08 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

Yasal yapı, güçlü kurum ve akıllı yönetişim sistemi şart

Türkiye’de, geleceğinin ulaşımında günümüzden daha farklı bir kurumsallık ve işletmecilik olması için acil olarak sürdürü- lebilir politikalar hazırlanması lazım. Çünkü, başarılı kentler arasında yer almak için global ulaşım kriterleri gerçekleşmeli.

Ekleme: 5 Aralık 2019 Perşembe 10:26/ Güncelleme: 5 Aralık 2019 Perşembe 10:26
Dünya genelinde, Hong Kong’un liderliğini yaptığı toplu ulaşım
sistemi, doğru tercih ve üçlü parametrenin biraraya getirilmesi ile mümkün olmuş. UITP Kıdemli Direktörü Kaan Yıldızgöz, başarılı kentlerin ulaşım sistemlerinin mutlaka sürdürülebilirliği çok iyi
anladıktan sonra gerçekleştirdiklerini söylüyor. Yıldızgöz ile yaptığımız global ulaşım sistemi söyleşimizi ilgi ile okuyacaksınız...
 
 
KTT: Uzun yıllardır UITP bünye sinde çeşitli kademelerde gö- revlerde bulundunuz.  Bu süreç- te de birçok yabancı kuruluşun bilgi ve deneyimlerinin yanı sıra ülkemizde de üretici kuruluşlar, işletmeciler, belediyelerle çeşitli etkinliklerde bir araya geldiniz. Bütün bunları değerlendirdiğiniz zaman kentsel ölçekte toplu taşımanın yeterli ve yetersiz alanları nelerdir?
KAAN YILDIZGÖZ: Türk toplu taşımacılık sektörü son yıllarda ciddi bir gelişme içerisinde. Hem merkezi yö- netim, hem de belediyeler kentiçi ulaşım ve toplu taşımacılığa büyük önem vermekte ve özellikle belediyelerin ana gündem maddelerinden birisini kent içi ulaşım oluşturmakta. Son dönemde bir çok Türk kentinde raylı sistem yatırımları, yeni metrobüs hatları devreye alın- dı. Bununla birlikte bir çok kent elektrikli otobüs, sürücüsüz metrolar gibi yüksek teknolojili ulaşım çözümleri üzerinde de çalışmaktalar. 
Ancak, bu güzel gelişmelerin yanı sıra Türk kentlerinde kentiçi ulaşım sorunlarının daha çabuk ve sürdürülebilir biçimde çözülebilmesi için daha fazla ağırlık verilmesi gereken başka alanlar da bulunuyor. Bu alanlar özellikle, doğ- ru bir yasal yapının oluşturulması, bu yasal yapı ile paralel olarak kurumsal yapı ve yönetişim sisteminin doğru kur- gulanması büyük önem taşıyor.
Birkaç yıl önce Global Danışmanlık Firması Arthur D. Little ile ortak ola- rak “Kentiçi Ulaşımın Geleceği 2.0” raporunu yayınladık. Rapor kapsamın- da dünya genelindeki 84 kentte kentiçi ulaşımın mevcut durumu analiz edildi ve 84 şehrin kentiçi ulaşım sisteminin mevcut durumu 19 farklı alana göre de- ğerlendirildi. Endeks sonuçlarına göre; Hong Kong dünya genelinde kentiçi ulaşımda liderliği üstleniyor ve onu sırasıyla Stokholm, Amsterdam, Kopenhag, Viyana ve Singapur izliyor. Bugün bu başarılı kentlerin temel ortak özelliklerine baktığımızda net bir yasal yapı ve bunun uygulayıcısı güçlü kurumlar ve yönetişim sisteminin varlığı göze çarpıyor. Bunlara ek olarak tüm bu başarılı kentlerin ortak özelliği olan enteg re ve uzun vadeli planlama, sürdürülebilir fonlama ve finansman ile özel araç sahipliği ve kullanımını azaltmaya yönelik politikaların geliştirilmesi de yine Türk kentleri için önem taşımakta. 
 
KTT: UITP uluslararası bir iş birliği ve paylaşım örgütü olarak dikkat çekiyor. Yaptığı organizasyonların ağırlıklı bölümü finansal içerik taşıyor. Ancak, ülkenin ekonomik koşulları nedeniyle ilgili tüm kesimlerin yete- rince bu etkinliklerde yer almasını mümkün kılmıyor. Siz, bu tip zorlukları aşma konusunda UITP adına neler yaparsınız?
KAAN YILDIZGÖZ: UITP 1885 yılında kurulan ve dünya genelinde 1700’den fazla toplu taşımaclık kurumunun üyesi olduğu kar amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş.
UITP’nin en önemli özelliklerinden birisi bağımsız ve tarafsız olarak herhangi bir endüstri kuruluşunun veya herhangi bir spesifik teknolojinin, çözümün taraftarı olmaması. Bu bağımsızlığı ise tüm finansal gelirlerimizi üye lerimizden elde ederek sağlıyoruz. Bu noktada bazı ülkelerde Avrupa Birliği, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler’in farklı çeşitli programları vb. çalışıp aktivitelerimizin onlar aracılığı fonlanmasına, merkezi yönetimlerin faaliyet- ler için bütçe aktarmalarına çalışıyoruz. Bu tarz faaliyetlerimizi Türkiye’de de arttırarak, Türk toplu taşımacılık sektörüne hizmet sunma amacındayız. 
 
KTT: UITP ve Belediye Birlikleri arasında nasıl bir iş ve görüş birliği var?
KAAN YILDIZGÖZ: UITP ile dünya genelinde farklı belediye birlikleri ve toplu taşımacılık birlikleri arasından ciddi bir işbirliği söz konusu. Bu tarz birliklerle ortak konferanslar, eğitim programları, ortak araştırma pro jeleri gerçekleştiriyoruz. Bunun dışında bu kurumlar toplu taşımacılık ve sürdürülebilir ulaşımın teşviki amacıyla gerçekleştirdiğimiz kampanyalara da ortak oluyorlar. Bu amaçla, Türkiye’de 2017 yılında Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ile işbirliği protokolü imzaladık. Bu protokol uyarınca bazı ortak etkinliklerimiz oldu. TBB ile olan işbir liğimizi daha da geliştirmek ve arttırmak istiyoruz. Özellikle, Türk kentlerinin ihtiyaçları ve TBB’nin iş planı çerçevesinde UITP’nin global bilgi birikimi ve tecrübesini paylaşmaktan memnuniyet duyacağız.
 
KTT: Çözüm arayışlarında verilen imtiyazların veya tahsislerin sürekli olması öngörülüyor. Bu da otobüs işletmecileri arasında endişeye yol açıyor ve konuya odaklanmayı uzaklaştırıyor. Söylem ve yöntem değişikliği üzerinde çalışılabilir mi?
KAAN YILDIZGÖZ: İlk sorunuza verdiğim cevapta belirttiğim gibi kentiçi ulaşım ile ilgili Türkiye’deki en önemli sorunlardan birisi doğru yasal ve kurumsal çerçevenin henüz uygulanamamış olması. Bu noktada plaka tah didi ve yaşam boyu lisanslama dünya genelinde artık birçok ülke tarafından terk edilmiş ve sistemde büyük aksaklıklara yol açan yaklaşımların başında geliyor. Avrupa Birliği’nin 1370/2007 Direktifi bu alanda yaşam boyu lisanslama yerine otobüs işletmeciliği için maksimum 10 yıllık işletme sözleşmelerinin imzalanmasını öngörüyor.
Yine aynı direktif idareler tarafından hatların işleticilerinin belirlenmesi için rekabetçi hat ihalelerin yapılmasını zorunlu kılıyor. 
 
KTT: Bireysel işletmecilik büyükşehirlerde tıkanma noktası- na ulaştı. Bazı kurumsal düzen lemelere ihtiyaç hissediliyor. Bu aşamada idarenin yönlendirmesi önem kazanıyor. Ancak, siyasal yaklaşımlar nedeniyle bu mümkün olamıyor. UITP Türkiye’ye özel yeni bir kentsel otobüs işletmeciliği modelinin oluşumuna katkı yapabilir mi?
KAAN YILDIZGÖZ: Bireysel işletmeciliğin sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde sorunlar yaşadığını söylememiz mümkün. Hâlihazırda bireysel işletmeciliğin sonucu ola- rak otobüs hatlarının merkezde yoğunlaşması, hat ağının rasyonel olarak oluş- turulamaması ve verimsizliği, düşük konfor ve emniyet koşulları, sürücü davranışları, planlama ve değerlendirme için yeterli veri toplanamaması, entegrasyonun yeterli seviyede olmaması ve vergi gelirlerinde kayıplar gibi bir çok problemi sıralayabiliriz.
Bu noktada bireysel işletmecilerin kurumsallaşmaları yönünde ciddi adım- ların atılması büyük önem taşıyor.
Bu adımlar atılırken, hâlihazırda işletmecilik yapan bireysel işletmecilerin de sistemin içinde yer almalarını sağlayacak model alternatifleri dünyanın farklı kentlerinde daha önce başarıyla uygulandı ve uygulanmaya da devam ediyor. Aslında, hâlihazırda faaliyet gösteren bireysel işletmeciler uzun yıllar devlet sübvansiyonu olmadan işletmeciliklerini gerçekleştirdiler ve artık ulaşım idarelerinin de desteği ile çağın gereksinimlerine uyan biçim- de kurumsallaşma yönünde adımlar atmaları gerekiyor.
Bu bağlamda, kurumsallaşma aşamasına girmiş bireysel işletmeciler ile belediyelerin brüt maliyet sözleşmesi imzalayarak onlardan hizmet alımı yönüne gitmeleri önemli bir model alternatifi olabilir. UITP olarak, geçtiğimiz yıl kurduğumuz Bireysel İşletmecilik ve Kurumsallaşma Çalışma Grubu sayesinde bu alanda çeşitli raporlar hazırlayıp eğitim programları düzenliyo- ruz. Dünya genelindeki bu deneyimimizi Türk kentlerine aktarmaktan bü- yük memnuniyet duyarız.
 
KTT: UITP’de çok büyük bir sorumluluk alanınız var. Bu alanlardan birisi de UITP Eğitim Aka- demisi. UITP Eğitim ve Kapa- site Geliştirm Alanında hangi faaliyetler yürütüyor?
KAAN YILDIZGÖZ: UITP Eğitim Programları benim 2014 yılında UITP’deki bir önceki görevim olan Eğitim Direktörlüğü’ne başlamam ile birlikte sektöre sunuldu.
O dönemden bu yana 60’a yakın farklı ülkede eğitim programı düzenledik ve eğitimlerimize 1000’e yakın kurum katılımcı gönderdi. Hâlihazırda eğitim portfolyomuzda 80’e yakın farklı eğitim programı mevcut.
Eğitim Akademimiz bu yıl Avrupa’da yılın eğitim girişimi seçildi ve ISO 29990 akreditasyonu sağladı. Harvard ve Oxford gibi dünyanın önde gelen üniversiteleri ile yaptığımız işbirliklerinin yanı sıra bu yıl 7 farklı kentte yeni eğitim merkezi açtık.
Bugün dün- ya genelinde toplu taşımacılık sektöründe 13 Milyon kişi çalışıyor. Bu rakam, 12 Milyon kişisinin çalıştığı havacılık sektöründen daha fazla. İlerleyen dönemde de sektörün eğitim ihtiyaçlarını ve hacmi göz önünde bulundurarak yeni eğitim programları da tasarlanacak.
Bu programlar hem beyaz yakalı, hem de mavi yakalı personellerin ihtiyaçları ayrı ayrı değerlendirilerek hazır- lanacak. Yani; hem yönetim tarafında, hem de operasyon tarafında eğitim programları olacak. Ayrıca, kendi içerisinde farklı fonksiyon alanlarına ve deneyim yılına göre de farklı segmentasyonlar söz konusu.
KTT: Taksi sektöründe dünyanın en önde gelen uzmanları arasında gösteriliyorsunuz ve geçtiğimiz yıl “Dijitalleşme Çağında Taksiler” isimli bir kitabınız yayınlandı. Türkiye kentle- rindeki taksi taşımacılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
KAAN YILDIZGÖZ: Türkiye- ’de son dönemde taksi taşımacılığına yönelik ciddi ve olumlu adımlar atılıyor. Örneğin; İstanbul’da “iTaksi Projesi” ile vatandaşların taksi ihtiyacının çabuk karşılanması, taksilerin etkin ve verimli kullanımının sağlanması ve şoför kalitesinin artırılması hedefleniyor. Taksilerde araç içi kamera kaydı, taksi takip ve kumanda merkezi, araç takip, şoför puanlama, kredi kartı ile ödeme, anlık navigasyon, panik düğmesi gibi uygulamalar önem taşıyor. 
Genel açıdan Türk taksi sektörü ile dünyanın bazı kentlerindeki taksi taşımacılığını kıyasladığımızda çok iyi bir durumda olduğumuzu söylemek maalesef mümkün olmayacaktır.
Öncelikle, taksilerin kentiçi ulaşımdaki rolünün daha net şekilde belirlenmesi gerektiğini söylemek doğru olacaktır. Taksileri, toplu taşımacılığa bir rakip olarak değil, sistemin tamamlayıcısı olarak görmek, toplu taşımacılık ağının bir bütün olarak ele alınması konusunda büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda taksilerin toplu taşımacılık ile entegre planlanması ve bir ürün olarak doğru tasarlanması önem arz etmektedir. Taksi taşımacılığına ilişkin doğru yasal ve kurumsal yapının kurulması büyük önem taşımaktadır. Taksi hizmet lerine yönelik yasal yapı, taksi hizmetlerinde arz ve talep dengesinin kurulma sını sağlayacak; hareketliliğin ve ekonomik büyümenin önlenmesine neden olmayacak şekilde olmalıdır. Taksilerin yasal düzenlemelerine yönelik dünya genelinde son dönemdeki eğilimler incelendiğinde, taksi taşımacılığına yöne lik yasal yapının ücret ve miktar ekseninde hafifleyerek, kalite eksenine ağır lık verildiği ortaya çıkmaktadır. Bu durumda teknolojinin gelişmesinin ve ida reler tarafından daha yoğun biçimde kullanılabilmesinin de etkisi vardır.  Taksi plakalarına yönelik olarak miktar kısıtlaması ve süresiz bireysel lisans uygulaması birçok kentte artık terk edilmektedir, bireysel plaka sahipliğinden kurumsallaşmaya doğru gidiş söz konusudur. Bu durum hem verimlilik ve müşteri memnuniyet artışı hem de maliyetlerde azalmayı beraberinde getirmektedir.
 
KTT: Peki son olarak geleceği soralım. Gelecekte sizce kentiçi ulaşım nasıl şekillenecek? Ana trendler neler olacak?
KAAN YILDIZGÖZ: Kentiçi ulaşım ve toplu taşımacılıkta geleceğe yönelik trendleri incelediğimizde geleceğin ulaşımının şekillenmesine 3 ana trendin hakim olacağını söyleyebiliriz: Elektrifikasyon, Paylaşımlı Ulaşım ve Otonom Ulaşım.
Günümüzde Audi, BMW, Ford, General Motor, Mercedes-Benz, Nissan, Tesla, Wolkswagen, Volvo, Lexus,  Google, Uber, Bosch, Didi, Grab gibi kurumların kendi başlarına veya ortaklarıyla yürüttükleri otonom araç projeleri bulunuyor. Otonom araçların kent içi ulaşım ve özellikle trafik sıkışıklığı sorununa yönelik etkileri ise bugün önemli bir tartışma konusu. Günümüz de sürücüsüz ulaşımın farklı ulaşım modlarında ve kentlerde uygulamaları görülmeye başlandı. Singapur’da da Dubai’de olduğunu gibi sürücüsüz taksilerin test sürüşleri başladı. Avrupa’nın bir çok kentinde ise otonom minibüslerin kullanıldığını görmekteyiz.
Otonom araçların kentiçi ulaşım ve özellikle trafik sıkışıklığı sorununa yönelik etkileri ise bugün önemli bir tartışma konusudur.
Uluslararası Ulaştırma Forumu ITF (2015) ve Alman Toplu Taşımacılar Birliği VDV de (2015) benzer araştırmalarında kentlerde otonom araçlar kullanılması durumunda bugünkünden yüzde 80 daha az bir araç sayısına ihtiyaç olacağını vurgulanıyor.
Elektrikli Otobüsler ve Taksiler ise her geçen gün çok daha fazla yaygınlaşıyor. Örneğin Çin’in Shenzhen Kenti’nde tüm otobüsler elektrikli otobüse dönüşümü tamamlandı ve kentte halihazırda 16.000 elektrikli otobüs çalışıyor. Elektrikli taksiler ise bugün yine çok yaygın olarak üzerinde tartışılan bir konu. Londra’da 2018 yılı itibarıyla tüm yeni taksilerin “Sıfır Emisyon”lu olması öngörülüyor. Bu dönüşüm ile şehirdeki hava kalitesinin arttırılması hedefleniyor.
Aynı şekilde elektrikli taksilere yönelik ciddi bir gelişim ve dönüşüm söz konusu. Çin’in başkenti Pekin’de tüm taksilerin elektrikli taksiye dönüştürülmesine yönelik bir proje başlatıldı. Çin- ’in Taiyuan Şehri’nde mevcut durumda 4 binden fazla elektrikli taksi hizmet vermeye devam etmektedir.