21 AĞUSTOS 2018 SALI

Boş konuşmasak!..

30 Mart 2018 Cuma 21:57
SON yıllarda garip denecek derece, hemen herkes bulundukları yada aidiyetini hissettikleri çerçeveden genele dayalı konuşuyor. 
Mesela hiç kimse herhangi bir olay için hakkaniyeti birinci sırada almıyor. Bunun yerine aidiyetine uygun yerden meseleye bakarak konuşuyor. 
Bu son zamanlarda ortaya çıkan giderek fazlalaşan bir söylem biçimi oldu. 
Kendi payıma bundan rahatsızım. 
Bence, bize özgü mahremiyetimiz hakkaniyet ve adaletli hareketlilik olmalı. 
Mesela, Çorum Osmancık Mevki’inde bir ka- za oldu ve hemen herkes, kazanın haber yapılması da dahil, kaza konusunda ağzına geleni söyledi.  
Elbette, kaza ve ayrıntılarına değinme gibi bir niyetim yok. Amacım sadece bir bilginin nasıl alınması, bilgiye nasıl bakılması, onun değerlendirme kriterlerinin nasıl olması gerektiği. 
Eğer başarabilirsem bir de bunun sektörel sorumlulukla ele alınır olup olamayacağı meselesidir üzerinde durmak istediğim. 
Bir kaza oldu.
Neler söylenmedi ki kaza hakkında? Lakin, kimse çıkıp da işlemesi gereken prosedüre dikkat etmedi. Ağzı olan konuştu. Kaza yapanları firmasıyla sürücüsüyle yetkilisiyle ötekileştirici tavırla kendisinden soyutlayarak suçlayabildiği kadar suçlayıcı biçimde olaya yaklaştı.
Oysa, gerçeğin öyle olmadığını delilleriyle çok kısa süre sonra açıklandı.
Aynı durum kentiçi toplu taşıma hizmeti veren özel halk otobüsünün karıştığı kazada da yaşandı.
Aynı yaklaşım ve söylemlerle bu kazada da ağzı olan konuştu ama söylenenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, sadece bir genelleme ardına sığınılarak “ben ayrıyım” bencilliğine vardı laflar. 
Biz insan taşıyoruz. 
Şehir içi ya da şehirler arasında farketmez. 
Bize emanet edilen canı korumak görevimiz. 
Bir de her kazanın daima olabilecek olasılığı barındıran bir istenmeyen durum olduğu açık. 
Her kaza kendi koşul ve özelinde nasıl olduğu araştırmasına tabi tutulur. Bunu da herkes bilir...
Hata, kusur ve tümünü kazaya neden hususlar olarak belirleyen sonuçların tespitleri inceleme detaylarının analizi sonucunda, gerekli tahkik ve tetkiklerle bu işte yetkili makamlar tarafından, usul ve kaidelerle belirlendiği da bilinir.
Ancak bir çokları, bildiği halde işin bu kısmını bilmezden gelir. Nedense kimsenin üzerinde durmadığı, bir kaza anında izlenecek yolun her işletme için her kaza için aynı şekil izlenecek olduğu. Bunu  hiç aklına getirerek davranmaz. 
Bir kaza olunca yapılacakların içinde gerekli tetkikler yapılmadan neden ve sonuç beyanının yapılmamasını unutup saçmalayanlar çok olur...
Bu anlayışa son verilmeli. Haksız yere şaibelere neden olmamak için gerekli yasal düzenleme ve bağlayıcı iş-görev tanımlamalar netleştirilmeli. 
“Çamur at izi kalsın” devri artık bitmeli.