31 EKİM 2020 CUMARTESİ

Görevimizin başından hiçbir zaman ayrılmadık

Mavi Marmara A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Gürler, Covid-19 salgını ile sanılandan çok daha zor duruma düştüklerini Özel Halk Otobüsü İşletmecileri’ne destek için her yolu denediklerini belirtti...

Ekleme: 20 Mayıs 2020 Çarşamba 00:40/ Güncelleme: 20 Mayıs 2020 Çarşamba 00:40

KTT: Sayın Başkan, Özel Halk Otobüsçüleri tarihinin en zorlu dönemini yaşıyor. Temel giderlerde destek talepleriniz, gelir kaybına önlem alınma beklentiniz sürerken, Covid-19 salgının sizi daha zor duruma düşürdüğünü gördük? Yaşananlara karşı nasıl bir yol izliyorsunuz? Herkesin üzerinde durduğu ‘Yeni-Normal’e bakışınız ve esnaf olarak beklentileriniz nedir?
 

GÜRLER: Covid-19 salgınında yaşananlar ülkeyi, ülke insanını maddimanevi zora soktu. Şükür ki devlet, bu salgına diğer ülkelerden daha iyi hazırlık yapma zamanı buldu. Ortak anlayış ile önlemler alıp, hasar olabildiğince en aza indirildi. Bu durum hepimiz açısından oldukça sevindirici. Böyle bir felaket karşısında biz, Özel Halk Otobüsçüleri esnafı olarak; “Önce Vatan” dedik. Tüm paylaşlarımızla, siyasi otariterinin her bir mensubu ile birlikte hizmet vermeye devam ediyoruz. İstanbul, geçmişte de sorunlara öncü tavırla öne çıkmıştı. Şimdi de aynısı oldu. Ancak, bu sefer durum diğerlerinden farklıydı, Çünkü, ortada dünyanın her bir canlısını ilgilendiren bu durum söz konusuydu ama yine de; “Hizmetteyiz. Yeter ki bizi güçsüz, desteksiz bırakmayın. Karşılayamadığımız giderlerimize yardımcı olun” dedik. Salgında ilk mağdur olanların tedavi eden sağlık çalışanları oldu biliyorsunuz.

İnanılmaz bir özveri ve azim ile görevlerini yapan bu sağlıkçılara sahip çıkan da yine Özel Halk Otobüsçüleri oldu. Sağlık Bakanlığı’nın planlı ve koordine davranışı tabiki belirleyici oldu. Fakat, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim; “Özel Halk Otobüsçüleri görevlerin başından hiç ama hiç bir zaman ayrılmadı...” Peki, ne oldu biliyor musunuz? Size kısaca özetliyeyim o halde... Biz azimle çalışırken, salgının yayılmasında aracı olanlar arasında toplu taşıma çalışanlarının da olduğu belirlenince, ek önlemlerin için de öncelikle, toplu taşıma yüzde 80-90 oranı azaltıldı... Araçlar azaltılmadığı i ç i n seferlere devam edildi... Bu bize 4 TL. olan bir yolcu maliyetin, 24 TL. olmasını getirdi... Sonuçta salgından bugüne 150 kişilik solo otobüs, ücretsiz indirimli, usulsüz kart kullanımı gibi sair nedenlerden zordayken, 18 yolcu ile çalışmaya başlayınca kaybımız ile hareket edemez hale geldik... Yine de bulaşma riskine, can kayıplarımıza rağmen hizmet vermeye devam ettik... Öncelikle, esnaf hizmetine devam etti... 

Yönetici olarak biz zaten son geliş meler ve yeni nesil üretimle gidişatın sunduklarıyla anlayış değişikliğine uğradık. Daha ortak akıldan yana birlikte ve iş birliği içinde çözüm arayıcı olmuş tuk. Covid-19 ile bu özelliğimiz daha gelişti. Sorun olacak bütün yeni noktaları hesapladık. Bunlara yetkililer katında dikkat çekerek, dedik ki; “Kar derdinde değiliz. Biz yakıt ödeme zorluğu yaşıyoruz. İstanbullu Özel Halk Otobüsü İşletmecileri olarak, yakıt desteği verin. Temel giderimizi karşılayın, tekerimiz dönsün yeter. Hizmeti her şartta yürütürüz” dedik. Bunun için iki noktadan taleplerimizi ortak anlayışla belediye ve hükümet katına ilettik. Bu arada da bir iş görev taksimi ile yol aldık. EDEBİYAT YAPMADAN TÖHOB, yurt geneli sitem ağırlıklı talepleri devlet ricaline iletti. Bunu yaparken, saha gerçeklerinin analizi ile yapılanların sahaya etkisini STK niteliği ile ortaya koydu. Sahada bulaş önletecek alınması gereken önlemleri, etkin kılacak hizmeti aksatmamayı sağlatacak acil talep ya da düzenleme gerekleri hükümete sundu. Bunu yaparken de il, ilçe bazlı bilgi alış-verişi ve yapılması gerekenler konusunda fikir alışverişlerini iş birliği noktalarını belirleyerek netleştirdi. Esnaf, kendi bölgelerinde yapılması gerekenleri ortak anlayışlı katılımla ama asla; “Yandık bittik” edebiyatı yapmadan işin hallini sadece devletten isteyen olmadı. İşte, tam da bu süreçte İstanbul deneyimi, önemli noktalara parmak bastı. 

Mesela, salgın öncesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi destek kararı ile zorda olduğumuzu teyit etmenin yanında, diğer belediyelere destek yolunu açmıştı. Sonrası değişimde değişen olmadığını gördük. Sayın İmamoğlu yönetimi de buna devam edilme kararı aldı. Gelişmelerin doğru anlatılması çalıştaylar sonucu bir de devlet desteği gerektiğini açıkça ilan etti. Biz bu süreçte siyaset üstü bakışla yol aldık. Salgınla artan sorunlara çözümde belediye, hükümet desteği gerekliliğini belirtecek kadar açık yanımızda oldu. Bu ara, TÖHOB üzerinden devlet torba yasayla belediyelere; “Özel Halk Otobüsçü İşletmecileri’ne destek verebilirsiniz” yetkisiyle yol açtı. İstanbul olarak biz de hep birlikte hareketliydik. Ortak anlayışla çabalarımız sürüyordu. Biz de Büyükşehir Belediyesi Meclisi aritmetiğine ulaşıp, destekte birleşici olmalarını sağlamaya çalıştık. Meclis de ve gereken yerlerde hizmetin devamını sağlamamız için her kesimden yöneticiye bilgilendirme yaptı. Biz de, benimsediğimiz siyasi gö rüşte olanlar, olmayanlar her akıl izan sahibinden, ortak hizmet ve de önlem amaçlı destek sağlanması için görüşenlerden olduk. Kendi adıma, il bazında, başkent bazında yani; olması gereken her noktada oldum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi de bizim bu ek çabalarımıza duyarsız kalmadı, ortak anlayışla destek verip, kararını onayladı. İşte, bu sonuç, belediyelerin ortak anlayışta birleşebileceklerini göstermesi açısından da çok önemli bir davranış olarak kayıtlara geçti. 

 

 

KTT: Burada doğru strateji ile gerekliliğin anlaşılır olmasını ortaya koyma meselesi var. Bu meselenin özünü oluşturan; Özel Halk Otobüsü İşletmecileri olarak geldiğiniz noktada kurumsal bir yapıya ulaşmanız daha doğru, güzel ve de kalıcı kazanımlar sağlamaz mı? Bütün bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÜRLER: Biz, bugüne kadar sizinle hiç siyasetten söz etmedik. Herkes, herkesi bilir. Ortak noktamız sektörel gelişim, toplu taşıma hizmeti vermek, sistemin içinde nasıl bir işletmecilik ve kurumsallaşmada nasıl bir yol izleme, hedef ve amacımızı belirleme gibi esaslar üzerine kurulu. AKLIN YOLU BİR! Tabii, biz ne yaparsak yapalım, arada “Acabalar” dillenir olduysa da, bu sadece ezberlerden kaynaklı bir davranıştan ileri gidemez. Bir kere ben esnafım, siyasetçi değil. Elbette bir görüşüm, eğilimim var ama öncelikle, mesleğimin ortaya koyduğu gerçek ile herkese hizmet için bir çalışanım. Yani; hizmet vermekle yükümlüyüm. Bunu para mukabili belediye isteğine uygun, kamu görevi olarak görüp, ayrımsız, aracıma binen herkese vermekle yükümlü biriyim. Bu yüzden hele yolcuma, asla işime de siyasete göre yaklaşamam.

Siyasete nasıl baktığına dair bir yargı ile kimseye bakışımı belirleyemem. Aslında bizler; “Her kesimi, siyasetçisi, siyaset dışı, herkesi” bir çatıda toplayanlardanız. Bu yüzden bizim asli ve ana işimiz belirlenmiş çalışma yönergemize göre hizmettir. Hizmeti sürdürülebilir kalitede konforda ortaya çıkarmak zorunda olan işletmecileriz. İstanbul’da bunca yıldır hizmet verebilir olmamızın tek nedeni bu anlayışımızdır.

Ben; belki, sadece hizmetle; “Helal olsun, herkesi eşit görüp hizmet sunuyor” dedirten anlayışla öne çıkarak, belki adımdan çok söz ettirebilirim ama hizmetimin gerçeği; “Ben işini yapanlardanım...” Şirketlerin de bu söylemle yol almasının gerçem manada doğru olduğunu düşünenlerdenim. Bir de, şunu çok iyi biliyorum; “İstanbul herkesin...” Ayrıca, hizmet yolunda anlayışlarda fark olabilir, olmalıdır da. Çünkü, doğruyu bulmanın yolu, fikir birliğinden geçer. Belediye tasarruflarında yetkilidir ama yine de bana düşen, bugün olduğu gibi akılla, hizmete engel teşkil ettirmeyecek ortak anlayış ve hizmet sağlama düşüncesinin etrafında herkesi toplamaktır. Duruşum, kendi bölgemin başkanı olarak, hizmeti sağlatacak ortamı oluşturma önceliği taşır. Böyle olunca da yapacağım bellidir. ZORLANIYORDUK Sonuçta, bizim dışımızda Otobüs A.Ş. bünyesi çalışanlarla birlikte 3 Bin 94 esnaf, hizmet vermekte zorlanıyoruz. Vatandaş, hizmet alamayacak noktaya geliyor, sorunlar artıyor, hizmet alamaz duruma gelme hali vardı. Biz de o zaman, şartlara göre; hizmet yolunu elbirliği ile yönetimden sorumlu hangi partiden olursa olsun var olan karar merciine kentin, kentlinin ve esnafın yararına olacak yolu açtırıp; “Hizmet etmemiz lazım” diye, karar kıldık, yol aldık ve önemli başarılar elde ettik. Tabii ki, bu durum, öyle anlattığım kadar kolay olmadı.

Mavi Marmara Yönetim Kurulu Başkanı olarak 5 şirketi hesaba katarak yol alma gereğine uygun davrandım. Büyükşehir Belediyemiz’i de gözetmem gerekti. Hükümetin bütünsellik içinde, bizim için gerekeni yaptığımı düşünüyorum. Açık, anlaşılır ve geri planda özel hesabımda yok, asla da olamaz... Görev verilir, yapabileceksem yaparım. Bu kadar net... Özel Halk Otobüsü İşletmecileri- ’ne desteğin arttırılıp onaylanmasının kabulünde, bu sürecin sonunda el birliği ile ulaştık. Bu işte kimin ne kadar olursa olsun, her katkısı mutluluk getirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu ve kurmay kadrosuna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne, bu alanda ortak davranan her siyaset kanadından meclis üyelerine, görevli başkan, il görevlileri, herkese yürekten teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Geleceğimiz adına söyleyebileceğim en önemli şey; esnafım soluk almalı, bu solukla da hizmeti yürütebilmesi için destek verilmeli. Gerisi teferruattır...