21 EKİM 2017 CUMARTESİ

Her şey güzel ama bu yanlış!

Mardinli özel halk otobüsü işletmecisi Pamuk Dede, “Bizim anlayışımızda hizmet insana. Ancak, yükümüz 15 yıllık güzelliğe hiç yakışmıyor” diyor...

Ekleme: 6 Ekim 2017 Cuma 21:33/ Güncelleme: 6 Ekim 2017 Cuma 21:33
KTT: Özel halk otobüsçüleri olarak genel sorun; ka- zancın düşük, harcama- ların yüksek olması. Bu- nun dışında; “insan olma- yı zora sokan yanlışlar var” sözüyle ne demek istediğinizi açıklar mısınız?
 
ÇELEBİ: Doğru duymuşsun. Kazanç düşüklüğünden baş- ka önemli şeyler de var. Mesela hak ettiğini alamamak. Aslında, kazançsızlıktan çok hak ettiğini alamamak önemlidir. İnsan karnını tam doyurmayacak. Bizim inancımız da bu böyle. Midenin üçte biri yeterli. Kısacası, kararınca olacak herşey. Hiç olmayan ile olan dengelenmeli. Bunu, bugün hükümet yapacak. Onun adına bizim için belediyeler yapacak. Biz de yapılanların doğruluğuna kanaat getirerek, yapı- lan kadarıyla karşılık verirken, işin bir de insani boyutuna bakarak düşüneceğiz. Tuhafıma gi- den, para kazanmama değil. Bu- nu istenmemesi de hiç değil. Tuhafıma giden, herkesin yaşlanacağını bilip, aynı şeyleri yaşaya- cak olmasına rağmen, neden yaşlılara saygı konusunda yanlışları umursamadığı?
Şimdi gençlere de kötü ör- nek oluyor böyle davranan büyükler, ya da orta yaşlılar. En azından devlet idaresinde yer alan karar vericiler. Bunu yapmamalılar. Bak şimdi devlet buralarda yokken, beklediğimiz gibi değilken, bize özgü hak ve adaleti tesis edici yol alarak gönlümüzü fethederek desteğimizi aldı devlet. Dedi ki; “Artık yanınızdayız. Artık adaleti görecek, adaletle hakkaniyetle çalı- şarak bizim tarafımızdan da değerlendirileceksiniz. Kimseden korkmadan, gereksiz isteklerde bulunmadan soluklan- manız için varız” dediler ve dediklerini yaptılar ama şehirlerde hizmet verenlere belediyelerin bakışı aynı olmadı. Adeta devleti yönetenlerin aksi uygulamayla kendi ayaklarına kurşun sıkan bir davranışla şehirde kazanamayan bir taşımacı ve kendi halkıyla sürekli ters durumda işlet- meciliğin yolunu açtılar. İşte ben bunun yanlış olduğunu önce devlete ve hükümete zarar getireceğini, ardından insanları birbirine düşüreceğini söylüyorum. Bir şey daha söyleyeyim, adamı kazançsızlık batırır yok eder konuşturur da. Kazanamayanın ca- nı çabuk yanar. Ben Muhtarım. Muhtarlık yaptım, insanları tanırım ve bu yüzden de neyin ne olacağını görüp bilirim.
 
KTT: Şimdi diyorsun ki, devlet, adına hizmet verilen kentiçi toplu taşıma hizmetlerinde yanlışlarıyla kendine de zarar veriyor zorluklar çıkarıyor. Bu zorluklar nerelere varıyor?
 
ÇELEBİ: Bir kere her yeri o yerin durumuna özelliğine gö- re değerlendireceksin. En basitinden diyeyim sana. Batıda insanlar bir şekil, yapacak şeyleri bulup kazanabiliyor. Günü kurtarabiliyor bir şekilde ama buralarda bu imkân daha sınırlı. Hat- ta, böyle bir şey yok. Yani, belediyeler tutup oradaki şartlar buralarda da varmış gibi bize ek yük yükledikçe biz göçeriz. Bu- nu, hükümet; “Kanunla yapın” demiş. Bu da yanlış! Yanlışta ısrar edilirse başka şehirleri bilmem ama biz buralarda madden, manen, ahlaken de göçeriz. 
Bence en azından, “Hak ede- ne destek veren taşıma ile hayırlı bir iş yapılsın” derim. Hak- kedip etmediğine bakmadan herkese “Bir takım şartlara uy- gun” diye kartlar verip, bizim onları bedava taşımamızı sağlamaya zorlanmamız, para kaybettirdiği gibi, en önemlisi ahlaken de sıkıntı yaratıyor. Büyük kü- çük, baba evlat arası açılıyor!
Bir olay anlatayım...
Bizim geleneklerimizde evlatlar daha itaatkardır. Büyüğe karşı çıkmaz. Oğlumu direksiyo- na geçirip çalıştırıyordum. Bu 65 yaş ve indirimli engellilere refakatçilere verilen kartlar arttıkça oğlum huzursuz oldu. Huzursuzluğu giderek arttı.
Birkaç kez; “Bu işin yapılacak hali kalmadı” demesine rağmen, sessizce denileni yapıp çalışıyordu. Bir gece yarısı uyuyordum. Beni kaldırıp hiddetle; “Baba artık bu işi yapmayacağım!” dedi. Tabii, bu denilecek birşey değil.
Tepkiyle karşılık verip, oda- ma çekildim ama içim içimi ye- di. Bu karşı duruştu. Bu bana, büyüğüne karşı gelmeydi. Yaşlıları taşımama bir yana babasının verdiği işi yapmayacağını söyleyerek bir başkaldırıydı. Ahlaken saygıdan sevgiden bağlılıktan uzaklaşma yoluna girmek ti. Ertesi sabah yanıma, azarladım. Sonradan da nedenini sormayı düşündüm.
Bana; “Parası, pulu bizden fazla olan, devletten sırf kart aldı diye bana kafa tutarak sabahtan akşama arabamı mesken tutan adamlara ne hizmet ederim ne de onları severim. Bu fırsatı ona verenleri de sevemem” deyince, irkildim.
Kızdım, sertçe gerekeni de yaptım ama günlerce bu karşı duruş büyüğe karşı çıkışını, ardından da giderek bunun nedenini düşünür oldum.
 KTT: İnsanı; “Haksızlık yasa ile yapılmamalı” dedirten bir yan var gibi. Peki orta yolu buldunuz mu?
 
ÇELEBİ: Bunun orta yolunu ben nasıl bulayım? Yönetenler kendi güzelliklerini bozu- yorsa, ben ne yapabilirim. Bir de bu hükümet, hakikaten her birşeyi güzel yaptı. Be- nim köyüm 2023’den beri Sayın Erdoğan’a gönül verenlerin köyüdür. Örfümüze, geleneğimize, inancımıza uygun işler yapıyor çünkü. Herşey güzel ama bu kez yanlış oldu. Bu yüzden de hükümet edenler kendilerini zora sok- tu. İnatla devam ettirerek, giderek de kaybetmeye varacak derecede zora sokuyor. Eşraf sıkın- tılı, diş bileyenler de var. Bence zaman beddua alma zamanı de- ğil. Tam tersi, dua alma zamanı! 
Oyuna gelmeyelim derken, böyle bizi zora sokan kanunla zora sokulmamız doğru mu?
Hiç değil. Tekrar edeyim, ben bayrağıma devletime sadık uğrunda elimden geleni yapmış bir aileyim ama haksızlığın da karşısındayım. Hele bunu büyük işler yapan, beğendiğim desteklediğim hükümet eden yapıyor- sa, uyarmam da gerekir.
Benim söylediğim şey işin tam da burası.
Bu kısmına devam edilirse eğer, kalsın dediğimiz devam etsin dediğimiz, atalardan dedelerden kalma ahlak anlayışımız değişecek. Bu nedenle düzeltme yapılmalı. İnsan yol aldığı aracın tekerine çomak sokmamalı sokturmamalı. Bence devletimi yönetenler toplu taşımada özel halk otobüsçülerine toplam da destek vermeli. Onu mutlu ederek, sıkı bir şekilde çalıştırmalı.
Belediye üzerinden belediye ile destek verilen bir özel halk otobüs işletmeciliği adıyla bu işin yapan olmamızı sağlamalı.
Bizim için önemli olan devletin yanımızda olduğunu bilmemiz. İşte o zaman, “Herşey yo- lunda gidecek” diyebiliriz.
İşte, o zaman; “Devlet bu” diyecektir, herkes. Onun adına gördüğü hizmeti daha istekle yapacaktır. Ben bunu diyorum.