23 EYLÜL 2018 PAZAR

Ah şu yufka yüreklilik!

Ücretsiz ve indirimli kart konusunda; “İnsanlar, artık işi sahtekarlığa vardırdı ve bundan da ciddi ciddi ekmek yiyor! İşte, buna aklım ermiyor” diyen, Başkan Mustafa Acar, çok kızgın...

Ekleme: 13 Ağustos 2018 Pazartesi 06:15/ Güncelleme: 13 Ağustos 2018 Pazartesi 06:15

Şaka gibi ama artık kart temin müesseseleri, adrese teslim yapanları da var ve ne bizler her hangi bir şey yapabiliyoruz, ne de yerel yönetimler, hükümet bile bu konuda hiçbir adım atmıyor” diyerek, çok ciddi uyarılarda bulunan Başkan Acar, kentiçi toplu taşıma sektörünün geleceğini hiç de iç açıcı görmediğini           üzülerek söylüyor. Başkan Acar’ın bu ilginç, bir o kadar da iddialı açıklamalarını sunuyoruz...

 

KTT Sayın Acar, Burdur Özel Halk Otobüsçüleri Başkanı olarak yıllardır usulsüz kart kullanımının ucunu devlet ku- rumları ya da üst yönetici mü samahalı rapor vermede gev şeklik diye görüyorsunuz. En azı bu noktanın ağırlıkta olduğunu söylüyorsunuz. Hala öyle mi düşünüyorsunuz?  
ACAR: Evet. Bu yüzden de bıktım. Kendi memleketimdeki hastanede verilen raporlarla ilgili edindiğim bilgilerimi kabul ettiremediğim onca kart tespiti ve el koydurmalarla bile sonuç alamadım. Sene 2005, uzun zamandan beri tanıdığım ve bir özrü olmadığını bildiğim bir arkadaşım, arabama engelli ücretsiz kartıyla bin- di. Şaşırıp baktım. Hızla arkaya geçtiği için konuşamadım ama durumuna üzülmüştüm. Daha sonra ko- nuştuğumda, sıkıntı içinde olduğundan rapor aldığını, bu sayede araçlara bedava bindiğini söyledi. 
Kızayım mı, şaşırayım mı, yadırgayarak; “Yazık sana benim arkadaşım bunu nasıl yapar. Sen kör değilsin ki?” de diyemedim. 
Şaşkın ve perişandım. 
Ben toplu taşımacı esnafıyım. 
Evet, ben toplu taşımacıyım. Senelerdir fukara olmasına rağmen bedava binmenin yerine yürümeyi ter cih ettiğini bildiğim nicelerini usulünce arabama bindirip para almayanlardanım. Benim gibi, özel halk otobüsçüm de aynen yaptığımı yapardı. Bunu hem biliyor, hem gördüğüm için söylüyorum. Artık bu iş aleni sahtekarlığa dönüştü. İnsanlar işi sahtekarlığa vardırdı ve bundan da ekmek yiyorlar!..
İşte buna aklım ermiyor. Bu konuda duyarlı ve ilgili araştırıcıyım.
Gazetenize yazdığım kızgın ve üzgün bir çok yazım çıktı. Kendi çapımda incelemeler de yaptım. Hatta, bildiğim, “İzmir’de Organize Hastane Birimleri” oluşmuş, aracılarla rapor ücreti mukabil alınır verilir olmuştu. Sadece orada değil, büyük-küçük hemen her yerde. 
 
KTT Bu konuyu biliyorum. Haber yapmıştık. İzmir ile ilgili ve devlet derdest etmişti oradaki çeteyi. Hala bunların olduğunu söylemek mümkün mü? Bu günkü durum nedir? Hala bu denli kontrolsüzlük devam ediyor mu? Bunun için yapılması gereken acil uygulama nedir?  
ACAR: Bakın benim söylediğim şey, hadi o yolsuzluklar uç nokta diyelim ama sahibi ile uyumsuz tonla kartın olduğunu biliyor ve görüyorum. Haddinden çok bedava, ondan da fazla usulsüz. Bunların kullanımları sürüyor. Şaka gibi ama, artık kart temin müesseseleri bile var. Adrese teslim yapanları da varmış bunu biz görmedik. Üstelik bu konuda en çok bilen sensin. Senin gazeten yazıyor bunları. Demek ki hala durumlar ay nı sürüyor!.. Dün fukarayı kollama adına başlatılan belgeyi sıkmadan vermeleri anlıyorum ama bu o zama nın güzelliği olan durum, günümüzde kurumsal gayri nizami hizmete dönüştü. Vergisiz algısız insan lar aracılık ederek bu kart temin işinden kazanıyorlar. Bunları hoş görerek kart esaslarında gevşeme yapan- lar, aynı hassasiyeti bana verdiği zararları görmüyor! Şimdi bu durum sence adalet mi?
“Ne olacak birkaç kişi de para vermeden geçsin. Bu da sadakanız olsun!” şeklinde görerek, denetimden yoksun kılmak, artık benim gibilerini kazançtan ediyor.
Eve ekmek götürmekten alıkoyuyor! Yolcu kaybettirerek, benim paralı yolcumun binmesini engelleyerek zora düşmemize neden oluyor. Haksızlığı ise işin cabası oluyor.
İşte bunlar halen oluyor.
Ben buna karşı çıkıyorum. 
Gelelim işin polisiye boyutuna. Evet, elbet devlet derdest eder. Bilirse, şikâyet edeni olursa, bu denilen oluyor!.. Bir de şikayetle neler yaşanacağını bilirseniz bunun ne derece olacağını o zaman iyi anlarsınız.
Bildirilecek ve ispatlanacak…
Sonra…
İşte ben, bu ve benzeri birçok durumdan ötürü işin peşini bıraktım.
 
KTT Biliyorum bu işin latifesi. Yeni öneriniz olacak sanırım. Ücretsiz ve engelli kartlar konusunda alanın boş olmaması için ne yapılmalı? Yeni bir denetim mi yoksa kart değişimini geriye dönük yaparak usulsüz kullanımı zorlaş- tırmak mı? Tam olarak nedir beklentileriniz? 
ACAR: Valla bugüne dek fazla konuşan oldum. Çünkü, arkadaşlarım bu dediğim zincirleme reaksiyon ile ortaya çıkan kayıp yüzünden çok çekiyor. Diğer yerleri de gördüm oradakiler de aynı. Hemen hepsi çoğu hâksiz yere suçlandılar. Sabahtan akşama sıkılarak söyleyeyim hilafsız her gün aynı yüzler bizim gibi küçük bir yerde bile yuh dedirtecek sayıda binenleri, ilk son durak muhabbeti ile simit ikramlarıyla yolu kat edenleri gördük. Bu ara bir de birçok yerleşim alanında bizim gibi çalışanlar olmadığından oradakileri o taşımacılar ücreti mukabil taşıdığını bilirse şoför arkadaşım, elbette yüzü elbet asık olur. Çünkü, sabah “inşallah kazanırım” diye, aldığı mazot parasını akşam pompacıya veremiyor.
Bu aklına gelince de elbet asılır yüzü!.. Senin asılmaz mı?
Bu yüzden kahırlanmalarının ço ğu bize hakaret edildi diye algılanıyor. Elbette, edenler de çıkıyor. Onları hoş görmemiz mümkün değil. Bu asla yapılması gereken değil. Bi- zim ruh halimiz anlaşılsın diye konuştum. Okuyan da belki empati ya- par dedim. Buralara kadar uzanıyor bu raporlar, vurdumduymazlıklar. 
Bu yüzden ben anlayışları da değiştirelim ve kart kullanımını geriye dönük bir kontrolden geçirmeye giden yolu açalım diyorum. Aynen dediğin gibi aracılığınla sayın devlet erkanına hükümet edenler ve dahi devlet kurum ve kuruluşlarına seslenerek diyorum ki, eskiden geçim der di, geçim sıkıntısı vardı ve iyi olan az iyi olanı, çok iyi olan, çok kötü olanla başlayıp herkes herkesi kollar durumları vardı. Devlet erkanı vatandaşa, vatandaş vatandaşa kolaylığı sevap bilir derecede de hoşgö- rülü idi ama gelişen durum bizi düzenli gelişimin gereğine uygun yapılanmaya itiyor. Bir de bu hoşgörü- nün suiistimale varan yeni geçim kapılarına yeni imkanlar sunan ek kapıları da açtığını gördüğümden, artık kamu yöneticileri, kimse kendi kafalarına göre “Garibandır ona ra- por verip toplu taşımadan bedava yararlansın, eh su elektrik ödemesi de yarı yarıya olsun! Bu kolaylığı da inisiyatifimizle töleranslı rapor vererek sağlayalım” demesin, dedirtmesin bu yolu önlesinler çağrısını yapıyorum.
Çünkü, o devirler geçti.
O zamanın o anlayışları değişti.
Açıkçası artık iyilikten maraz doğmaya başladı. İleri teknolojinin yeni dünyasında artık iyiliklerin de plan dahili proje bazlı olması gerekiyor. Bana çok yanlış gelen ve karşı çıktığım, eskiden cebimizden giden destekleri, neye kime mal olacak dav ranış olarak göremediğimizden, yapardık. Biz kaybederdik sonuçta. 
Şimdi öyle değil.
Şimdi benim görmezden geldiğim birçok insana zarar oluyor.
Ben haksız rapor verirsem. Bu- nun yüzünden başkaları ciddi kayıplara uğruyor. Bu nedenle dönemin getirdiği kuralların sonucunda herkesin, istisnasız yeni kurallara göre iş yapması gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla hala eski anlayış eski bakışlar sürüyor. Sürdürülüyor. Kimse işin bu değişen kısmından dolayı uğranılan zararları da görmüyor.
Başta bizi yönetenlerin hiç birisi bunu görmek de istemiyor. Bu yüzden “Her şey kuralına göre olma- lı” diyor ve bunu “Geçilen tercih edilerek kabul edilerek geçilen bu devrin benimsenen yapılanmanın gerekleri” diye, uyulmasını sağlamaları için aşağıdaki noktalara ilgililerin dikkatini çekiyorum: 
“Hastane raporları gerçek test tahlil ve durum kontrolüne dayalı verilsin. Heyet günleri için muayene kriterleri ile diğer kriterler aynı olsun. Eskinin o güzelliklerden kabul ettiğimiz o kişiye dayalı hoş görme anlayışı kalksın. Bunu içim burkularak söylüyorum ama gidişatın getirdiği şartlar bunu gerektiriyor çünkü. Konulan kurallardaki kriterler net olsun. Bu netliğe uyana, uygun olanlara bu kolaylık tanısınlar” böyle yapılmalı ki öz sermamizle sahada, kamu hizmetini belediyeler adına veren bizler sahada etkilenmeyelim.
Bunu yaparsa devlet, o zaman bende bu noktada yanında durur, sos yal devlet sorumluluğuna sosyal vatandaş sorumluluğu ile varımla yoğumla gönülden ek katkı sunabili- rim. Bu devirde iyilikler bile ortak fayda getiri-götürü üzerine dayalı.
Zaman hesap zamanı planlı olma ortak akılla yol alma zamanı.  
Şimdinin anlayışı net ve açık.
Gelir-gider ve işletme mantığı, doğru uygulanabilir ve geçerli düzeni gerektiriyor. Kontrole tabilik istiyor. Esasları var.
Bunu bizi yönetenlerimiz kılı kırk yararak belirleyerek yapıyorlar. 
 
KTT Değişimin ayak sesleri geliyor mu yoksa, bu bir önce lik meselesi olarak mı görülüyor. O zaman özel halk otobüs işletmecileri olarak, sizin çözmeniz gereken sorun var demek olmuyor mu? 
ACAR: Elbette var, hem de çok. An cak, devlet bizim geleneklerimizde “Baba”dır. Sahip çıkan sorun çözen adaletle çalıştıran soluk aldırandır. O hala öyle olmak için değişiyorsa ken disini, beni de hesaba katmalı. Ma dem öyle, benim de gözettikleri gibi gözetilmem ve hizmette matematik hesaba alınarak neyi nasıl yapmam gerektiği noktasında da netleştirilmem lazım. Bugün değişimle, ta- mam hızlı büyüyen gelişen ilk on ekonomiden biri olacağız.
O zaman birine kıyak yapılırken bu kıyağın kimin ayağını kaydıracağını bilmeden bu yapılır mı? Bilerek yapılırsa, demek ki bu baba özelliğinde sorun var. Hemen en yukarılara suçu atan olmamak da lazım. Bu yüzden ben; “Bu sorunun bugüne getirilmesinde belediyelerin tek yanlı düşünüşlerinin payı var” diyorum. Çünkü, bu işi devlet kesesinden yapmıyor. Getirdiği düzenleme ile en azından toplu taşımada özel halk otobüs işletmeciliği kurmasıyla bize de yüklüyor ama bizim doğan kayıplarımızı hesap ediyor mu?
İşte bunu hesap edecek asıl icra demetim ve yürütümü elinde tutan belediyeler yapmalıydı. 
Peki yaptılar mı ya da yapıyorlar mı? Şimdiye dek yapan olmadı. Bizi ötekileştirmekten vazgeçmediler.
Halbuki gidişat, ortak olmamızı birlikte devlet bütçesinden katkı ile kamu işi yapan olmamız gerekiyor. Bunu bile görmüyorlar. Bu yüzden ben noksanlığı bu noktada görüyorum. Dahası tam bu noktada da kusurun bir kısmını kendimizde bula- rak, kendimize dokunarak; “Biz gelişimi sahada olanla olması gerekeni birleştirip neden belediyelere bir olmalıyız birlik olmalıyız. O zaman doğru aksaksız hizmeti ve- ren olabiliriz” demedik?
Ferdi biçimde belki dilimizin döndüğü kadar anlattık. Hatta, bu noktada aslında kurulan TÖHOB da çok söyledi. O’nu bizler desteksizlikle sesini kısan olduk.
Bu noktada hatamız büyük. 
Konumuza dönecek olursak, bu günkü yapılanmada ve işletmeciliğin seyrinde ücretsiz kartları gereken doğru yerlere vermemek toplu taşıma araçlarında ek ücretsiz seyahati arttırarak ücreti mukabil bineni azalt mak demek, trafik akışını bozmak demek nihayeti de gelir gider dengesini özel halk otobüsçüleri aleyhine bozma demektir.  
Dolayısıyla bulunduğumuz nok ta kritik, çözüme de en açık nokta. 
Ya bana devleti yöneten karar mercileri; “herkesi, izin verdiğim kartla taşı” desin. Yahut; “Belirlediğim esaslarda belirttiğim çerçevedekileri taşı” desin. Bir ekleme yaparak bir de bana; “Bunu yaparken. Ücretsiz kart sahiplerinin kayda al, sayısını bildir. Bunu yaparken benim yahut yetkili kıldıklarımın belirlediği esasta onları ta nımla. Bunu yaparken, kart sahip lerinin kart kullanımındaki şartlara haiz olmalarının ölçülerinde varsa eksiklik, yolcuya değil ama karttaki elektronik düzenek ile durumu bana bildirerek, gereğini yapmamı da iste” desin.
Bu sayede de anında aksilik var sa yerine getirildiğini ben bileyim. Çünkü, artık dünyada gazetende de okuyorum entegre bir yapılanmadan, ortaklaşa paylaşımcı bir düzenden söz ediliyor.
Bir de şimdi gidişatla bir, her işin rengi de değişti. Dün benim hatamdan sadece ben zarar görüyordum. Bugün bu globalleşme ile en tegre yapılanmayla herkes her durumdan yarar ya da zarar görebiliyor! Bu yüzden eğer beni devlet süb- vanse etmiyorsa, benim öz sermayemi kullandırıyorsa, bana ücretsiz taşımayı bundan sonra aynı şartlarda yaptıramaz. Ben bu işin bu giderin altından kalkamam.
Öz sermaye tüketimimi ve iflasımın zeminini hazırlamamalı. Ya be- ni de kamu hizmeti gören durumuna sokup, bedelini makul alan öz sermayesini kullanma durumumu görerek düzenlesin, ya da sistem değişik- liğine giderek yenilensin tüm toplu taşıma hizmetleri.
Hem şu anki dünyanın genel gidişatının yeni anlayışı da işin destekli bir özel kesim tarafından görül- mesini denetimin belediyelerce yapılmasını istemiyor mu?  İstemesi temenni sayılır, bana kalırsa böyle ol- masını şart bile koşuyor...
Ben bugüne dek kamu görevi yapan sayıldığımdan öne çıkarılıp eninde sonunda zararım giderileceğine inandığımdan taşıdım. Benim gördüğümü, belediyelerin bildiğini artık devletimi yönetenlerinde bilmesini istiyorum. Ücretsiz taşıyınca ücretli binmiyor, ben bu yüzden de ek para kaybediyorum. Hak etmeyen kart alıyor hak etmediği kolaylıkla, sahtekâr arabama bindiği için yolcu binmiyor. Benim yolcum düşüyor yine para kaybediyorum!..
65 yaş da devlet istiyor diye defalarca bindikleri için yer sorun olduğu için aynı şekilde paralı yolcu arabama binmediğinden ben yine para kaybediyorum.
Üstelik dolmuş minibüs taşımacıları bunlara hizmet vermiyor. Paralı taşırken bu bana yapılan bir hak- sızlık olarak içimi yakıyor...
 
SONUÇ OLARAK;
Peki bu durumun düzeltilme- si nasıl sağlanacak? Bedava kart kullanımına devam edilecektir elbette. Bu ihtiyaç var. Biz yapılmasın demiyoruz. Hatta, yöneticile- rimize diyorum ki, tamam her dediğiniz olsun. Bu olacak olan, mesela ücretsiz seyahat hakkı tanımada sağlık raporunu kim, hangi şartlarda nasıl verecek? Edindirmelerin esasları ne olacak? Kart sahibinin görev ve sorumlulukları ne olacak? Kart kon trolü nasıl sağlanacak? Bu gibi durumları da hesaba katarak bi- ze makul bir açıklama getirilmeli. Mesela sosyal devlet kavramıyla sağlanacak kolaylığı yada ücretsiz taşıma hizmetlerini biz mi yapacağız? Eğer özel kesim olarak özel halk otobüsçüleri olarak bu yolcularımızı biz taşıyacaksak bunun inceden hesaplanacak be- dellerini, belirtmeye çalıştığım esasları gözeterek kim belirleyecek? Özel kelimesindeki özel ol- ma durumu bu işi belediyeler adı na ücreti mukabil yapan olmamı zı hala gerektirdiğine göre, buna rağmen bugüne dek yapılan düzenleme sağlıklı gitmese de bugüne durumu taşıdığına göre bu gün en azından sağlık raporuyla kart sayısı ve bunu kullananların gerçek kişi olma oranları vahim sonuçlar verdiği görülmeli. Bu- nun maddi kaybı konusunda dediklerimi doğrulayan yada çürüten çalışmalar yapılmalı. Vazgeç- tim bunun yapılmasından en azın- dan gerekliliği belirleme adına bu konuda bir geriye dönük çalışma kontrol ve yenilenme yapılması düşünülerek yüreğimize su serpilmeli. Özel halk otobüsçülerini belediyelerin tek yanlı duruş ısrarları devlet katında dikkatlerden kaçırıyor. Bence bunu bizim duayenler düşünmeli, TÖHOB üze- rinden kendilerini ortaya koyan bir proje üreterek farkındalığımızı ve gerekliliğimizi iletmeliyiz.

 

Evet, aksi takdirde bu böyle devam edemez.