14 ARALIK 2019 CUMARTESİ

Ötekileştiren belediye zoru daha zora soktu!

Mavi Marmara Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Kaya, Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği’nin geleceğin çok yönlü taşımacılığı olduğunu ve bunun için birlikte hareket etmenin de herkese kazanç saylayacağını söylüyor...

Ekleme: 23 Eylül 2019 Pazartesi 01:05/ Güncelleme: 23 Eylül 2019 Pazartesi 01:05
İstanbul’un ihtiyaç duyduğu kentiçi toplu taşıma sisteminin devlet destekli yapıya kavuşturulması gerektiğine dikkat çeken Mavimarmara Ulaşım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Kaya ile “Nasıl bir toplu taşıma, nasıl bir işletmecilik? Model olabilecek İstanbul’un toplu taşıma sistemi nasıl olmalı?”                  konusunda yaptığı değerlendirmesini sunuyoruz...
 
BUGÜNE kadar öz sermayesini kullanarak edindiği tecrübesiyle bu kentte ve ülke genelinde tek doğru insana dönük taşımacılık Özel Halk Otobüsü İşletmecileri tarafından yapılmıştır. Bunun verileri de ortadadır. Belediyelerin zarar ettiği iş, bireysel işletme olarak başladı ve öz sermayesini kullanarak kurumsallaşma anlayışı ile belediye denetiminde, belediyeleri zarardan kurtardı. Doğruluğu da bugüne kadar sürmesi ile ispatlandı. Bu bile çağın sisteminin Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği olduğunu gösterir.
 
ÖNCE ESNAFIZ!..
Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği bugün zor bir duruma sokulmuştur. Bunun nedenleri bilinse de “Muhteliftir” denilerek, geçiştirilmektedir.
Bana göre, en önemli nedeni; otoritenin uygulamaya tek yanlı ve işletmeciliği ötekileştiren gözle bakmasıdır.
Halbuki, sistem ücreti mukabil bele diye denetim ve yürütümünde belediyenin işini kolaylaştırıcılıkla belediyenin ihdas ettiği iştir. Yani; yapan “Özel” de olsa, yapılan iş kamu taşımacılığıdır.
Bir kere bu işletmecilik sadece hizmeti tanımlanmış otoritenin esaslarını be lirlediği hizmeti yapmakla mükellef bir özel sektör girişimciliğine dayalı bir işletmeciliktir. İsmi de bu yüzden saha gereklerinden doğan dediğimi ve diyecekle- rimi doğrulatan tanımı içermektedir.
Yani;Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği, bir kentiçi toplu taşıma sisteminde yürütülecek işletmecilik modelidir.
O zaman sorun nerede?
 
Sorun; bu modelin başka türlü anlaşılmış olmasında, üstelik dönüştürücü mucidi belediyelerce bunun bilerek yapılmış olmasındadır.
Yıllardan beri öteki olarak zora, onu belediyeler sokmadı mı? “Kontrolü gerekir” anlayışıyla yönlendirilerek çalışması sağlanmadı mı?
Bütün eklenebilecek bu ve benzer ek olanlarla yerleşik anlayış ve işletmecilerin kendileri de eklenerek, geçmeleri gereken kurumsal yapıya bir türlü geçememiş. Bugüne kadar ki çabaları sadece söylemden öteye gitmemiştir.
Bugünkü yapının sahipleri esnaftır.
Esnaf demek, herkesi her kesimi taşıyan bunu yaparken hepsinin de bir arada soluklanmalarını sağlayan birleştiricilik işlevi de görerek bu işi yapan, yani; herkese hizmet eden demektir.
İstanbul serüvenimiz ortada.
Aslında, hemen herkes sayısal verileri ayrıntısıyla biliyor.
Bizler; önemi haiz oranda taşıma yapıyoruz ama bu hizmetle gerekliliğimiz, belediye anlayış ve yaklaşımları yü- zünden anlaşılır, bu yönüyle bilinir olamıyor. Bunda elbette bölgelerdeki bölge özelliklerinin idarece her bölge özelliğine uygun tespitle netleştirilmemiş olmasının da payı var.
Yapılan şey, ortak bir değerlendirme ya da ana değerlendirmelere sadık esasa dayalı, alan uygulamalarıyla gerekliliğimiz eksik kavranabiliyor. Bugüne kadar izlenen işletme yöntemi uygulama yöntemi bu yüzden artık hem de acilen terk edilmelidir. Bu noktada işletmeci esnafı şirket yöneticileri olarak bizlere önemli görevler düşüyor.
Öncelikle, bizim İstanbul gelişimini doğru analiz etmemiz gerekiyor. Belediyeciliğin bakışından çok ki bu da gerekli ama asıl gerekli olanı Özel Halk Otobü- sü gerçeğine bakışın nasıl olması gerektiğini verilerle doğrusunu ortaya koyan olmalıyız. Kendimizi ifade noktasında da açık ve net olmalıyız.
Birinci vazifemiz; Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği nedir? Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği nasıl olmalıdır?
Bu ve benzer soruları doğru tanımla ortaya koyan olmak bizim vazifelerimiz- den olmalıdır. Buna işin ayrıntılarını belirlerken, ana esaslarda bugünkü işletilen mekanizmanın ana hatları nedir bu var olan kurulu işletilen ve giderek esnafı canından bezdirici maddi sonuçlara ulaşıp, belediyeleri bile desteğe zorlayan es- kinin, işi bize vermekle belediyelerin olu şan o kazançların bile kaybına götüren sonuçlarla her şeyi ortaya koymalıyız. 
Bunu anlaşılır, bilinir metodolojisi- ne uygun yaparak ortaya koymalıyız. Yani; öz sermaye kullanımını geri aldıra- mayan bu yapının çıkmazları bu çıkmaz- larda bize düşen kısımları ve belediye kamu otoritesine düşen görev ve sorumlulukları da anlaşılır ortaya koymalıyız.
Bugüne kadar Özel Halk Otobüsleri’nin şirketleri, Oda, hatta TÖHOB bu- na dönük gerçekleri ortaya koymaya çalıştı. Koydu da, emeği geçenlerden Allah razı olsun ama bu koyuşta cılız netlikten uzak çekingen üslup ve saymama gerek olmayan bir sürü yaklaşımlar, en çok da iç bünyede ferdi bakışlı çekişmelerle uzaklığı küçük oynamalarla sağlatan bir çok gedikleri olan girişimler oldu.
Net anlaşılır olmazsa olmazlar ve ak- siliklerin sebebi kamu özel olarak bir tür- lü birlikte netleştirilemedi.
Somut veriler olarak sunulmasında sürekli olarak zafiyetler yaşandı.
Artık bu bitmelidir!..    
 
HALA UMUTLUYUZ!
Ancak, hala umut var. Çünkü, bugünkü yeni otorite, temkinli sanki bir ye- ni bakış, ortak akla dayalı ötekileştirme yapmadan hizmet yürütme amaçlı bir değişik bakış var gibi!..
En önemlisi de gerçeği bilme üzerine kurulu arayış seziliyor.
Bence burası çok önemli. Tabii, gerçekten bu böyleyse. Böyle olduğuna dö- nük emareler çok. Bu yüzden umudumu yeniden kazanır gibiyiz. Bir kere temkin- li göreve getirme var. Hepsi işin ve işlerinin uzmanı. Elbette, bilebildiğim kadarı ile daha doğrusu yansımalarından, ekip anlayışı, bir ekip ruhu ile meseleye bakma eğilimi var gibi bir durum var. Or- tak akıldan yana olan akademik yapılanmada bilimselliğe dayalı olaya bakabilenler çok. Bu önemli bir anlayış ve bakış değişimini getirebilir.
Bu konuda elbette ki temkinliyim. Çünkü, henüz işin en başındayız. 
Bu noktada en azından bir katkı olarak, işletmeci gözüyle, bilgi verici görüş- le, saha gerçeğinde esnaf cephesini de or- taya koymalıyım. Burası da önemli.
Kısaca, İstanbul’un toplu taşıma sisteminde kaçaklar var. Alan taramasın- da, alan gerçeğinin tek, tek ve nokta nok- ta bilindiğinden de ciddi şüphelerim var. Yapılanların ezbere ve göz boyama olduğunu söylemiyorum.
Onca yaklaşım bir türlü istenen düzelmeyi sağlamıyorsa bunun takdir eder- siniz ki bir nedeni, bir bilinmeyeni olma- lı değil mi?
İşte ben buna “Var” diyorum. En azından benim Mavi Marmara olarak ça- lıştığım bölge gerçekleri açısından var. Anlaşılır, belirtirsem bir merkezi taşıma diyebileceğim yapı bir de dışında, bölge sel denilen çoklu tarife gerektiren, yani kolaycı ortak bakılmaması gereken sahalar var. Bunlar tam açık ve hakkaniye- te dayalı, gerçek tespitten yoksun masa başı “Olsa olsa” metodlu olmamalı.
Böyle bir durum da var.
Oysa, çözüm koyucu bazen farklı uygulamayı da sistem için gerekli kılar ancak, zorunluluk da çıkarabilir...
Bir meclis üyesi; “Ben sahada gezi- yor, gözümle görüyor, buna göre düşünerek çözüm üretiyorum” diye...
İşte bu söz, beni umutlandırdı.
İşin çözümü de tam olarak burada gizli. Örneğin, eğer yeni yönetim bizim köy güzergahlarımızı tek tek bu işi bilen uzman ya da karar vericileri gezse, saha gerçeğini gözüyle görse, sorunların yarısı anında çözülür.
Bugüne kadar bunu yapanı görmedim. “Yapılmadı” demiyorum, hem de çok yapıldı ama yapılan aksamadan do, ğan hata arama, daha çok ana amacı cezaya dönük arama şeklinde yapıldı. 
Allah aşkına, 5 ya da 7 tarifesi olan alanda bu tarifelere dayalı yansımalar en fazla 3 oluyorsa bu gerçeklikle nasıl bağ- daşır. “Kazanç nasıl adil bir yapıda sunulabilir ki...” söyler misiniz?
Ben bu alanların bilinmesini, buna özgü hem tarife, hem kilometre bazlı, hem yolcu sayısıyla hem araç durumu ile -araç durumu ile yol ilişkisine bakılmalı- bir otobüsün 1 Trilyon TL.’yi geçtiği, alımının imkan dışına taştığı koşul- larda, engebeli yol şartlarında alçak tabanlı araçla ne derece verimli sürüşlü hizmet yaparsınız? Bunun hesaba katılmasının gerektiğini düşünenlerdenim.
Kırsal alan durumundan kaynaklı yolcu durumu yokluğu ve/veya sayısal azlığı olan alanlar ve uzak mesafe taşıması gerçeği gibi özel durumların bilinmesi gerekir, gerekmeli diyorum. Bu bi- linmediğinde bugün bizi içimizde bölen bir sonuç bizzat idarelerce üretiliyor!..
Şimdi, “Çok kazanana çok, az kazanana az destek” gibi uygulama sonucu ortaya çıkıyor. Bunun tek nedeni; işte, bu farklılıkları bilmemek ve de hesaba katmamaktır.
Bugüne kadar gelen anlayış bu yaklaşıma pirim vericiydi. Alın size bir ör- nek de bizim bölgede para toplanma meselesi üzerinden vereyim:
Bu da büyük sıkıntı.
Biz yine idare talimatına uyarak na- kit almadan, yolcumuza; “Kart Basacaksın” deyince, yolcu bizi; “Otobüse alınmıyorum” diye, şikayet ediyor ve de biz de ceza alıyoruz.
Para almaya başladık. Bu kez de, de- netim için sahaya gelenlerin raporuyla ceza aldık!.. Cezalar ağırlaşınca da para almayı bırakıp yeniden kartsız yolcu almadık. Bunun üzerine yolcu bizi daha kötü cezalandırdı. Güzergahlarımıza han- gi akılla sokulduğu bilinmeyen dolmuşa kayarak bizi tamamen terk etti!.. Sıkış te- piş ayakta nakit ödeyerek gidip geldi.
Peki bu sonuç kimin sayesinde oldu ve kime ya da kimlere yaradı?
Hiç bir yönetici bölgeyi bilmediğinden, müracatımızı izleyip gereğini öğrenmediğinden bu aksaklığı çözemedi.
Oysa, mesele gayet basitti. Biz, müracaatla 57 noktada kart alım ya da do- lum noktası olsun istedik. Şaka gibi bize sadece 5 noktada verildi!..
Durum bu!..
Şimdi validatörlerin çoğaltılacağını öğrendik. Bu yüzden, yine ama şimdilik umutlandım. Çünkü, ne olur, ne olmaz?
 
SONUÇ
Önce kendimizi iç yapıda öne çık- ma gerekçesiyle farklı davranma hastalığından kurtarmalıyız. Paylaşım, hak, hukuk ve adil kazanç, hizmete dayalı paylaşımının esaslarını bu şekilde ele almamız lazım. Bunları anlayacakları biçimde yaklaşımlarına göre formüle ede- rek bu yönetime doğru, tüm gerçekliği ile gerektiğinde tek tek anlatmak, göster mek lazım. Buna açık olunduğuna dair davranışlar umudumu arttırıyor.
Aslında dünyada geleceğin toplu taşıma anlayışı, entegre ve ortak, özel sektörce ve kamu iş birliği ile planlanan devletin kamunun yaptığı, hizmet icrası- nı “Özel” dediğimiz, yani; bize yaptırmasını getiren yeni bir düzene geçiş.
 
Bakın yeni kent ve ulaşım anlayışı- na, dünyada destek görerek yapılan top- lu taşımacılıkta özel kesimin iş görev tanımları yapılıyor. İnceleyince bizimle farkı, bakmasını bileni hemen görüyor.
Artık evrensel gidişata uyarlı bir ya- pı kurulmalı. Bu yüzden anlayış değişi- mi kamuda da, özel kesimde de yaşanmalı. Biz iyi niyetle ve işe alışıp benimsemiş başka iş de bilmeyen olarak, dev- letine güven duyan anlayışta çalışan esnafız. Ancak, içimizde birleşemediğimiz den, kurumsallaşamadığımızdan, hala belediyeyi üst kurum, hala devleti koruyan ve adaleti gözeten olarak görüyoruz.
“Öksürerek bizi görmesi gerektiğini düşünmeden sadece, bir gün elbette bizi görerek doğru uygulamayı başlatır” diye bekliyoruz. Bu yüzden de kar- maşa bugüne kadar sürdü.
Son cümle olarak; ki, bugünün anlayış “Kazan-Kazan” üzerine ve ne yazık ki, bazen uygulanmasında fayda sağlayan imece usulü iş birliği içinde kay- bolan bir sistem oldu. O zaman, sanırım bu tek taraflı kazan furyasında bizim için tek gerçek; “Kazandır, hizmeti de öyle bekle” anlayışına, sıkışmışlığına doğru yol almak olmalıdır. Çünkü, ötekiler olarak kaybedecek olanlar sadece biz, Özel Halk Otobüsleri’nin esnafları olacaktır.