasıl korunacak? 5 kişi taşıyorsunuz, en az 1 kişi ücret siz. O kadar verimli olacaksınız ki yüzde 20 ücretsiz taşımaya tahammül edeceksiniz. Üstelik ticaret kanununa tabi olarak faaliyetlerini yürüten belediye şirketlerine, aynı şekilde faaliyet gösteren özel taşımacılara verilen destekler de verilmemektedir.
Örneğin, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ücretsiz taşınan yolculara verilen destek ödemeleri belediye şirketlerine yapılmamaktadır.
Bir başka örnek, özel işleticilere yönelik yasalaşan hasılat esaslı KDV ve gelir vergisi avantajından da belediye şirketleri yararlandırılmamıştır. Bu kapsamın dışında tutulmuşlarıdır. Bunların dışında istih- dama yönelik birçok avantajlardan da belediye şirketleri istifade edememektedirler. Finansal maliyetler açısından birçok bedel belediye şirketlerine yüklenmiş fakat özel işleticilere sağlanan hiçbir avantajdan bu şirketler yararlandırılmamaktadır. Belediyelerin veya belediye şirketlerinin işlettiği taşıma hatlarına bakıldığında bir başka dezavantaj da bu hatların hizmet amaçlı, sosyal eşitliği sağlamak adına işletilen düşük yolcu yoğunluğu olan, kırsal bölge hatları olduğu görünecektir. Bir başka deyişle, genellikle şehirlerimizde gelir getirecek hatlar özel işleticiler tarafından, diğer hatlar ise belediyeler tarafından işletilmektedir.  Kamu bilinci de bunu gerektirmemektedir.
Bu ve benzeri durumlar belediye şirketleri üzerinde negatif maliyet etkisini arttırmaktadır. 
Belediye şirketlerinin temel ge- lir kaynağı yolcu bilet gelirleridir. Bu- nun dışında ihtiyaç olması durumunda sermaye artırımı ile doğrudan belediye bütçesinden finanse edilmektedirler. Fakat, bu söylendi- ği kadar kolay olmamaktadır. Çün- kü, şirketlerden beklenen basiretli tüccar olmak, zarar etmemektir.
Zararın açıklanması veya toplum tarafından anlaşılması, anlayışla karşılanması güçtür.
Hemen şu soru sorulur: “Ulaşım neden zarar eder?”
Hâlbuki toplu taşıma sistemleri dünya genelinde doğrudan finanse edilmekte veya alternatif finans mo delleri ile desteklenmektedir.
 Avrupa genelinde maliyetlerin karşılanma ortalaması yüzde 50- ‘dir. Yani; toplu taşıma sistemleri yüzde 50 oranında finanse edilmektedir. ABD’de maliyetleri karşılama oranı daha düşük, yüzde 35- ‘ler civarındadır. Asya ülkelerinde maliyetleri karşılama oranı yüzde 85’lere çıkmaktadır. Ülkemizde ge- nel bir tespit yapılmadığından net bir veri yoktur. Maliyetleri karşılama oranı yüzde 50 diyebiliriz.
Bunun en büyük sebebi hem düşük yoğunluklu sosyal hatlar, hem de ülkemiz toplu taşımacılık sistemi ağ yapısının çok verimsiz olmasından kaynaklanmaktadır.
Belediye şirketlerinin bu şartlar altında, alternatif fonlama veya des tek olmadan bu maliyetleri karşılaması çok zor ve mümkün değildir.  
Burada bahsettiğimiz tüm olumsuz şartlar özel işleticiler için de geçerli olduğu unutulmamalıdır.
Onların durumu da belediye şir ketlerinden farksızdır. Bu finansman modeli ile taşımacılık yapısı sürdürülebilir değildir.
Belediye şirketlerinin beklentileri nelerdir? Neler yapılmalıdır?
1. Toplu taşımacılık sistemi finansman alt yapısı güçlendirilmeli, alternatif fon yöntemleri geliştirilmelidir. Kullanan öder olarak adlandırılan yolcu gelirine dayalı fon modeli dışında faydalanan öder ve kirleten öder modelleri alternatif fon kaynakları olarak değerlendirilmelidir. 
2. Ücretsiz binişlerin disipline edilmesi, sınırlandırılması ve kullanım bedelinin ödenmesi maliyet yükünün azaltılmasına ciddi katkı sağlayacaktır. Dezavantajlı kişilere yö- nelik verilen ücretsiz binme hakkındaki engellilik oranı değerlendirilme li ve suiistimaller önlenmelidir. 
3. Belediyeler tarafından yapılan doğrudan desteklemeye yönelik 5216 sayılı yasadaki eksiklikler giderilmelidir.
4. Toplu taşımacılıkta kullanılan yakıtlardaki (Elektrik, CNG, Motorin) ÖTV ve benzeri vergiler kaldırılmalıdır.  Elektrik, CNG ve Dizel yakıtlardaki ÖTV, KDV, TRT Payı, Enerji fonu, BTV/ETV gibi vergilerden top lu taşıma işleticileri muaf tutulmalıdır. Bu durum yolcuların da ucuz hizmet almasına yol açacak ve top lu taşıma kullanımını arttıracaktır.
5. Toplu taşımacılık faaliyetindeki KDV oranı öğrenci taşımacılığında olduğu gibi en azından yüzde 8’e çekilmelidir.
6. İstihdama yönelik İŞKUR teşviklerinden Belediye şirketleri de yararlandırılmalıdır.
Bu taleplerin birçoğu özel işleti- ciler tarafından da dile getirilen or- tak problemlerimizdir. Toplu taşıma nın en önemli problemi finansmandır. Tüm problemlerin vardığı ortak sonuç finansman problemidir.
Yapısal problemlerimizden bu yazıda bahsedilmemiştir.
Finansman problemi ile birlikte yapısal ve yasal problemlerin de çözüme kavuşturulması, kurumsal ve sürdürülebilir bir toplu taşıma sistemi için elzemdir. Yapılmalıdır.
 
*Av. Serhat Ağırbaş.