23 EYLÜL 2018 PAZAR

Özel taşımacılar bu anlayışla yok edilir!

Değişime uygun hareket edemeyen belediyelerin bugünkü tıkanmayı getirdiğini belirten Yeni İstanbul Özel Halk Otobüsleri Başkan Vekili Nihat Pelen; “Sübvansiyon şart” diyor...

Ekleme: 13 Ağustos 2018 Pazartesi 06:17/ Güncelleme: 13 Ağustos 2018 Pazartesi 06:17
Yeni İstanbul Özel Halk Otobüsleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nihat Pelen, gelişen ve değişen bu süreci hızlı biçimde yaşayan İstanbul’un, oluşan ihtiyaçlarının sistemdeki özel taşımacıları zora soktuğuna dikkat çekiyor. Her belediyenin, özel taşımacı gerçeğini, öz sermayeleriyle destek sunarak         onları rahatlatan, farklı hizmet verme imkanına da kavuşturanlar olarak  görmeleri gerektiğini söylüyor. Özel taşımacıya bu gözle bakamayan belediyelerin ise gelir-gider dengesinde makasın ters yönde açılmasına neden olmalarının hata olduğunu da dile getiriyor. Bu hatanın geliri eritmesi, öz sermaye kazanımını ortadan kaldırması ile en sonunda günlük harcamaların karşılığını alabilecek imkandan bile yoksun bıraktığını belirten Pelen; “Özel taşımacının sermaye ve nafaka kaybı sürerken, o hala hizmet         vermek için direniyor. Sadece zam değil, zam ile birlikte adil kalıcı düzenlemeyle soluk   alacağı sistemin kurulmasını da zaruri görüyorum” dediği söyleşimiz...
 
KTT Seçimler bitti. Yeni yapılanmada güç- lü yönetimle daha verimli hizmet dönemi başlayacak beklentisi var ancak buna rağmen özel halk otobüsçüleri memnun görünmüyor! Klasik zam beklentisi mi?
PELEN Elbette hayır. Bizim vatandaşı zora sokacak beklentimiz zam değil. Bizim beklentimiz değişen, gelişen giderek 7/24 saat hareketli bir şehre dönüşmekte olan İstanbul’un gelişimine uygun, bizi hareketlendirecek bir toplu taşıma hizmetinin özel halk otobüsçüleri eliyle gördürülme sisteminin kurulmasıdır. Asıl beklenti bu. Bu yüzden “Güçlü bir yapı gerekir” çağrısına “Evet” dedik. Arkasından gittik. Kurulması için bu yönde adım atılmasını bekledik ama bugüne kadar ne yazık ki yapılmadı. Bunun ilk sorumlusu belediyelerdir. Gelişimin gerisindeki bakışlarıdır.
Onlar bizi doğru bir müttefik göremedi.
Birlikte yol aldırma yerine bizi ötekileştiren yaklaşımla giderek, bekler duruma soktu. Her bekleyişimizi, öz sermayemizi bitirdi. Onu geri kazandırmayan uygulamaları bizim kimyamızı bozarak, bizi tümden zora soktu. Bu yüzden soluk alabilme adına düzenleme talebimiz de var. 
Asıl beklentimiz söylediğim sistemdir. Bu yüzden zam demek beklentisi önceliğimiz değildir. Bize da yakışmaz.
Başka destek kalemi öne çıkarılmadığından, esnaf o kadar zora düşürüldü ki, sürekli kayıpla gerilemeye maruz bırakılan esnaf, çaresizliği bir pansuman tedbiri, bir soluk aldırıcı olarak, taşıma üc- retlerinin düzenlenerek bunu da ister durumuna düşürüldü. Genel yapının yapılması gerekenin sahada bizi düşürdüğü nokta tedbir gerekliliğini ortaya çıkardığından düzenleme de şart.
 
KTT Sizce bu talebin beklenti limitleri ne- dir? Esnaf dediğiniz zorunluluğu da sanırım hala anlamaya çalışarak, belediyeden nasıl bir yaklaşım yahut sahipleniş, ya da soluk aldırıcı davranış bekliyor? 
PELEN Nasıl beklediğini söylemeden ne yaptığını ortaya koyalım ki, ne beklemesi gerektiğinin haklı gerekçeleri bilinsin? Özel halk otobüsçüleri yıllardan beri belediye adına kamu görevini ücreti mukabil vermek için aracıyla ortaya çıkan eskikleri tamamlayan, giderek bu eksikliği vazife şuuru ile tamam eden bir toplu taşıma hizmeti veren esnafın yenilenen adıdır. Daha doğrusu değişimin ayaksesleriyle birlikte bu adla müktesep hak konusundan modern yapılanmaya gidişte ortaya sahanın çıkardığı bir isim alan esnaftır. Bu yüzden her yeni uygulamanın her modern taşımanın uygulayıcısıdır. Giderek de görevi kendi işi gibi görüp, özsermayesini de bu işte kulalan belediyelerin denetim ve yürütümünde çalışandan ziyade onun paydaşı konu- munda hizmete sahip çıkandır.
Lakin bu esnaf, politik yapılanmaya dayalı bir toplu taşıma ücret tarifesine bağlı kılındığını görmezden gelerek yanlışa evet diyendir de. Ancak, o zaman bu denli bir yüklenmeler yoktu ve makas bu denli açık değildi. Bu yüzden özel halk otobüs işletmecisi belediye adına kamu görevi görmenin hazzı ile işini yaparken kaliteyi konforu ve yolcu memnuniyetini öne en çok çıkaran oldu. 
Bu zafiyetle birlikte gelişmelerin hızlanması, belediyelerin dediğim bakış eksiklikleri derken öz sermaye gideri ile bunu geri kazandırıcı gelirin aynı zamanda nafakaları kazandıracak oranları giderek geri düştü. Beklenti, politik mülahazaların da kaymasıyla arttıkça arttı!..
Bu yüzden bugüne gelişte bir tek sosyal devlet beklentisine cevap veren o yenilenmeye ilk evet diyen olarak kendisi oldu. 
Bunun dışında her taşımacı ücreti mukabil taşıdı yolcuyu. Dediğim gibi bunu sineye çeken özel halk otobüsçüsü öz sermaye kullanımını bile kamuya sunmayı sürdürdü. Belediye paydaşı gibi dav- randı. Böyle görülmemesini göremedi mi, görüp buna aldırmadı mı?
İşte işin burası hakikaten tartışılır. Bu yüzden, bugün bütün “Değişin” buyruklarına ilk o “Evet” dedi. Hemen değiştirdi. Sermayesini toplar umuduyla bunları yaparken hassas denge sınırını da aştı elbette! Daha doğrusu aştırıldı... 
Bugüne gelişte belediyelere sağladığı destek ile aldığı karşılığına bakın. Oranın onu bu noktaya taşıdığını ve durumunu bütün vahametiyle görürsünüz. İşte bu yüzden artık zam gerekiyor. 
“Sermayem çoktan bitti. Babamdan kalan son tarlamı satarak devam ettim umutla” derken, kayınpederimden destek alarak yürümeye çalıştım. Her defasında isteneni yaparak karşılık ver- dim. Karşılık görmedim bir türlü. Bugüne geldiğimde aldığım araçlar 700 bin TL.+ kredi giderleri ile işin içinden çıkılmaz rakamları buldu. Ödememi yapamaz hale düştüm. Geriye gitmeye gerek yok bugün 1.065’den aldığım kredi faizi bir çırpıda oldu 2.30!.. ya bunun yansıyan taksiti büyüten maliyeti? Bunu hangi mantık bu sistemle yapılmasını şart koşar! Bu yüzden zam + bir beklentim daha var. 
 
KTT Belediyelerin devletin belirlediği hedefe bakışlarında mı farklılık var, yoksa saha mı sizinle belediye bakışlarının farklı olmasını gerektiriyor? Nedir ayrı olan şey? Yoksa önceliklerde mi uyuşamıyorsunuz?
PELEN Belediye eski kolaycılığıyla masa başı bakış diyeceğimiz tek yanlı meseleye bakıyor. Bizi görmüyor. Gidişatın içindeki yerimizi yönetip verimliliği öne çıkararak hizmet için denetiminde bizi kazanması gereken görmüyor da ondan. Söyleneni yapan, yetkilendirilmesi eksik ve müdahil olma gücü az görerek gidişatı görmüyor.
Halbuki toplu taşımada bugünkü düzende bize yansıyacak geleceğin giderine set çekebilmem için bu yıl bize toplu taşıma ücret oranının en az yüzde 30 olması gerekiyor. Bunun altı oran her değişimi her mazot zammıyla araç artışı döviz vurgunuyla beni çökertir. Artış da yetmez bizim bir de ciddi uyumsuz oransız bir tarife sorunumuz var. Tarifede adalete uymayan oranlar var. 
Bugüne gelişte değişmeyen uygulamaların bize verdiği zararın bilinmesine rağmen sırf politik öncelikler ya da korkulardan önlem alınmayan mesela ücretsiz engellilere verilen kartlar, 65 yaş ve üzeri dahil bir çok bizi zora sokan yolcudan gelirimizi katmerli azaltan uygulamalar var. bu uygulamaların denetimden uzak olmasıyla birlikte ek sebep oldukları usulsüzlükleri de var. Bunlarında gözden geçirilmeleri gerekiyor. Dağıtılan pasolar, ücretsiz kart- larda aranan şartlarda yaşatılan esneklikler ve bunların bir de usulsüz kullanımları. 
Bunların da bir denetlenmesi yeniden düzenlenmesi lazım. Bütün kartların gözden geçirilmesi bile hem usulsüz kullanımı hem bu tür kartı alacakların sayısının düşeceğini bize gösterecektir. En azından denetlendiği bilindiğinden sahte yada hakkedilmeyen kartların elde edilmesine dönük girişimler azalarak sayıları düşecektir. Bunlar yapılma- dığı takdirde, tek yanlı uygulamalarla sesi çıkana rağbet edilirse, bu alanda gelişimin gerektirdiği anlayışa uygun anlayış taşınmadığı takdirde istenen sistem kurulamaz. Belirlenen ana hedeflere de ulaşamayız. Bu nedenle mutlaka değişimin gerektirdiği düzeni değişime uygun biçimde kurmalı ortak akılla işin standardını oluşturup kazan kazan metoduna geçilmeli. En azından kilometre bazlı performansa dayalı hakkedişle bir havuz çözümü en doğ- ruya yakın uygulama olabilir. Artık bunu devlet ricale görmeli belediyeler de özel kesimle birlikte devlet desteğini birlikte kullanabilecek gerçek paydaşlar olarak hizmette doğru yol almanın gereklerini ortak anlayışla tesis etmeli. Bu yapılmadığında herkes kaybeder. Yolcu da, taşıyan da taşıtanda devlet dahil bu işin kazananı olmaz. Sadece zam yetmez deyişimiz de bu yüzdendir.
 
KTT Sayın Pelen, Sistemin yenilenmesi gerektiği ortada. Bu noktada sizin de gelişimin gerektirdiği bir yapı içinde netleşmeniz gidişatın matematiğine uymanız gerek- miyor mu? Kurumsal anlayıştan uzak hala ferdi bir görüntü hala çoklu şirket ve şirketlerin hizmet orjinli sermaye şirketi olmadan kırk elli yıl önceki anlayışlarla sürmesi bu sıkıntıların sebebi olamaz mı? Bir de işin bu tarafı var buna ne diyorsunuz?
PELEN Bakın hiç kuşkusuz bu dediğiniz de doğru. Ama ben yıllardır devletin tesis etmede zorlandığı hizmeti kendi imkanımla kurarak, onunla kamu hizmeti gören olarak buna bin bir güçlükle göğüste gererek onu bugüne taşıyan oldum. Bugün eğer global anlayışa, gelişim denilen yahut modern daha iyi dediğiniz sisteme uygun ileri teknolojiye dayalı ve işletmeciliği de bunu kullanacak derece bilimsel bir yapı gerekiyorsa, bunu bana benim denetim ve yürütümümü yapanın üstü, yani sistem koyucunun netleştirerek ortaya koyması gerekmiyor mu? 
“Hele sen bir bu hizmeti gör. Bizi bir şuraya taşıyıver! Sonrasını hallederiz!” noktasına kim, kimler, ne kadar neye yakın, ya da uzak?
Elbette bunun cevabı da aranmalı... 
Bize net, açık, anlayacağımız dilden, eşit koşullarda buyruklar ve koşullarla ne yapacağımız gösterilmeli. Gerekliliğin gerekleri ortaya konmalı. Kondu da biz uymadık mı? Bize deniyor ki kurumlaşın. İyi ama önce engelli erişimi için, yeni nesil araçlar alın araçlarınızı değiştirin diyorlar. 
Ama zaman hoyratlığında kendi gecikmelerinin bedelini hatta üreticilere bile net davranmamalarının kazandıran maliyetlerin beize yüklemeyi ihmal etmeden hepsini yapın diyorlar. Burada mazeretini söylemesini duymayarak hala adama kaç çocuğun var diyen gibi değil misiniz? 
Kısaca kanaatimce değişimde kazanç ve yükler eşitlik çerçevesinde elbette rücu ediş oranında paylaşılmalı. Mesele ortak anlayışla geleceği kurmayı benimsemek bunun alt yapısını doğru tesis. Belki bir ülke ana ulaşım planı.. temenniden çok gerekeni herkesin üzerine düşen kadarını yapmasını sağlatmaktan geçiyor. Gidişat bize öğretecek öğretmesine de ayakta bırakacak mı onu bilmiyorum. İnşallah geleceğin sisteminde ana aktör oluruz.