06 HAZİRAN 2020 CUMARTESİ

Belediyelerin değişkenliği bizi kayıp potasında eritti!

Osmaniye Kooperatif Başkanı Yakup Çelik; “Daha salgın olmadan önce dengemiz zaten bozuktu. Giderek artan ücretsizler ile birlikte usulsüz ve denetimsiz kart kullanımı sistemi tamamen bozdu” diyerek, durumu özetliyor...

Ekleme: 3 Mayıs 2020 Pazar 07:31/ Güncelleme: 3 Mayıs 2020 Pazar 07:31

Anadolu işletmecilerinden Osmaniye SS 8 No’lu Özel Halk Otobüsleri Başkanı Yakup Çelik, “Bütün yaşadığımız  zorluklar bize değişmemiz gerektiğini gösteriyor. Ancak, yaşadığımız saha gerçeğinin gerekleri şimdi zamanı değil, diyor. Önce salgına el birliği ile karşı duralım. Sonra eksikliklerimize bakar, üzerimize düşenleri sektörel gelişim hedefi ve ortak bilinçle yaparak, kendimizi yenileriz. Bunun başka yolu yok” diye, dile getirdiği değerlendirmeleri dikkatinize sunuyoruz...

KTT: Covid-19 daha çok sahada kamu hizmeti vermek zorunda olanları vurdu. Sağlık personelinden sonra ikinci sırda toplu taşımacılar yer alıyor. Bildiğiniz gibi salgınla birlikte kamu, önlem olarak, araç ve araç yolcu sayıları azaltıp, sosyal mesafe ayrımına girerek ilk karşı hamlesini yaptı. Aynı noktada, Özel Halk Otobüsleri de dezenfektasyon ile araç biniş ve inişlerde el sterilizesi ile bu önleme destek verdi. Bunlar doğru hamleleriniz oldu. Hızlı bir önlemle riski dengeleme amacı güden bu gelişme, uzadıkça işin finansman noktasında sorunlar getirmesi, karşı duruş stratejisinin hizmetin devamı açısından ciddi soruna dönüşünü de beraberinde getirdi.
 
SORU: Bugün bu ortaya çıkan sorunlar, her ne kadar mücbir sebep de olsa olumsuzluğun ana nedeni işleyen sistem ile saha uygulamasın da esnafın yeri ve durumuna bakışı ile bir alakası var mı?    
 
ÇELİK: Bu sorunuza bir çırpıda cevap verilemez. Bileşenleri oldukça fazla. Bir kere memleketin hemen her yerleşimin özelliği ve belediye anlayışına göre ciddi bir sistem söz konusu. Genel esaslara bağlı ulaşımda otorite fazlalığı engel ve sıkıntı yaratıyor.
81 il, 81 ayrı birbirinden bağımsız işletim uygulamasından söz edebiliriz. Ülke ana ulaşım planlamasıyla hiç bağı olmayan bir kentiçi toplu taşıma karmaşası demek mümkün...
Yani; sistemdeki acil durum planında finansal uygulama ve temini ile normal işleyen sistemin birbiriyle ilintili tutulmaması ana sorunların ilki. Aynı şekilde “işletim”, “işletmecilik” anlayışının niteliği, içeriği ve sahadaki uy gulama esaslarının gelişimine uygunluğu da işi çıkmaza sürükleyen ek mesele. Bu, otoritenin sisteminin uyum hesabıyla onun getiri, götürü sürdürülebilirliğini istediği gibi gerçekleştirme yöntem ve bakışıyla alakalı.
Yani; doğru cevabı otorite vermeli.  
Şimdi her il her yerleşim alanı, kendi hareketliliği, yapısı, otoritenin o yere göre benimsediği işletim anlayışı, hatta merkezi otorite ilişkisi, uyumu ya da uyumsuzluğu, siyasi farklılıkları gibi hizmet uygulama ve uygulatma gibi birçok ek meseleler de işin içinde.
Mesela, bizim Osmaniye’de toplu taşıma hizmetini veren 3 kooperatifiz.
Belediyemizin belirlediği hatlar üzerinde öz mal araçlarınızla belediye denetim ve yönetiminde hizmet verir, 195 araçla bunu yaparız. Belki de her kentte tek ortak nokta, gelirin yolcu başı taşıma tarifesine göre belirlenmesinin aynı olması. Giderin buna göre oranlanması ile de karşılığını alırız.
Sorun bu noktada karşılıkta makasın hesabı mali açıdan dengeleme gerçekliğinde... Daha salgın olmadan ön ce, bu denge zaten bozuktu, giderek artan ücretsizler ve ek usulsüz denetimsiz kart kullanımı sistemi tamamen bozdu. Bu uygulama sahada istenen hizmeti engelleyen, maddi sorunları artıran sonuçlar doğurdu. Bizi memnun etmekten uzaktı ve her yerde bu böyle idi. Makas aleyhte açıldıkça açıldı
Sadece şiddet oranları, diğer yerleşim alanlarındaki uygulama farklılıklarına dayalı değişiyordu... 
Bu yüzden belediyelerinde yaklaşım değişkenliği ile kimi hızlı, kimi yavaş ama herkes kayıp potasında erimeye başlamış. Çalışamaz sistem sadece, özel taşımacı esnafının gayreti ile yol alıyordu o kadar.  
Çok uzun zamandan beri bu sistem öz sermayesini kullanan taşımacının, bırakın sermayesini geri almasını, gide rek hizmet idamesine imkân vermeyecek derece sorunları arttırıcı rol oynuyordu. Korona salgını yokken, bizim durumumuz böyleydi.
Bunun finansman gerçeğindeki sapması hesap edilmeden sosyal hizmet kavramında ek ücretsiz uygulama da bildiğiniz gibi bardağı taşırıp yok oluşu hızlandıran uygulama olmuştu.
Neticede bu şekilde işin yürütülmesi, “gittiği yere kadar anlayışı” saha gerçeğinde esnafı giderek geriletti. 
Nefes alamaz hale getirdi.
Bu böyle olmasa, TÖHOB neden ortaya çıkarak, “tanım düzenleme, destek, gelir vergisinde ayar” gibi finansman konularının ele alınarak uygulanmasını istesin ki. Belirttiğim uygulamalarla sahada özel taşımacının gelir-gider makasındaki açılma dayanılmaz hal aldı.
Bunlara dikkat edilmeden belirttiğim ve belirtmediğim ek ücretsiz taşımaların arttırılması, ek ücretsiz ve in- dirimli birçok sosyal uygulamalarla takribi günlük yolcu oranının gelir azal tıcı bedavalar yüzde 20’lere varıyordu ve işletmecilik kan kaybetmiş, giderek yoğun bakımlık oluyorduk.
Nitekim, birçok ilde yatar araç sayı- sı arttı. Hizmet verirken oluşan masraf, aracı çalıştırmayınca gelecek cezayı geçtiğinden, neredeyse cezayı tercih edilir hale getirmişti.
Bu da, özel işletmecilik sistemini yaralayan soruna dönüşmüştü.
Hatırlayacağınız gibi, TÖHOB o dönemde devlet ricali ile görüşmeler yapmıştı. Sizin de izlediğiniz görüşmeler sonu araç başı destek uygulama gereğini devlet hissetmişti.
Haklılığımız ortaya konmuştu ama verilen miktar ile gerçek kayıp mukayese edilecek derecede değildi.
Gelişmeler hep esnafımızı çıkma- za soktu. Bunu da otorite olan denetleyici makam belediyeler görerek meclis kararlarıyla geçici desteklerle pansuman tedbirlere başladılar. 
 
KTT: Sayın Başkanım, burada devletin ya da kamunun sorunu gördüğünü anlıyorum. Dediğin gibi araç başı destekle işi hal yoluna sokmayı denemişti. Dediğiniz gibi o zamanki bütün görüşmelerinde bulunduğum için biliyorum, devlet kolaylık olarak sizlerin talepleri ile KDV indirimi ve sabit gelire dayalı vergi sistemi ile de önemli destek vermişti. TÖHOB o denemden bugüne dek aynı kararlılıkla sektörün sesi olarak devlet katında destek sağlamada birinci aktör olmuş şimdi de bunu daha derli toplu biçimde yürütme gayreti içinde. Sevindirici nokta geçmişten daha iyi bir üye artışı ve desteği de olması. TÖHOB’un sektörünün tek çatısı olmasının yanında mevcut yapılardan farklı geleceğin tek STK niteliği ile kamu ile de iletişimi sektörel gelişim mantığına uygun anlayışla sürdürmesi. 
 
SORU: Burada işletim ve işletmecilik anlayışında Özel Halk Otobüsçüleri olarak işlerliğini kaybeden yapıyı güzel anlattınız. Bu noktada en azından doğru bir yapılanma için gereken anlayış değişimi dahil Özel Halk Otobüsü İşletmecileri özel sektör mensupları olarak sizlerin yapabilecek şeyler yok mu? 
  
ÇELİK: Olmaz olur mu, elbette var ama önce cümlemi tamamlıyayım. Belediyeler bizi yardımcı unsur bağlısı ama gelir-gider hesabına bakmayı üçüncü öncelik sayan anlayışla yol alışını sürdürmesi, hükümet edenlerinde bunu gömesine rağmen ses etmemesi düzeltici işlem yapmaması var...
Mesela, hemen hiçbir belediye bizi paydaşı görmemişti.
En azından meclis ve encümen kararlarında bu yönde vurguyu hiç görmedim. Ayrıca, mücbir sebep, müdahil olunamayan ama maddi yansımalarıyla ek masraf üreten tercihlerinde ısrarlarını niye sürdürdüler!..
Bütün bunların bize ek menfi getirileriyle inanılmaz götürüleri oldu. Sonuçta, sistem gelişmelerin gerisinde yerleşimde ki hareketliliği sağlatacak dinamiklikten kopuk işlemesiyle iş işin içinden çıkılmaz hale geldi.
Şimdi buradan ne sonuç çıkarabiliriz? “Demek ki salgın öncesinde cid- di bir sistem sorunu ve ondan kaynaklı sorunlar varmış...”
Evet, müdahil olamadığımız en son  gelişme Covid-19 salgını oldu!.. Salgın sorunu hızla ikiye ardından üçe katladı. Hala da katlamayı sürdürüyor. 
Bu ek sorun, sorunu çoğaltan ve sistem gerekliliğini ve değişimi işaret eden gelişmenin de bir işareti oldu. 
Şimdi belediyelerde ve Özel Halk Otobüsü İşletmecileri dahil hiçbirinde “Acil Eylem Planı” ya da “Acil hallerde Hizmet İcra Uygulama Esaslar” olmadığını, buna gerek görülme- diğini gördük. Bu bizim de ciddi noksanımız. Ancak, hemen belirteyim.
Bu dünyanın da bir zafiyetiymiş. 
Onu da gördük.
Bunu da belirtmeliyim. 
Salgın, öncelikle, işletme zafiyeti yanında en çok sistem değişiminden önce anlayış değişimine gidilme gerektiğini bize en son gösteren olmuştur.
Biz, Osmaniye Belediyesi ile işbir- liği halindeyiz.
Taleplerimiz bitmiyor. Desteksiz yaşayamıyoruz çünkü.
Yaşamı tehdit eden salgının önle- mi, haklı olarak hepimizi vuruyor ama bu vurma katlanılabilir olmanın çok ötesine geçtiğinden, yeni bir düzenleme gerektirdiğini de ortaya koydu. Ama en önemlisi hizmet vermeyi engellediği için de yapı adına kaygılıyız.
Osmaniye’ye dönersek, biz 3 kooperatif yönetimi, üyelerimizden kooperatif üye aidatı almıyoruz.
En azından farkındalığımızı üyelerimize ortaya koymuş oluyoruz.
Bu yetmese de bir yaklaşım didinen üyelere sahipleniştir bizimkisi.
Yani; yapabildiğimizi yapıyoruz. Şimdi biz bunları yaparken bir ortak anlayış bir ortak değerle krizi yürütmede kopukluklar da bizi mahvediyor.
Mesela bir aracımız 16 sağlık personeliyle durağa yanaşıyor yolcu sınırlaması olduğundan 2 fazla yolcu binin- ce, kaptan hareket etmiyor.
Lakin orada yolcu inmemekte ısrar edince bu olay fazla yolcu almaya dö nüştürülerek resmi makamlara iletiliyor bizim talimatımız uyarınca şoför hareket etmediği dikkate alınmadan emniyet ücretsiz + fazlanın 2 kişi olduğu sayılıp ispat sayılıyor!  Bize cezai işlem yapılmak isteniyor. Peki durum bu mu? Değil. İşte sahada bütüncül uygulamada duruma farklı bakılınca  bu karmaşalar üzüyor. Bu olayın her biri  gelir kaybettirip, paraya tamah eden suçlamasına kadar işi götürebiliyor. 
Bu yüzden doğru olması gereken düzenleme gerekli. Biz hizmet yapamadığımızdan belediyeden destek istiyoruz. 16 Hatta 195 aracımız var.
Eğer, makul çözüm üretilmeyecekse bir garaj yapın getirelim araçları bu garaja bırakalım. Anahtarları da belediyeye teslim edelim.
“Siz işletin araçları” teklifi yapmayı düşünecek derece zordayız demeye getiriyorum lafımı...
Gerçekten çok  zordayız.
Ülke geneli zora düşmeyle giderek geleceğin gelişimine de sekte vuran sayılacağımızdan korkuyoruz. Bu yüzden en azından durum netleşene dek, en az 3 ay; aidat, araç muayene ruhsat gibi bazı alınmaması mümkün ödemelerden muaf tutulma gibi talepler yapıyoruz. Devlet bu önlemde destek tedbir paketinde birçok destek uygulamalarını devreye koydu. Faiz ertelenmesi vergi ödeme ertelemeleri gibi...
Hatta, biliyorsunuz TÖHOB girişimiyle devlet, belediyelere araç sahiplerine destek yapma yolunu torba yasa  ile açtı. Yani; gidişat çıkmazını gördü, görmesine de tedbirleri yetersiz. Soluk aldırmadan uzak. Sistemi de zora so- kan noktaya gidişi işaret ediyor.  
 
KTT: Önünüzde iki ana konu var. Birincisi; menfur salgında sürdürülebilir hizmetin devamını sağlatacak düzenleme ile destek alınması. İkincisi; orta- ya çıkan sistem gerekliliğinde nasıl bir işletmecilik sistemi ile yol alma hazırılığında bulunmak. Bunun için belki de ortak anlayışla ülkede arama toplantıları yapılması gibi bir takim aktivitelerin düzenlenmesi. Belki de en önemlisi Özel Halk Otobüs İşletmecileri’nin geleceğin gereklerine uygun nasıl bir sistem ya da nasıl bir işletme modeli konu- sunu mutlak tartışıp kendine uygun yapılanmayı belirlemesi ama dediğiniz gibi ancak önce bu menfur salgının önlenmesi şartıyla. 
 
SORU: Osmaniye Belediyesi taleplerinize olumlu bakıyor dediniz. Peki, kamu-özel iş birliğinde ya da paydaşlık noktasında ortak anlayış ne merkezde? Son olarak sizce tam doğru ve kalıcı çözüm nedir?
 
ÇELİK: İster Osmaniye olsun, is- ter başka bir il belediyesi, istenen sonuç kaynakla alınır. Hem kaynak olacak, hem de bu kaynakların doğru kullanılmasını sağlayacak düzenleme ve irade olacak. Bugüne dek savaşı kaybetme sebebi arayanlara kaybeden komutan “9 madde var. İlki; “barutum yoktu” demesi gibi, düzenlemede de asli sonuç tamamen bir imkan, bir kaynak meselesi elbette...
Bir kere 3 Kooperatif yöneticileri olarak bizler, Osmaniye Belediyesi ile cidden uyumlu olumlu yakınlık içindeyiz dedim. Gerçekten de öyleyiz ama yetmiyor... Bu da bir gerçek.
Mesela son talebimize cevap olarak encümen kararı ödeme ertelemelerini kabulü anlayışta sorun olmadığını gösteriyor ama yetmiyor ki.
Bu nokta bizi aşan gelişme bu saatten sonra özellikle devam eden edeceği de söylenen Covid-19 salgını artık önce anlayış değişimini, ardından buna dayalı yeni bir sistem ve de bu gelişime uyarlı model gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Bence tam doğru çözüm, katılımcı anlayış, yönetim yerine, yönetişime dayalı paydaşlık ve belediye dahil yeni bir toplu taşıma sistem yasası. Bunun içinde Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği tanım esaslarıyla kurumsal işletmeciliği işaret edici yapılanmaya yönelmek.
Şu an için acil gereklilik ise devletin bütçeden emekli yardımını doğrudan her emeklinin hesabına yatırması gibi, gelir gider açığını dengeleyici hesapla, maddi desteğini belirleyerek, onu vermeye karar vermesi.
Bunu doğrudan esnafın kendisine ödemesidir. Bu sahadaki tıkanıklığa çözüm olabilecek tek etkili yöntemdir. 
Bizim Özel Halk Otobüs İşletmecileri olarak iki çalışma önceliğimizden biri sahada tıkanmalarla hizmeti olumsuz etkileyen sorunları çözme, bir diğe- ri de geleceğin yapılanmasında sistem alternatifi ve/veya tamamlayıcı olarak proje geliştirerek kamu özel işletmeciliğinde ortak anlayışla nasıl bir sistem gerektiğini otoriteye alternatif olarak sunma çalışması yapmaktan ibarettir. 
İşte, tam da bu noktada TÖHOB devlet erkanı ile bugün yaptığı gibi bütün görüşmelerini proje bazlı iki aşamada yürütmeye devam etmeli.

 

Bizim de ülke geneli tüm işletmeci- ler olarak, ona destek vermeyi sürdürerek, aynı zamanda saha analizlerimizin sonuçlarıyla ona geri besleme yap- mamız şart. Bu yaklaşım bizi devlet katında istediğimiz yere taşıyabilecek bir sonuç doğuracaktır...