25 MAYIS 2018 CUMA

Yazık olmasın İstanbul’a...

İBB, sanki görünmez bir elin baskısı ile mi bilinmez, “bir ileri iki adım geri” uygulamasını sıklaştıran kuruma dönüştü. Başkan Sayın Kadir Topbaş’ın birçok başvurumuz olmasına rağmen bizimle görüşmemesi, gördüklerimizi doğrudan sormamızı engellediği için, görüşümüzü yazarak iletmeyi vatandaşlık vazifesi sayıyoruz.

Ekleme: 1 Nisan 2016 Cuma 19:53/ Güncelleme: 1 Nisan 2016 Cuma 19:53

 

Sayın Başkan, ilk görev aldığı yıllarda ulaşım ve trafik sorunlarının çözümünde kararlı, cesur adımlar attığından bu yana, çok şeyler oldu. Köprülerin altından çok sular aktı ve bazı tıkanmalar olduğu görüldü. 

Özellikle, kentiçi ulaşım ve trafik konusunda ciddi sorunlar yaşanıyor. Sorunlar, hem özel, hem de kamu adına görev yapan İETT üzerinde yoğunlaştı. Bir bakıyoruz, Sayın Topbaş, kaliteli bir kentiçi toplu taşımanın, konforlu, herkes için sürdürülebilir tarz ve yeni nesil araçlarla yaptırılması iradesi sergileyerek desteklediğini ortaya koydu.

Bir baktık, özel halk otobüsçülerine yeni yükleri İETT üzerinden sağladı. Bu yetmiyormuş gibi, “Kaldıracağım” sözünü verdiği dolmuşçuluğu kaldırmak bir yana, hamisi kesilenleri inanılmaz biçimde boşlayıp, ikici yaklaşımıyla, bu duruma geçit verip sessiz kaldı!..

Sayın Topbaş; “Dünya Belediyeleri Birliği’ne uygun yapılı, gelişimin gereğini istanbul’da yapacağım” derken, halk otobüsçülerini kurumsal yapılı geleceğe zorladı ve aynı anda da sahada eski anlayışı sürdüren taşımacıları yüreklendirici kayıtsızlıkla, değişime uymayanları görmeyip onlara yol açtığına bizleri tanık etti.  

Hadımköy-Tüyap hattındaki 42 özel halk otobüsçüleri arasına 30 minibüs konulması bunun son örneği oldu. Sırf “Minibüs girsin” diye sayılarla oynanarak, “bir sizden, bir onlardan” fıkrasına uygun kalite adına, eski “Müsait bir yerde” taşımasını görmezden gelerek destekledi. Bu sayede, satılık hat ilanlarındaki rakamların arttığını bile görmedi...

En ilginci, kendi yönlenişin inkar ikrarı, kurumlaşmaya dönük harcamalar yapan, engelli erişimi için yeni nesil alımlarını gelir düşüklüğüne rağmen gerçekleştirmeye çalışan, ücretsiz ve indirimli, 24 kalemi aşan taşımalara, yasayla eklenen en son 65 yaş ve üzeri bedava taşımayla da beli bükülüp iyice sürünme aşamasına gelen halk otobüsçüsünün önünü tıkattırması.

Bazı pansuman tedbirleri hariç İBB, sahada olanlara duyarsız kalıp, yüklendiği vizyon ve misyona rağmen gelişimi tıkayanlarla bir olmasa da onlara göz yumması, anlaşılır gibi değil!... Bunu neden yapıyor? 

Hangi dengenin gereği onlara; “Evet” diyor, bilemedik. 

Biz, yayın olarak, çözümü “İETT’ye tüm lastik tekerlekli taşımacıların bağlanması”  olarak görüyoruz. Çünkü, halk otobüsçüleri cezalandırılacağına, beraber çalışılsın. Böylece, diğer taşımacılar da kayda alınıp, ücretsiz taşıma özel halk otobüsçülerinin sırtına yüklenmez ve bir taşla iki kuş vurulur. 

Hissettiğimiz en kötü plan da, iştiraki şirkete dayalı operasyonel düzenlemeyle, özel taşımacıyı kiracı durumuna düşürme eğiliminde olunması!.. Bunu da oluşan hat ve plaka değerini kamuya devretmeyi düşünerek yapmak istenmesi!.. Bu niyet bile ciddi sorunlar getirebilir!.. 

Bizce, özel halk otobüsçüleri ana aktör olmalı ve önü açılıp İETT ile ortak “Kamu-Özel” yapılanmasına geçilmelidir.

Sayın Topbaş, “Dünya Belediyeler Birliği Başkanı”  olarak, dünya genelindeki tüm toplu taşıma modlarının gelişmişlik düzeyindeki örneklerini İstanbul’da uygulamayı şiar edinerek “Kamu-Özel” yapılanmasını rahat bırakması daha doğru olacaktır. Çünkü, şu ana kadar yaşananlar, gelecekle ilgili kaygıları ve olabilecekleri çok daha net biçimde ortaya koymuştur.

Yazık olmasın 143 yıllık birikime ve güzel İstanbul’a...