08 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

“Köklü sistem değişikliği şart”

Mavi Marmara Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Gürler, İstanbul Özel Halk Otobüsçüleri’ne ortak anlayışla yeni bir sistem gerektiğini söyledi...

Ekleme: 5 Aralık 2019 Perşembe 11:32/ Güncelleme: 5 Aralık 2019 Perşembe 11:32
İSTANBUL-Mavi Marmara Ulaşım A.Ş. Yöne- tim Kurulu Başkanı Ramazan Gürler gazetemize yaptığı özel açıklamasında, verimli sür- dürülebilir kalitesi yüksek konforlu bir toplu taşıma hizmeti için yapılması gerekenler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Başkan Gürler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi denetim ve yürütümünde İETT bağlısı olarak belediyenin hazırladığı Özel Halk Otobüsleri Özel Yönergesi’ne uygun belirlenen iş-görev tanımlamına göre çalıştıklarını, belediye adına, yasal görevi toplu taşıma hizmetini ücreti mukabil özel statü ile gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Başkan Gürler, bu konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
 
ANLAYIŞ DEĞİŞMELİ
Özel Halk Otobüsçüleri sessiz çalışan, ka- mu hizmetini içselleştirerek, yapılması gereken ler prensibine göre bir kamu görevi gören bir özel sektör işletmeciliğidir. Bu bizim ferdi işletmeci olmamızla da alakalı bir gelişmedir. Bugüne kadar önemli hizmetler vermiş ciddi deneyimiyle ve özellikle de İETT denetimine girdikten sonra bu hizmette kamu otoritesiyle bütünleşme anlayışını öncelikli anlayış olarak benimsemiştir. Ancak, bugün, gelinen bu noktadan dolayı, işin içinden çıkılmaz sorunlar yaşamaktadır.
Bir kere özel sektör olduğumuz kurumsallaşmış bir yapılanmayla, kurumsal kimliğimizi oluşturmamız gerektiğini, kendi içimizde, buna uygun kararlarla hizmet vermemiz gerektiğini görmeli, anlamalı ve uygulamaya geçirmeliydik. Ne yazık ki, geçiremedik.
Bu yüzden de bundan önce, bugüne kadar yapılan çalışmalarla gelinen noktalar, önemli şeyleri içerse bile kalıcı olamadı.
Neden mi olamadı? Her gelen ferdi yaklaşımla davrandı da ondan!..
Kurumsal anlayışın gerektirdiği sistemli yapı kurulamadı. İBB’de bu konuda destek ve izleyicilikte bugüne kadar pasif kaldı. İETT üzerinden birçok destek vermesine rağmen, bu konuda net olmazsa olmaz bir irade beyanında bulunma yerine klasik anlayışla “hizmet yürüsün, yüküm alınsın” mantığıyla yetindi.
Nihayet, İstanbullu 5 şirket ve Oda ile Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği kavramı ortaya çıkarıldı. Amacım, sorumlu aramak değil. Lakin, bu şekil yönetilir olmamız ve ortak anlayışla hizmetin ifasında bazı esasların kalıcı kılınması durumundaki geri kalışımız, kurumsallaşamamış olmamızdan dolayı gerçekleştirilemediği artık ortadadır. Her gelen yeni uygulama eskiyi görmezden gelmeye varan bir anlayışla çalıştı. Bu durumda bu eski yapıyı idame ettirdi. Artık bu anlayış değişmeli.
 
GELİR KAYBI ÇOK
Geldiğimiz son noktayı değerlendirelim mi? Yaşanan gelişmelere, buna bizim safımızdaki yöneticilerin bakışına bir göz atalım mı?
Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği aslında belediyeler içinde özel-kamu iş birliğiyle sorunlardan kurtulma çıkış şansı. Hem de doğru bir çıkışa şansıdır.
Tüm lastik tekerlekli taşıma modlarını da kapsayarak bazı eski hak kavramlarını da çözüme ulaştıracak bir işletmeciliktir. Bunu ortak akılla belediyelerle Özel Halk Otobüsü işletmecileri olarak birlikte ele almalıyız ama bugüne kadar bu gazetenin dile getirmesi dışında somut adımlarımız hiç olmadı. Olsaydı, bu sayede bu konu yurt genelinde TÖHOB üzerinden bir yenilenmiş sistem ihdasına bile neden olabilir. Bakın biz bugüne gelişte sadece kendi hatalarımızla gelmedik.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hatalarımız oldu hala da var. Bütün suç ve yük de bizde değil. Hepimizde...
Mesela, bugün nedir bizim sorunumuz? Gelir-gider dengesizliği öz sermayemizi geri alamıyor olmayı bile bıraktıran geçim derdine kadar işi getiren gelir kayıpları. Ücretsiz taşımalar. Araç yenileyememe durumları!.. Bunun sadece bizim suçumuz olmadığını İBB bizzat 65 yaş ve ücretsiz indirimli usulsüz taşıma gibi sosyal devlet görevlerinin bizlere yüklenmesi ve devamında bunun yüklerini giderme olan, İBB tarafından bu durumun doğru anlaşılarak, (birazda kendi sorumluluğu hizmetin aksamaması açısından görülerek) zam yerine ek meclis kararı biniş başı destekle soluklandırmaya dönüştürülerek geçici çözüme çalışılması göstermiştir. Bize araç başı verilen destek yetmediğinden belediye günde 2 Milyon yolcu taşı- yan bizleri destekledi.  Bu durum, 2019 Aralık Ayı sonunda bitecek. Şimdi, yeni İBB yönetiminden bu konuda kalıcı bir önlem yeni bir sistem ihdasına dönük en azından sorunlarımızın çözümüne dönük taleplerimiz var.
Peki nedir bu taleplerimiz? Öncelikle, ge- lir-gider dengemizin kurularak soluk aldırılmamızı istiyoruz.
 
KURUMSALLAŞMALI
Peki olanlar ortaya koyulan görüşler yansıtılan çözümler ne?
Bambaşka ve bireysel siyasal anlayışlara dayalı sektörel gereklilikle alakasız şeyler!
Peki neden?
Neden olacak bireyselliğin kurumsallığa dönüşme iradesinden uzak olma.
Biz bu destekler konusunda çok uzun çalıştık. Herkesin bildiği temaslar toplantılar ilişkiler kurarak sonunda üstelik ülkeye örnek devrim nitelikli, bir İBB meclis desteğini sağlatabildik. En azından bunun düşünülme yaklaşımına neden olduk. Şimdi bu olmamış gibi bir zamla bu desteğin kalkabileceğine pirim verici söylemler ortalıkta.
Peki bu olur mu?
Asla olmaz.
Olursa da hiçbir işe yaramaz.
Bize 4 yıllık yapılmayan zam birden verilse bile durum gelişmeler maliyetler ekonomi vs. durumda bu ne kadar kalıcı olabilir? Bir nokta da bize verilen desteğin miktar olarak bütçeyi zorladığı görüşü. Bu görüş bence doğru değil. Tersine bu destek bu maksada dayalı kesilirse, sebep olacağı hizmet düşümü hizmet kaybıyla şehirdeki toplu taşıma aksaklığının maliyeti esnafa verilen destek tutarından kat be kat fazla olacaktır.
Bir önemli konu da kavram kargaşası teriminin olması. Bu desteğe sübvanse denilmesi. Bu yapılan sübvanse değil ki. O zaman belediye yönetimi bize zam yapmadığından bunu destek olarak verdi.
Sübvanse, dünyada uygulandığı biçimiyle devlet bütçesinden ve toplu taşıma hizmetini görene verilen hizmet yolunda engelleri aştıran destektir. Belediyelere de verilen bir uygulamadır. Total gelir-gider dengesini kurduran bir uygulamadır. Biz bunu bile doğru adlandırmadık. Bunu o zaman bizler sübvanse yolu açan uygulama diye yansıtmıştık.
Gerçek durumda buydu. O zaman, neden bu yönde irade beyanları yapılıyor? Neden böylesi bir sorumsuzluk gösterilerek siyasete esnaf kurban ediliyor?
Bence bunun asıl sebebi devamlılık olmaması. Sektör içi hizmet verenlerin verilen hizmetlerin herkes tarafından tam benimsenme- diğinden bilinmemesi...
Oysa, kurumsallaşmış olsak bu olmaz. Bu bilmezlikten doğan farklılıklar mevzi kayıpları yaşanmaz. Kurumlarda devamlılık şart. Kurumsal süreklilik olmalı.
Bireysel ilişkilerle sektör faaliyetleri yürümez. Yürüdüğünden bunun sonucu da ortadadır. Bu yüzden bize biz yönetici arkadaşlarıma önemli görev düşüyor.
Bir olmalı, birlik olmalı ve doğru bir yenilenmiş bir anlayış değişimiyle sektörel gelişimi kamuya destek hizmet anlayışında hakkaniyetli iş görev yapılanmasına gitmeli kurumsal anlayışla yeni bir toplu taşıma sistemi yeni bir ücretlendirme anlayışı ekonomik hareketliliğin seyrine uygun eşelmobil bir ücretlendirme taşıma yapısı kurulmalı. Bunu belediyeleri de sübvanse edici devlet bütçesinden desteği sağlayıcı sisteme dönüştürmeliyiz. Bugünün güncel sorunu olan aralık ayı sonunda bitecek,  biniş başı desteğin mutlaka sürdürülmesi, zam yapma konusu ve oranının da Sayın İmamoğlu’nun takdirlerinde ilgili birimleriyle yapacakları değerlendirmelerinde olduğu ortaya konul- malı. İmamoğlu ve kadrosunun sahayı bilen oldukları ve bu desteğin sonlandırılması halinde esnafın çok ciddi kayba ve hizmeti yapamaz duruma düşeceği anlatmamız bunu birlikte savunmamız gerekiyor.
Bunun böyle olacağı önce Özel Halk Otobüsü yöneticisi arkadaşlarımız tarafından anlaşılmalı belirttiğim kararlılığı da bu gereklilikle benimsemelidir. Bugün İBB yönetimi ile Özel Halk Otobüsü aynı kaderi paylaşıyor. Başarılı olmak, doğru bir yol izleyerek sistem kurmak. Bunun yolu ortak akıldan geçiyor. Bu uyarıyı sektörün selameti kadar İstanbul içinde gereken bir hatırlatma görüyorum.