18 EKİM 2018 PERŞEMBE

Tüketici kabulu garanti olamaz!

ABD San Francisco’da 9-12 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen “Otonom Araç Sempozyumu 2018”de geleceğin teknolojisinde “Kamu Güvenliği” tartışması öne çıktı...

Ekleme: 14 Eylül 2018 Cuma 21:45/ Güncelleme: 14 Eylül 2018 Cuma 21:45
YENİ nesil teknoloji uygulanmaları, hükümetlere ait kamu kuruluşlarının taşımacılık sistemine teknik destek sağlayan ve ayrıca da otonom araçlarla ilgili yapılan çalışmalar açısından üreticiler adına zorlayan gerçeklik olmuş durumda. Bu nedenle, ABD San Francisco’da 9-12 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen “Otomatik Araç Sempozyumu 2018” de özellikle, yeni nesil teknolojilerin sorumluluk, güvenlik ve kamu kabulü konularında önemli bir yeri olduğu tartışıldı. Ortaya çıkan sonuçlar bir hayli ses getirdi ve teknoloji şirketlerinin geleceğe olan bakış açısının kaygı doğuracağı belirlendi. Ele alınan bir kaç konu başlığı şöyle oluştu:
 
KENTLERİN DEZAVANTAJLI NÜFUSU
Öncelikle, ulaşım araçlarını kullanan bir tüketicinin hizmet kabulünün kabul edilemeyeceği açıklandı. “Yapılan bir araştırmaya göre; ‘Bir insan sürücü girişi olmadan tam otonom, kendi kendine giden bir araca binmenin nasıl olacağını açıklayabilir mi?” diye, sorulduğunda; “Muhtemelen insanların hiç biri cevap veremez sonucu çıktı” cevabının etkileri tartışıldı.
Tartışmada; 
n Tam otonom bir aracın güvenli olduğunu nasıl kanıtlayabiliriz?
n Tam otonom bir aracın önemli operasyonel zorlukları nasıl anlatılır?
n İnsanları tam otonom araç paylaşma ihtiyacı nasıl sağlanır?
n İnsanların beklentileri, algıları, kaygıları ve de motivasyonlarını tam olarak nasıl anlarız?
Tam otonom bir aracın olumlu ya da olumsuz etkileri, sosyal etkileri nelerdir?
n Tam otonom bir aracın gezgin davranışı üzerindeki olası etkileri nelerdir?
n Tam otonom bir aracın toplu taşıma üzerindeki etkileri nelerdir?
n Tam otonom bir aracın benimsenmesi az ya da çok işlere yol açacak mı?
n Tam otonom bir aracın benimseme gelir düzeyleriyle nasıl ilişkilendirilir?
n Tam otonom bir aracın yolculuk süresini etkileyip etkilemeyeceği nasıl belirlenir? 
n Tam otonom bir aracın sürdürebilirliği, ekonomik aktivitelerinin sürdürülebilirliği toplumsal hareketlilikte nasıl sağlanabilir?
Ayrıca, tam otonom bir aracın teknolojisi ve testine yoğun bir şekilde odaklanılmasına rağmen, kentlerin dezavantajlı nüfusuna sahip yolculukları için tam otonom bir aracı erişilebilir hale getirme konusunda önemli tartışmalar yapılmalı mıdır, yok- sa, karar verilip, uygulanmalı mıdır? sorularına cevaplar arandı.
 
65 YAŞ ÜSTÜ BEDAVA HİZMET!
Dünya’nın bir çok ülkesinde hareket kabiliyeti kısıtlı olan yolcuların (65 Yaş ve Üstü) gelişimini desteklemeye yönelik çabalar hem kamu, hem de özel sektörlerde devam ederken, tam otonom teknolojilerinin herkes tarafından erişilebilir olmasını sağlamak önemlidir. Ancak, sadece ABD’de 65 yaş ve üstü yolcu sayısının 2030’da 72 Milyon’a, 2050 ’de 88 Milyon’a çıkacağı tahmin edilmektedir (her gün 10 Bin kişi 65’e ulaşmaktadır). 65 yaş ve üstü nüfusun yaklaşık 16 Milyon’u, tam otonom taşımanın bulunmadığı kentlerde yaşarken, bunların yüzde 92’si ulaşımdan istifade edemeyecek olan yani, ulaşımla hiç bir bağı olmayan insanlardır.
65 yaş ve üstü kişilerin oranının kırsal bölgelerde kentsel alanlara göre daha yüksek olduğunu ve sayılarının önümüzdeki 10 yılda artmasının beklendiğini belirtilmektedir. Bu demek oluyor ki, sınırlı toplu taşıma araçlarına sahip, ya da mevcut olmayan kırsal bölgelerdeki insanlara yardımcı ol- mak gerekmektedir. Genel olarak, diğer yenilikçi çözümleri kullanarak hareketlilikteki herhangi bir iyileşmenin “fiziksel ve zihinsel sağlık yanında yaşam kalitesi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir” denilmektedir.
Tam otonom bir araç ulaşım ekosisteminde bir dizi yeni hareketlilik hizmetidir. Fakat, uygulanabilir bir seçenek olması için, bunların paylaşılması gerekir. Paylaşımı teşvik etmek için de hareketlilik hizmeti sağlayıcıları arasında uyumlu, işbirliğine dayalı, eşgüdümlü bir çaba ortaya konulmalıdır. Böyle bir çaba içinde olan kamu kurumları, STK- ’lar, akademik kurumlar ve şirketler “Ortak Mobilite İlkeleri” ile hareket etmelidirler. Bu konu, “Otomatik Taşıtlar ve Paylaşılan Mobilite Hazırlığı” konulu bir toplantıda tartışılmış. Belirlenen “Ortak Mobilite İlkeleri” aşağıdaki gibidir:
Şehirlerimizin hareketini birlikte planlıyoruz,
İnsanları araçlara göre önceliklendiriyoruz,
Araçların, şeritlerin, bordürlerin ve arazilerin ortak ve verimli kullanımını destekliyoruz,
Paydaşlarımızla ilgileniyoruz,
Biz eşitliği teşvik ediyoruz,
Sıfır emisyonlu geleceğe ve yenilenebilir enerjiye geçişi sağlıyoruz,
Tüm modlarda adil kullanıcı ücretlerini destekliyoruz,
Açık verilerle kamu yararını hedefliyoruz,
Entegrasyon ve sorunsuz bağlantı için çalışıyoruz,
Yoğun alanlardaki otonom araçların sadece ortak filolarda işletilmesi gerektiğini biliyoruz.
 
AR-GE’YE HALA İHTİYAÇ VAR
Ar-Ge bir tarafa, yeni nesil teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemeye devam etmesine rağmen, belirli alanlarda hala araştırmaya ihtiyaç duyması çok önemlidir ve bu araştırma sürdürülecektir. Kamu ve özel sektörden temsilciler, akademik kurumlar ve şirketlerin yöneticileri toplantıda aşağıdaki gibi bir araştırma ihtiyaçları listesi sıraladı:
Veri paylaşım modellerinin belirlenmesi,
Tam otomatikleştirilmiş araçlara geçiş sırasında potansiyel güvenlik senaryoları,
Güvenliği sağlamak için yerel politikaların belirlenmesi,
Paylaşılacak mobilitenin altyapı avantajları,
Paylaşılan hareketliliğin olumlu veya olumsuz etkilerini azaltma fırsatları, sosyal etkileri,
Yaş gözetmeksizin sosyal eşitliği ele almak,
Gezgin davranışlarının ekonomiye etkisi ve potansiyel gelişimi,
Paylaşılan hareketliliğin transit ve tersi üzerindeki etkileri,
Ulaşım planlama ve planlama modelleri için çıkarımlar,
Arazi kullanımı üzerindeki etkiler ve paylaşılan hareketliliğe etkileri.
 
SONUÇ: Bu araştırma ihtiyaçları ve yukarıdaki diğer tüm başlıklar gelecekte sınırsız bir hizmet ortaya koyacağı ve de çok çeşitli alt konuları kapsadı- ğı için gelecekte daha da geliştirilmesi gerekmektedir. Toplu taşımanın daha yaygın hale gelmesi durumunda, genel ulaşım sistemi üzerinde önemli etkilerin olacağıdır. Etkilerini değerlendirmek için bir çerçeve geliştirilmelidir. Bu çerçeve, enerji ve emisyon modellemesini, güvenlik temelli gelişmeyi, daha geniş etkilerin sistem dinamiklerini ele almayı ve uluslararası alanda kullanım konusundaki işbirliği ile makro ekonomiyi analiz ederek, araç otomasyonu ve potansiyel ekonomik iş gücüne olan etkilerinin değerlendirilmesine karar verilmiştir.