14 ARALIK 2019 CUMARTESİ

Servisçi esnafının sorununu kamu-özel iş birliği çözer!

Servis sektörüne haksız eleştiri yapıldığına dikkat çeken İstanbul Servis Esnafı Dernek Başkanı Cuma Tekin, kangrene dönüştürülmüş sorunlar yumağını elbirliği ile çözmeyi önerdi...

Ekleme: 16 Eylül 2019 Pazartesi 00:56/ Güncelleme: 16 Eylül 2019 Pazartesi 00:56
2019-2020 eğitim öğretim sezonunun açılmasıyla gündeme getirilen servisçi esnafı, ciddi anlamda dar boğazda           olduğunu öne sürerek, bugüne kadar ortaya çıkan              yapılanmasını, gelişimin gereklerine göre gözden               geçirmeye hazırlanıyor. İstanbul Servis Esnafı Dernek Başkanı Cuma Tekin ile ulaşımda yeni anlayışa uygun hizmet sunan        servis işletmeciliği konusundaki özel söyleşimizi sunuyoruz...
 
KTT: Sayın Tekin, okulların açılmasıyla gündeme getirilen ve bazı tedbirlerle kamunun hem kendini, hem mu- hataplarını rahatlatmaya dayalı görünen uygulamalarını bu yıl da izledik. Bu yıl tek fark, yenilenen İBB yönetimi ile yol alınması. Sezona öy- le girmeniz öncelikle, servis işletmeciliğine dönük neden genel bir hoşnutsuzluk dile getirildi? Hizmeti alan ve ve- ren, hatta verdirip denetleyen dahi bu durumdan hiç de hoşnut değil. Bu görüntü, bu inancın nedeni nedir? Kendiniz dahil, çoğunluğun benimsediği taşıma sistemi kurulabilir mi? 
TEKİN: En sondan başlarsam, bir kere herkesin beğeneceği bir sistemi kurmanın imkânı yok. Ne kadar insan varsa, o kadar farklı gö- rüş var çünkü. Eh, herkesi memnun edemeyeceğimize göre, çoğunluğu memnun etmemiz, daha doğrusu otorite hoşnutluğunun buna dönük olmasıyla ancak bu dediğiniz kurulabilir. 
 
SERVİSÇİ ZORDA
Bunu dedikten sonra hoşnutsuzluğa dair ilk söyleyeceğim, ulaşımda “Milli” planı ile bütüne dö- nük her taşıma sektörünün entegre anlayışla oluşturulamaması. Buna dönük gereklilikleri devlet belirleseydi “Olurdu” diyebilirdim.
İkincisi; “Bununla birlikte üst çerçevesini çizerek, her biri için iş-görev tanımları belirleyip netleştirilmiş taşıma sistemini ku- rup, oturtsaydı daha iyi olurdu” görüşümü de ekler ve “Bugün bu sorunların hiçbiri yaşanmazdı” der, işin içinden çıkabilirdim ama bir laf var; “Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış!..”
Biz de müflis hale getirilmemize rağmen inatla işe devam ettiğimizden böyle demiyor ve İstan- bul Servis Esnafı Derneği Başkanı olarak; “Bugünkü gelişimin gerektirdiği işletmeciliğin gerekleri ortaklaşa belirlenirse, sorunun birçoğu çözülür” diyorum.
Gerçekten çözülebilir.
Belirleyici olan otorite önce bunu canı gönülden istemeli.
Bu isteği bugüne kadar yapılanlar gibi geriye atar, hele uzun bir dönemde buna devam ederse, iste- se de çözüm sağlayamaz. En azından hepsini çözemez. Çünkü, hatalar artmış, alışkanlıklar oluşmuş ve herkes var olan sisteme göre pozisyon alarak düzenini kurduğu için bu olamaz. Buna engel bir durum da yeni düzenleme ile artan kayıpları göze alır durumu yaşamaktan korkacağından istemeyecektir.
Neticede belediyeler 5 yıllığına seçiliyor ancak, denge oranı genel- de her kararı almalarına olanak tanımıyor. İşte, burası çok önemli.
Servis ve hatta bütün diğer taşı- macılar, kurulu oturmuş olan dediğim yapı her geçen zamanda ortaya çıkan sorunları hasıraltına iterek görev yaptırılarak aşıldığından, taşıma sorunlarının servisçiye dönük olanları, yaşanan değişim ve gelişimle sürekli artan değişen ihtiyaçlarla çoğalarak birikti. Bu yüzden çözüm bedeli artınca, giderek çözümü ertelenenler sınırında kalmaya mahkûm hale getirildi.
Bir de değişen kentleşme ile birlikte öne çıkan ulaşım sorunu bu gidişatla giderek yeni kent yapılan- ma anlayışında artan ve gelişimi önleyen sorun ekleyince bir baktık ki herkesi ilgilendiren, ona göre çö- züm gerektirir hal alır oldu. Bütün bunun sonucunda da çözümü zor hasıraltına atılması en doğru sorun olarak ortaya çıktı.
Bu türde hasıraltılar gerek işleyen mekanizma içinde gerek hizmet alanlar açısından ve hatta hiz- metin denetim ve yürütümündekiler için bu durum istenmeyen sonuçları beraberinde getirdi. Elbette, tersi zaten mümkün değildi. 
İşte; tam da bu noktada, İstanbul için, sadece bizim için değil, bütün ulaşım hizmetlerini verenler için bir fırsat ortaya çıktı. Yıllarca kenti yöneten belediyenin el değiştirmesi pekâlâ istenir ve iyi değerlendirilirse iyi bir tarihi fırsat olarak çözüm sunabilir.
Bunun izahı, hatta hükümeti ilgilendiren noktaya kaydırılıp izahla İstanbul, ülke geneli model olacak çözüm bile getirebilir.
Bu nasıl yapılabilir?
Bence bu, toplu taşımacılıkta ya da servis hizmeti veya diğer ulaşım hizmetlerinin umuma açık olan ları da dahil edilerek ama, işin içine politika ve siyaset gereğinden az hatta sokmayan ortak önlemle yapılabilir. Bu sıkıntılı hali çözmenin fırsatı bu süreçte yakalanabilir...
 
KTT: Kestirmeden sorayım. Bunca yıllık hem işletmeci, hem de esnaf derneği başkanı olarak, sektörel ana sorunları nasıl sıralarsınız? Bi- rinci sorumda, “Genel gelişimle biriken sorunlar çıkmazı oluşturuyor” diyorsu- nuz. Bu sorunlar ve işleyen mekanizma dahil da- ha başka neler söylersiniz?
TEKİN: Evet, bugüne kadar hasıraltı yöntemlerle sorunlar çoğaltıldı. Mesela, 25 Mayıs 2015 tarihi bizim için çok önemli. Bu tarih büyükşehirin hesapsız sektör sayısını arttıran uygulamasıyla içimizdeki denetimi imkânsız kılan, denetimi kaçırtan uygulamasıyla 20 Bin olan sayımızı birden bire gereği yokken, sırf politik yaklaşımla 60 Bin’e çıkması sağlandı.
 
BİR FIRSATIMIZ VAR!  
O denem parayı verenin belge alıp yeterliliğine bu işi yapıp yapamayacağına bakılmadan plaka sahibi olması sağlandı. Bunlar soru- nu çözümsüz kılan kamu yaklaşım larıydı. Devamında daha yeni olum- suz bir sürü uygulamalarla gelişme yaşandı. Bu kadarla yetinerek sorunuza dönerek, yanıt olacak şekil- de ara ara da çözüm önerili sıralama yaparsam: 
Birincisi; Yaşanan gelişmeler yüzünden sektör dar boğaza sokul- du. Gelişmelerle özel işletmeci esnafı sektör, kamu otoritesi ile gerek tiği gibi istişare kuramama durumuna düşürüldü. Düzenler ilişkiler değişerek çıkmaz arttı. İletişim var dı dense bile bunun çoğunluğu kap samadığı ortadaydı. 
İkincisi; Bu ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan uygulama farklılıkların iç yapıda ek ve dengesizliği tetikleyen fiili uygulamaları hayat verdirmesi. 
Üçüncüsü; Tahdit isteğimize uzun süre yanıt verilmedi, uygulamasının kabulünden sonra bile hala bu konunu netleştirilmediği gibi uy gulamaya dönüştürülemedi. 
Dördüncüsü; Korsan taşımanın ortaya çıkarak artması, bunun ciddi mücadeleye dönüştürülerek önlenememesi.
Beşincisi; Geçmişten bugüne soruna çanak tutan uygulamalara dönük düzenleme ve kararların revize edilmeyişi.
Altı; Araç değişim ya da yenileme yaşının üretici öngörüsünün altında düşük tutulması. 
Bu konuda benim önerim; üst yaş sınırının 20 yaş olmasıdır. Çün- kü, hem teknik kontrollerinin yetkin tekniğine vakıf, uluslararası denetim usullerine sahip TUVTÜRK gibi firmalar tarafından yapılıp can mal güvenliğini bertaraf edici res- mi denetleniyor olması, hem üretici garantisinde seyir limitini 1-1.5 Milyon üzerinde belirlemiş olmaları gibi ömürlerinin ekonomik kazanımla hem bireysel, hem toplum- sal ekonomiye katkı sunar olması.
İlk aklıma gelenler bunlar.
Elbette, sorunların sayılarını ço ğaltmak, sıralamasını değiştirmek mümkün ama servis sektörü çok ciddi anlamda darboğazda olduğu artık görünür hale gelen bir gerçek.
Heler yapılabilir?
Önce anlayışların değişmesi, alışkanlıkların terki gerek. 
Bir kere gelişen-değişen, 7/24 saat hareketliliğe dönüşen kent yapılanmasında ulaşım uygulamaları kentte çalışma saatlerinin hala 100 yıl öncesine göre sürmesi çok ciddi sıkıntı. Yani; kent hareketliliğini iyi bir planlamayla düzenlemek ve bir birine entegre verimli hareketliliği sürekli kılarak ulaşımın planlama- sının bu anlayışla yapılmasının gereklilik olduğunu kavramak şart.
En büyük sıkıntı belediyeler ha la başına buyruk ve “Ben bilirim, ben yaparım” mantığında ısrarcı olmaları. Bunu kent yönetiminde de sürdürmeleri. Örneğin; okulların açılmasına az zaman kala sırf önlem alma adına bir şeyler yapma adına her sene benzer uygulamalara başlamaları.
Bu bize sürekli ek yük, gereksiz kayıpla moral motivasyon eksikliği getiriyor.
Ne yazık ki İmamoğlu yöneti mi de bundan kaçamadı. O da bu sene benzerine imza atan uygula- ma ile sezona girdi. Size iyi anlama- nız adına küçük ama etkisi büyük, yaptığını anlatayım.
Son an, okulların açılmasına 48 saat kala bir uygulama duyurusu al- dık. Bu duyuru olması gerektiği biçimde de yapılmadı. Yani; bunu ne yapılan UKOME toplantısında ko- nu ettiler, ne de tamim olarak ön- lem alıp, tam olarak hizmete başlama fırsatı verme amaçlı olmasına dikkat edildi.
Eskilerin yaptıkları gibi son an- da ve yapılan duyuru servisçi esnafına (18-20 Bin kişiye) hastaneden “Madde Bağımlılığı Raporu” alma zorunluluğu getirdi. Bunu da İstanbul’da 2 hastaneden biri yani; ya Bakırköy, ya Erenköy’de muayene zorunluluğu getirip yaptılar.
Güzel bir tedbir, tedbir ama her hastane günde 250 muayeneye ce- vap verebiliyor. Ful kapasite çalışılsa dahi o kadar!.. Peki servise çıkan, sırası gelmeyen o sıra çalıştığı sırada denetlenirse ne olacak?
Tabi ki ceza alacak. Bir bağlanmanın süresi 60 gün. Yani iki ay!.. Dolayısıyla araç 2 ay bağlanacak. 
Peki bütün servis araçları bu muayeneden ne kadar zamanda geçer? Sayı belli, hesabını yapmak da çok kolay. Demek ki rapor başı ödenecek 300 TL. ile bu uygulama ek yük getirecek. Ayrıca, büyük sıkıntılara da gebe.
Bu yaklaşım bizi doğruluyor...
Yeterince gören için bence doğ rulayıcı bir durum.
Neticede istişare şart.
Bunun doğru kişilerle yerlerle ve doğrudan katılım gerektirdiği açık. Peki bu olmadığında ne olur? Yapılıyormuş gibi olur ve bu ara hariç bilinmeyen birçok şey da yapılır olur. Bu yüzden kendi içimizden kaynaklı uygulama farklılıkları haksız dönüşümle sıkıntıyı arttırarak ek sıkıntılarla nefes almışları zorlaştırır. Daha sahte belgeler meselesine, taşeron ve bireysel işletmeciliğe, alt taşımacılıkla oluşan haksızlıklara değinmedik.
Bu kadarı bile vahameti göstermiyor mu?
Evet, kamu otoritesinden belediyelerin eskiyen uygulamalarında düzeltici işlem gerektiren mevzuat yenilemelerin dışında tarifelerin dü zenlenmesinden tutun birçok yeni gelişimin gereklerinin getirilmesi gereken yeniliklerine kadar birçok yapılabilecek şeyler var.
En önemlisi, sektör kendi için- de birlikte yol alma yolunda birleşerek tek ses vermesidir. Bununla da istişareye dayalı ortak adaletli paylaşımı gerektiren maliyet ekonomisine dayalı ve bir yakınlaşmayla birlikte çözüm için bir araya gelme irade ve kararlılığı gerektirir. Bunun için bütün ilgili kuruluşların kendilerini yenileyerek gidişatın gereğine göre toparlanmaları gerekiyor. Önce kamu otoritesinin anlayış değişimiyle meseleye bakma- sı ise şart. Ulaşım konusuna tüm taraflar bu yeni anlayışla bakmadıkları süre işimiz zor. Bu benimsen- mez ise yöneticiler dahil, hepimiz daha çok konuşuruz.