06 HAZİRAN 2020 CUMARTESİ

Yolcu gelirine dayalı iş modeli kırılgandır

“Salgının toplu taşımanın yoğun olduğu yerlere etkisi çok büyük, öncellikle de taşımacıları vuruyor. Destek konusu dünyanın da gündeminde” diyen Kaan Yıldızgöz, acil adımlar bekliyor...

Ekleme: 4 Nisan 2020 Cumartesi 17:01/ Güncelleme: 4 Nisan 2020 Cumartesi 17:01

UITP KIDEMLİ DİREKTÖRÜ KAAN YILDIZGÖZ VİRÜS SALGINI SONRASI ORTAK DEĞİŞİME DİKKAT ÇEKİYOR

 

Uluslararası Toplu Taşımacılar Birliği Kıdemli Direktörü olarak UITP’nin dünya geneli üyelik, konferans, fuar,        eğitim, pazarlama ve diğer hizmetlerinden sorumlu olarak görev yapan Kaan Yıldızgöz ile toplu taşıma ve COVID-19 konusunu ele aldık. İTÜ İşletme Mühendisliğini 2.5 yılda bitirip Yüksek lisansı MÜ Uluslararası İşletmecilik alanında yaptı. ABD Harvard üniversitesi Altyapı Yatırımlar Yönetimi Üst Düzey Yönetici eğitim programından mezun Yıldızgöz, doktora çalışmaları “Yeni Ulaşım Hizmetleri” üzerine… 2018’de yayınlanan “Dijitalleşme Çağında Taksiler” kitabının da yazarı olan Kaan Yıldızgöz ile dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan  salgının toplu taşımaya etkisi ve dünya genelinde önleyici uygulamalarla ilgili değerlendirmelerini sunuyoruz...

 

KTT: Dünya’da yaşanan torona krizinden ülkeler nasıl etkilen- di? Bu etkilenmeye karşı saha- da hizmet veren operatörlerin durumları ve süreli iş kaybına dönük önlemler dahil, neler söy- leyebilirsiniz?
YILDIZGÖZ; 2020 yılı ile birlik- te dünyayı etkisi altına alan COVID-19 krizinden en çok etkilenen sektörlerin başında şüphesiz toplu taşımacılık gelmektedir. Bu etkiyi yolcu sayıların- da azalma, hizmet seviyesin de değişim, yolcu beklentilerinin farklılaşması ve risk seviyesinin artması gibi çeşitli baslıklar altında görüyoruz. 
Dünya’nın birçok kentinde toplu taşımacılık hizmeti hala sürdürülüyor. Ancak, bu hizmet sürdürülürken toplu taşıma kurumlarının topluma yönelik olarak işletmeci ve çalışanlarına yönelik olarak ise işveren sorumluluğu bulunmakta ve bu sorumlulukların doğru bicimde yerine getirilmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte idare ve işletmecileri tarafından COVID-19 krizi döneminde farklı kentlerde yeni önlemler alındığını görüyor. Bu alınan önlemleri 5 ana grupta sıralayabiliriz:
 
  • Kişisel korunma ve temizliğin sağlanması,
  • Hem personel hem de yolcular için temasın azaltılması ve sosyal mesafe,
  • Toplu taşıma hizmet seviyelerinin yeniden düzenlenmesi,
  • Hem kurum içi hem de yolcularla doğru ve şeffaf iletişim sağlanması, 
  • Yetkili otorite ve diğer ilgili paydaşlarla koordinasyon.
 
KTT: Sayın Yıldızgöz, bu gibi salgın durumlarında Toplu taşı- ma hizmetleri, güvenlik ve salgının izlemesin de elektronik im- kanlarının kullanılabilmesi açısından sürdürülmeli mi? Bu ola- sılıkta uygulama konusunda neler söyleyebilirsiniz?
YILDIZGÖZ; COVID-19 krizi kapsamında hem karar verenler hem de vatandaşlar acısından tartışılan önemli hususlardan birisi ise toplu taşımacılık hizmetleri olmaktadır. Biz de UITP olarak toplu taşımacılık durdurulmalı mi sorusunu toplumun birçok kesiminden alıyoruz. Bu hususta kararı krizin durumu ve alınması gereken önlem le- rin düzeyine göre ilgili otoriteler verecektir. Toplu taşıma hizmeti COVID-19 krizi sırasında mümkün olduğun ca uzun süre sürdürülmesi gereken temel bir hizmet olarak değerlendirilmelidir. 
Toplu taşımacılık kentler için çok önemli olup, talep çok azalsa dahi hala toplu taşıma kullanma zorunluluğu bulunan vatandaşlar bulunmakta ve özellikle sağlık gibi kritik hizmetleri sunan çalışanların ulaşım ihtiyaçlarının sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Toplu Taşıma hizmet seviyelerinin azaltılması bugün dünya genelindeki birçok kentte görülmektedir.
Birçok kentte hafta sonu/tatil günleri tarife düzeni uygulanmaktadır. Buna gerekçe olarak personel mevcudi yetinin azalması, sosyal mesafe nedeniyle azalan yolculuk talebi ve azaltılmış kamu faaliyetleri ile otoriteler tarafından uygulanan seyahat kısıtlamaları gösterilebilir. İşletme tarifelerinde azaltılmaya gidilirken bu durumunun araç yoğunluklarını ciddi bicimde arttırmaması ve talepteki değişim ile paralel yapılması önem taşımaktadır. Hâlihazırda Türkiye’de şehir- lerarası toplu taşımacılık kullanıcıları için valilik izni serti getirilmiş, kentiçi toplu taşımacılıkta ise yüzde 50 doluluk oranı ve sosyal mesafe şartı gibi uygulamalara geçilmiştir. Bugün itibarıyla Hindistan, Urdun, Cezayir, Kuveyt, Katar ve Umman gibi bazı ülke- lerde kentiçi toplu taşımacılığın tama- men veya kısmen durdurulması gibi uygulamalar görülmüş olsa da dünyanın birçok kentinde toplu taşımacılık hizmetleri halen devam etmektedir.
Bu kentlerin tamamında yolculuk sayılarında ciddi bir azalma meydana gelmiş ve bununla paralel olarak toplu taşıma işletmecilerinde hem sefer sıklıklarının azaltılması, hem de sosyal mesafenin sağlanmasına yönelik önlemler görülmektedir.
Örneğin, Londra’da metro yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 93, otobüs yolculuk sayısı ise yüzde 82 azaldı. Londra’da bazı raylı sistem hatları ve istasyonları geçici olarak kapatılmak zorunda kalındı.
Paris’te ise metro hizmetleri farklı hatlara göre değişecek şekilde normalin yüzde 30-50’si düzeyine, otobüs hizmetleri ise normalin yüzde 33’u seviyesine çekilmiştir. 
KTT: Salgınla kent hareketliliğini engelleyen olumsuzluğun birçok yan etkileri oldu. Bu so- run aslında sistem kurucu karar mercilerinin her koşulda her ola- sılığa alternatif uygulama hazırlığı yapmalarının gerektiğini de ortaya koydu. UITP bu nokta deneyimi ile önceden bir öngö- rü belirlemiş miydi? Salgın sonrası ülkelerin ek hazırlıkları olup olmadıkları konusunda tespitiniz oldu mu? 
YILDIZGÖZ; Bu tarz bir kriz durumuna toplu taşıma kurumlarının hazırlıklı olma düzeylerinin birbirlerinden farklı olduğunu görüyoruz. Özellikle, Asya ülkelerindeki toplu taşıma işletmeleri daha önce SARS vb. gibi benzer pandemi krizlerini daha yoğun yasadıklarından onların daha hazırlıklı olduklarını söylemek mümkün. Tabi burada belirtmemiz gereken önemli bir husus, yasadığımız COVID-19 krizinin normal krizlerden daha farklı daha farklı olduğu... Yangın, deprem, kaza gibi durumlara göre çok daha uzun bir sure bir kriz içinde yer alıyoruz ve ne zaman biteceği yönünde tahminlerimiz net değil. Hâlihazırda en büyük sorunların kurumsallaş mamış toplu taşıma işletmeciliğinin yoğun olduğu kentlerde olduğunu görüyoruz.
Bu kentlerde bireysel işletmecilerin kriz anında yeterli önlemleri alabilme kapasiteleri ve finansal sürdürü- lebilirlikleri daha az olarak karsımıza çekiyor. Kriz sonrasında, özellikle, bireysel sahiplikle işletmecilerin olduğu kentlerde kurumsallaşmaya yönelik da- ha fazla adımların atılacağını söyleyebiliriz. Türkiye ve gelişmekte olan birçok ülkedeki olduğu gibi toplu taşıma sisteminin tamamen yolcu gelirine dayalı iş modelinin ne kadar zayıf ve kırıl gan olduğu, en ufak dalgalanmaya kar- şı nasıl korumasız olduğunu görmüş olduk. Bu nokta da kriz sonrası hem kurumsallaşma, hem de brüt maliyet modellerine geçiş hızlanmalıdır.
 
KTT: Salgınla azalan yolcu ve seyir adetlerindeki düşmeler taşımacı mali durumlarını olumsuz etkiledi. Bu konuda ortaya konulan dünyadaki uygulamalar nasıl? UITP bu konuda ne gi- bi tavsiyelerde bulunuyor?  
YILDIZGÖZ; Maalesef yolcu sayılarının çok azalması ve kriz dönemine yönelik oluşan ek masraflar toplu taşıma işletmelerini bu donemde mali olarak çok olumsuz etkiledi. Toplu taşımacılık yerel ve ulusal ekonominin belkemiğidir ve otoritelerin kararları dahilinde mümkün olduğunca sürdürülmesi gereken önemli bir hizmettir.
Yaşanan COVID-19 krizi surecinde hem yerel hem de merkezi otori- telerin toplu taşıma kurumlarına yönelik destekleri de büyük önem taşımaktadır. Bu destek yolcu ve personellerin sağlının sağlanması için gerekli kirik ekipmanlarla ilgili olduğu gibi yaşanan krizin maddi sonuçlarının azaltılmasına yönelikte olmaktadır. 
Örneğin, bu bağlamda, ABD’de toplu taşıma kurumları tarafından kullanılmak üzere 25 Milyar Dolar’lık des- teği içeren yasa tasarısı bu yazı hazırlandığı tarihte ABD Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmıştır. 
Bunun dışında, örneğin, İngiltere gibi farklı ülkelerde de toplu taşımacılığa yönelik destek paketleri hazırlandı. İngiltere’nin üzerinde çalıştığı planın küçük ölçekli otobüs işletmecilerine dönük olduğununu söyleyebilirim.
 
KTT: Türkiye özelinden soruna bakacak olursa değerlendirmeniz nasıl olur? Yolcu sayısı yüz- de 50 azaltıldı. Yeterliliği tartışmalı. Ülkeyi bilen uzman olarak bu konuda görüşleriniz nedir? Neler tavsiye edebilirsiniz? 
YILDIZGÖZ; Türkiye’de toplu taşıma araçlarına maksimum yüzde 50 oranında yolcu alınması temasın azaltılması ve sosyal mesafenin sağlanmasına yönelik bir önlem ve bu önlemler risk seviyesinin arttığı bugünlerde büyük önem kazanmaktadır.
Operasyonel olarak gerçekleştirilmesi zor olsa da uygulanan farklı seçenekler toplu taşıma personelinin ve yol cuların temasa maruz kalmasını azaltabilmektedir. Sürücüler için ayrı kabini olmayan toplu taşıma araçlarında sadece orta/arka kapıdan biniş sağla- ma, sürücüyü separatör ile yolculardan ayırma ve yolcular arasında belirli boşlukların bırakılması yine birçok kentte hâlihazırda uygulandı. Bunların dışın- da nakit yerine kart ile ödeme, kapı aç- ma düğmelerinin devre dışı bırakılarak tüm kapıların otomatik olarak açılması bu önlemlere örnek olarak verilebilir.
Dünya’da bazı kentlerde toplu taşıma tesislerinde sunulan tuvalet hizmeti kaldırılmış (örneğin Hamburg’da yolcu feribotları) ve bazı kentlerde bu tesislerde olası durumlar için izolasyon odaları (örneğin Lizbon metrosu) kurulmuştur. Bunun dışında hem personelin hem de yolcuların güvenliğinin sağlanması için kişisel korunma ve hijyen önlemlerinin artırılması gerekmektedir. Bu noktada genel erişim için ortak personel tesislerinde el dezenfektanı ve kâğıt mendillerin kullanıma sunulması, merkezden uzak yerlerdeki veya yolcuyla temasta olan personele ise kişisel kullanımları için özel malzemeler dağıtılması düşünülmelidir.
Genel bir önlem olarak personele talep edilen temel kişisel hijyen kuralları hatırlatılmalıdır, bunlara düzenli olarak el yıkamak, dirseğin içine öksürüp hapşırmak ve kâğıt mendil kullanımı dahildir. Bilgilendirme bültenleri kolayca erişilebilir olmalı ve kurum içinde personel tarafından görülecek yerlere konulmalıdır. Maske kullanımının etkisi ise tartışmalıdır. Toplu taşıma işletmecileri maske kullanımı ve hangi tip maskenin tavsiye edildiği konularında yerel yetkililerden bilgi almalıdır.
Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü- ’nün genel tavsiyesi maskenin enfekte olmuş ya da enfeksiyon potansiyeli taşıyan kişiyle temas halindeyken takılmasıdır. Bu noktada yerel idarelerin tavsiyeleri dikkate alınmalı, Avrupa’da hala otoriteler personele maske dağıtılmasını hala tavsiye etmiş değillerdir. Ancak, özellikle, Asya ülkelerinde yolcuyla temas eden personelin, Pekin’de yolcuların da maske takması zorunlu hale getirilmiştir.
Hong Kong metrosunda ise gerekli durumlarda personel tarafından koruyucu gözlük ve kıyafette kullanılmaktadır. Toplu taşıma tesislerinin ve araç-arının temizlik uygulamaları da ciddi olarak değişmektedir.

 

Temizlik sıklığı işletme frekansına adapte edilebilir ve ortak kullanım yüzeylerinin dezenfeksiyonuna öncelik verilmelidir. Sürücülerin araçları teslim rutinleri gözden geçirilip; atıkların uzaklaştırılması ve yüzey dezenfeksiyonu sürücülerin bireysel sorumluluğun bir parçası haline gelecek şekilde düzenlenme yapılması değerlendirilebilir. Bu süreçte toplu taşıma işletmecilerinde temizlik personeliyle ilgili kapasite sorunları ortaya çıkmakta, bu noktada araçların dış temizliği yerine iç temizliğe öncelik verilmesi gerekmektedir. Temizlik görevlileri gibi da- ha fazla risk altındaki personel için tek kullanımlık eldivenler/ maskelerin dağıtılması düşünülmelidir.