15 KASIM 2018 PERŞEMBE

Sizsiz olamaz!

İnsan yaşamının değiştirilmeye başlandığı son yıllarda, ortaya çıkan teknolojik üretimlerle birlikte hedeflenen ekonomik kazanım, toplu taşımanın da belirleyici özelliği olarak öne çıkıyor...

Ekleme: 22 Haziran 2018 Cuma 21:01/ Güncelleme: 22 Haziran 2018 Cuma 21:01
Gelişimin, teknolojik uygulamalar ile sağlanması gerektiğini ortaya koyması, geleceğin teknoloji şirketlerinin elinde olacağını gösteriyor. Böyle olunca da, teknolojinin belirleyici öne çıkışı, üreticilere, teknoloji şirketlerine bağımlılığı getirmesi bir yana, toplu taşımanın da belirleyicisi olma imkanını çok rahatlıkla sunuyor.
 
Son yıllarda, teknolojik uygulamaların hayatımıza dahil olması ile ortaya çıkan çeşitlilik hergün bir başka farklı bir hedefe doğru evriliyor. Yapay zeka, robotlar ve robotik üretimler ile insan yaşamını şekillendiren bu değişim, “Yeni Nesil” diye, sunulurken, bir taraftan da uygulamalara daha çok yatkınlığı getiriyor.
 
Onotom sürüş teknolojilerinin testleri kademeli olarak değişiklik gösterip, bir müddet sonra sürücüsüz araçlarla insan yaşamını kolaylaştıracak hale geleceği noktasında kendi yerine oturmaya başlıyor. Yapılan araştırmalar, insanların, yüzde 70’inin üretilmeden sürücüsüz araç beklentisi içinde olduğunu da gösteriyor.
 
Tüm bu değişime bağlı olarak, üreticilerin de bir karşı hamle ile teknolojik bağımlılığı kırma çabaları şimdilik planla- nan hedefler doğrusunda kendine yer bu- lurken, bir taraftan da “Sanayi Devrimi” başlığı altında zorlukları yenebilme çareleri içinde insanı türlü yollarla beklentilerine dahil etmeye çabaları gözüküyor.
 
Teknoloji şirketleri ya da üreticiler, her ikisinin de tek ortak noktasının “Toplu Taşıma”nın olmazsa olmaz olduğu noktasında birleşiyor olması. Çünkü, ulaşım sektö- ründeki tüm modların her birinin insanla birlikte hareket eden üretimlerin hizmet sektöründe yer alması ve bu durumun ekonomik olarak güvenlik sağlaması.
 
Gerek yerel yönetimler, gerekse özel sektör hizmetlileri ulaşımda kendi zekasıyla hareket etme kabiliyetini ortaya koyabilme özgürlüğünü üretici ve teknoloji şirketi ile birlikte hareket ettirebilirse, işte o zaman herkes için “Kazan-Kazan” şartının tek taraflı olmasının önüne geçmesini gerçek anlamda mümkün kılacaktır.
 
Belki de kırılma noktası burası. İster üretici, isterse de teknoloji şirketi mutlaka toplu taşıma sektörüne kendince şekil vermeye çalışsa da ihtiyaçlar listesinin en üstüne insanı koymak zorunda. İnsana dönük bu bakış, her ikisi için de çağın olmazsa olmazı olarak öne çıkıyor.