22 EYLÜL 2019 PAZAR

Tribüne oynamayın!

Gürpınar Özel Halk Otobüsleri İşletme Sorumlusu Cevdet Akın, son gelişmelerin önemli fırsat sunduğuna dikkat çekerek, herkesi tiribüne oynamadan, ortak faydalı çözüm üretmeye çağırdı...

Ekleme: 19 Ağustos 2019 Pazartesi 03:46/ Güncelleme: 19 Ağustos 2019 Pazartesi 03:46

İlgi çeken çıkışları öngörü ve değerlendirmelerinin doğruluğunu süreç içinde ortaya çıkan sonuçlarda gördüğümüz Gürpınar Özel Halk Otobüsleri İşletme Sorumlusu ve Mavi Marmara   Ulaşım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Akın ile hariç değişimleri, bunun etkileri ile mevcut özel halk otobüs işletmecilerini nelerin beklediğini, nasıl bir durumda oldukları ve ne yapılması gerektiğini konuştuk. Sektörü ilgilendiren önemli konulara değinen Akın’ın ilginizi çekeceğini düşündüğümüz sohbetimizi sunuyoruz...

KTT: Sayın Akın, İstanbul’da değişimi getiren yerel yönetim seçim sonuçlarıyla sadece kendisiyle sınırlı görünse de ülke geneline etki edecek gibi bir havada. Biz toplu taşıma açısından meseleye bakarsak durum nedir?
AKIN: Siyaset bizim işimiz de- ğil. Ancak, etkileri bize dokunuyor. Hatta, vatandaşları, sonuçları bile ilgilendiriyor!..
Bu farkı ortaya koyarak, dediğiniz gibi bir süreç yaşanıyor. Lakin burada siyasete kurban edilmemesi gereken bir de var olan tıkanmaların giderilebileceği çıkış imkanı da mev- cut. Bu açıdan, ortaya çıkan sonuca nasıl baktığımız çok önemli.
Mesela bizim yani Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği yapan esnafın, onları yönetenlerin, haklarını koruyan devletin kanunlarıyla belirlenerek hizmet vermesi için kurulan mes- lek kuruluşları dahil, herkesin belirlenmiş iş görev ve verdikleri hizmet sorumlulukları çerçevesinde olanla- ra bakmaları gerekiyor. Gidişatı bu çerçevede değerlendirmeliler.
Bu da yetmez.
Yapıtıkları değerlendirmelerini de olası genel sonuca dayalı, olası so- nuçlarını öngörüp öyle son noktayı koymaları da şarttır. Bu değerlendirmeyi, eğer yerel yönetimlere iletmek gerekiyorsa, sadece sonuçlarının ken- di iş kollarına etkileri öne alınmış diğer mülahazaları hassasiyetle, bel- ki hissettirici biçimde yapılmalı.
Bu girizgahtan sonra, açık ve anlaşılır söylüyorum, bizim Özel Halk Otobüsçüleri olarak beklentimiz, işverenimiz İETT tarafından hazırlanan Özel Halk Otobüsçüleri çalışma yönergesine göre yaptığımız hizmetimizin karşılığını almak.
NOKTA.
Harcatılan öz sermayemizi geri kazanacak bir gelirle bunun sağlatılmasını beklemek, günlük hayatı ida- me ve geleceğe de güvenle bakacak bir geliri sürekli kıldırmaktır. 
BİZ SİYASETÇİ DEĞİLİZ!..
Evet; biz si-ya-set-çi değiliz!..
İki kere iki dört ettiği kadar bu kesinkes böyle...
Siyaset makamının etkinlik anla yışını, dayandırdığı makul kabul gör müş çerçevede dikkate almak zorunda olduğumuzu bilenlerdeniz elbette. Dolayısıyla da siyaset yapanların söylemleri sadece kendilerini bağlar. Biz bunu bilmekle birlikte, o noktanın ilgi alanımızda olmadığını da düşünerek işimizin ehli olarak, ilişkimizi sürdürme töleransı tanınanlar olduğumuzu unutma dan işimize bakanlardanız.
Öyle olmamız da lazım.
Bu hassas noktada bilgimiz yeteneğimiz olanı görüyor olup olmamamız bizi bir yere koyuyor. Bunu yöneticilerimizin görmesi lazım. 
Dikkat edilmesini öneriyor olmamın nedeni de işin hassasiyetidir. Bu yaklaşımımız aslında herkes için hem kendimiz hem işveren olarak denetim, yürütümünde hizmet esaslarımızı belirleyenler içinde net bir emniyet supabıdır.
Çünkü, muhatabımız, hizmetimi zi alan, bunun iyi ya da kötü olduğunu değerlendirip bunun karşılığını da nihayetinde doğrudan doğruya siyasetle yönetenlere gösteren halktır. 
“Hizmetimiz kazanım mı hüsran mı?” sorusunun doğrudan sonucuna etki edici yanı vardır.
Bu noktanın bilinmesi, bu şekil değerlendirilip ele alınması şarttır. 
Bizim açımızdan bu daha fazla önemlidir.
Bizim icra makamında oturanı muhatap almamızı gerektirmesi de bir o kadar hassas noktadır.  Bununda herkes tarafından anlaşılır durum olarak bilinmesi gerekmekte. 
Gereksiz fedakârlık sinyallerinden uzak biz her zaman gerekli hizmet erbapları görülmeliyiz.
Bu yüzden bizim teknik anlam- da işini iş görev tanımlamasına göre yapan olmamız, böyle olduğumuzu göstererek kabul edilmemizi sağlamamız gerek mektedir.
Bunun dışında işverenin siyaset anlayışı ile kendi özel görüşümüzün bir noktada birleşip birleşmemesi sıkıntımızı arttıran ya da gideren davranışlarımızın etkinliğini arttırıcılık taşır ama bunun fazla ya da eksikliği de bize zarar verir.
Bu tarafın özellikle, yöneticiler- ce bilinmesi lazım.
Eğer biz yöneten makamın siyaseten baskısına maruz kalırsak, eğer net belirlenmiş ortak kabulle netleşmiş esaslarla sınırlı hizmeti sürdüren olamazsak, işimiz zorlaşır.
Ihsana kalır , edilgenliğimiz artar. 
Bu ilk aşamada bizi, ardından sektörü ve aslında nihayetinde yerel yönetim otoritesini ve dolayısıyla da yönetim erkini doğrudan etkileyen bir olumsuz sonuç doğurur.
Bu yüzden herkes için emniyet supabıyız diyorum.
Bu noktaya mercilerin dikkat etmesi, bizim tepkimizi vermede bu noktayı doğru anlamamız, hizmetin selameti bizim de bekamız açısından çok önemlidir.
KTT: Burası önemli uyarı gi- bi. Sahaya bakınca bu bilinçli öngörüde yapılanmayı görmekte zorlanıyorum. Böyle olunca en azından ortak aklın ne derece egemen olduğu, kurumsallığın nereye kadar önemli sayılacağı gibi saha işleyişinde görülen durumlar dediğinizle sanki çelişir gibi. O zaman asıl gereken “Anlayış değişimi” olmasın? 
AKIN: Bu sizin dediklerimi değerlendirmeniz. Yani bakışınız odak lı görüşünüze dayalı meseleye bakışınızla vardığınız sizi bağlayan sonuç. Tabi her söz uyarıyı da temenniyi de barındırıcıdır. Belli ki gidişata uyum suzluk var ve bence özel halk otobüs işletmeciliği değişmeli.
İşleyen yapıda ne hizmet veren, ne bizler memnunuz.
Ne halk, ne merkezi otorite sonuçlara etkisi açısından memnun. 
Hatta bir süre sonrasında uluslararası ilişkilerde entegre yapılanmalı taşımacılığın diğer kollarıyla bütünleşik yapıya gidişte bu durum, bir engel olarak, bir gecikme nedeni olarak karşımıza çıkabilir de...
Bu nedenle İstanbul’da bizim dışımızda olan bu değişim fırsata dönüştürülmeli. 
Bu noktada ben Sayın İmamoğlu’nun kurduracağı kadronun önem- li oranda belirleyicilik taşıyacağını düşünenlerdenim.
 
ORTAK ÇABA
 Bizde bu işletmecilik gelişimin gerisinde şahsi çabalara dayalı.
Geleceğe de uyumlu özellik taşımamaktadır. İşte bunu olumlu gelişime dönüşü sağlatacak bir fırsat olarak İstanbul yeni örnek olabilir.  Burada hem hükümete, hem yeni İBB yönetimine büyük iş düşüyor. Yerleşik hatalar pekâlâ giderilebilir.
 Gelelim kendimize. Biz üzerimize düşeni yapmıyoruz yapmaya başladık denilebilirse de gidişattın kurtuluşa dönüşecek bir sonuca ulaş masına yeterli değil. Ortak çaba gerekli. İstanbullu şirket yakınlaşması ve mutabakat sağlayarak ortak davranma kararları bu açıdan da dönüm noktasıdır.
Eskiden de bu iş birliği vardı ve uzun süre devam etti sonra birçok bireysel öne alışlar yaşandı. Şimdi tarihi fırsat bir değişimle topyekûn çözüm olarak hem kamu hem özel kesimin profesyonel yapı kurma fırsatı olarak karşımızda duruyor. Bu iş birliğinin devamı gelmeli.
Yöneticiler kurumsal anlayış esaslarını belirleyerek sektörel birliğin ortak anlayışla ve giderek siste- mi yenileyici bir noktaya taşıyacak esaslarda ortaklaşa belirleyecekleri bir alan açılmalı. Bunun koşullarını genel işleyen evrensel kabul görüşlerle donatmalı. İstanbul deneyimi bunu başaracak güce sahiptir.
 
KTT: Tamam da bu durumu görmemek demek olmaz mı? Yapılabilecek şeyler ama bu- nu yapacak kim? Mesela, İmamoğlu’na merkezi hükümetin siyaseten engeli gidişa ta göre gayet normal. Mese la, onca sistem deneyimleri sonrası hizmet yaklaşımları hatta İstanbul havuzu, ücret toplamada kolaylaştırıcılık. Kazanımın adil paylaşıma yö neltici girişimleri sağlama çalışmalarını, merkezi hükümet nasıl paylaşır? Bu olabilir mi?
AKIN: Ben teknik olarak olma sı gerekeni işaret ediyorum. Dedim ya bizim siyasetle işimiz olmaz. Ben gidişatın gerektiği yapının ortak akla dayalı olması gerektiğinden söz ediyorum. Siyaseten hükümranlık hakkını kullananların tercihi ne getirir ona karışamam ve bilmem.
Lakin bir bildiğim, güçlü Türkiye için başkanlık sistemine geçilmedi mi? Geçildi! O zaman ortak anlayışla pekâlâ devlet bütçesinden destek gören belediye denetiminde top- lu taşımacılık esasları ortaya konulamaz mı?
Hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanımız’dan KDV indirimini önce yüz de 8 olmasını istemiştik. Buna birçok hukukçu olmaz demişti. Görüştük ve yüzde 1.5 oldu? Nasıl oldu?
Gidişatın gerektirdiği anlayış değişimi ve herkesin destekleyeceği güçlü Türkiye için oldu.
Üstelik bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımız’ın tutumu belli.Bir yeni örnek daha gösterir ve pekâlâ yol aldırabilir. Aynı şeyi Ekrem İmamoğlu da yapabilir.
Neticede bunlar bu ülkenin evlatları değil mi?
Burada mesele bizim alt yapımızı doğru kurup talep arzımızı yetkililere kaynaklarıyla ve getirisi götürüsüyle sunabiliyor olmamız.
Ben bu tarafının düşünüldüğü bir Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği ihdası için çalışılmasından yanayım. Yoksa, siyasetçilere akıl vermekten değil. Benim aklım bana. Ben ortaklaşa bir yenilenme. Bir adaletli ücret toplama paylaşma.
Bir ortak gelir gider belirleme gerekliliği var diyorum!
Dolayısıyla da yeni bir sistem kurma zorunluluğu var.
Bu bizi yarın yerleşik yapı evren sel alanda kurulduğunda, gelişmişlerden değil, gelişmekte olanlarında ötesine düşürülebilir.
Bunu yapmaz mı diyorsunuz? ya olursa ki olacaktır?
Peki biz bunu hakkediyor muyuz? Hak etmiyoruz kardeşim. 
Bunu bu lafta değil icraatta kabul ederek ettirerek, ona göre tedbir alarak göstermeliyiz. Benim söylediğim söylemek istediğim budur.
Tribüne oynamadan herkesi memnun eden yükü de külfetini de getirisini de ortak paylaşıp üstleneceğimiz bir sistemle yol alınmalı diyorum o kadar.
Son cümle olarak bir eşiği geçen özel halk otobüsçülerinin yöneticileri bu eşikte tutunmalı bir ileri adım içim makul bir ücretlendirme makul bir iş görev tanımı ve ek cezalarla gelir elde edeyim derken işletmecilerin iflasa sürüklenmeleri önlenecek sistem için çalışmalı.
Birlikte ortak çözüm üreterek yönetenlere destek vermek, kendi sistemimizi kurarak yola öyle hasarsız geleceği öngörerek devam etmek daha güzel olmaz mı?
En azından biz yoluna girmiş görüşler üretmiş olur, kabul etmeyenlerde tarih önünde ileride mesul tutulurlar.
Bu da bir kazanım değil mi?
Benim demek istediğim budur vesselam...