21 EKİM 2017 CUMARTESİ

Başarı hepimizin

Ramazan Gürler, özel halk otobüs tanımının yasallaşmasını, “Sektörel birliğe dönük yapılanmamıza hız katan gelişme” olarak tanımladı...

Ekleme: 29 Eylül 2017 Cuma 21:58/ Güncelleme: 29 Eylül 2017 Cuma 21:58
KTT: Beklenen tanım gerçekleşti. TÖHOB Başkan Vekili olarak bu tanımı na- sıl değerlendiriyorsunuz?
GÜRLER: Uzun çabalar so- nucu ve istediğimiz gibi oldu. Elbette bu bize aynı zamanda birlikte olmamız gerektiğini göste- ren bir sonucu da verdi. Eğer birlikte yol alırsak başarılı sonuçlara ulaşacağımızı gösterdi. Bu neden- le ayrıca bizim için farklı bir anlamı daha oldu. Bir kere net ortak amaç etrafında birleştiğimiz bir konu. Talebimiz bu nedenle karşılık buldu. Türkiye genelinde az ya da çok ama herkes ortaya konulan talebe olumlu destek verdi. 
Önce açıklıkla şu gerçeğin altını çizeyim. Özel halk otobüsü tanımı, memleket sathında belki de özel halk otobüsçülerinin net ittifak ederek çaba harcadığı bir konu. Bu yüzden de bizim dönüşümümüz, kırılma noktamızdır. Bireysellikten ortak bilinçle az ya da çok gelişmelere uygun yol ala- cağımızı gösterdik. Bu yüzden or- tak talep olarak iyi organize edebildiğimiz için başardık.
İkincisi de gelişmelerin seyrine uygun ve haklı talep sunmayı başardığımız ilk çıkışımız olması.
Özel halk otobüsçülerinin sa- ha gerçeğinin gereklerine göre hareket etmeyi bildiğini de gösteren bir önemli göstergedir bu başarı. Ben özel halk otobüsü yasal tanımına bu noktadan bakıyorum. Bu anlayışla da değerlendiriyorum. Bir kere bu çaba herkesin el koydu- ğu ittifak ettiği bir isteğin, dillendirilmesidir Türkiye’nin her yerinde hizmet verenlerin az ya da çok katıldığı talepleridir de ay- nı zamanda. Özel halk oto- büsçüleri saha gerçeğine göre hareket edebildiklerini her daim gös- termekle tanınırlar. Aslında bütün esnaf için geçerlidir. Esnaflık saha taleplerine uy- gun sahada yer alan saha isteklerini bilerek hizmet sunmak demektir. Bu yüzden de bir adım ileriye gidip derneği kurduk. 
Dedik ki; “Özel halk otobüsçüleri Birliği derneği geleceğin yapılanması, STK nitelik- li yeni değişimin gerek duyacağı bir dernektir bu dernek” dedik ve kurduk. Daha bize ferdi işletmeci sektörel bilinçle olaya bakamayanlar denildiği bir dönemde bunu yaptık. Bu noktada İstanbullu şirketlerin katkısı unutulmaz. Bu tecrübeden gelen sayısal çokluğu olmasıyla da ortak bir sistemin daha çabuk oluşmasından gelen bir sonuç olsa da İstanbul, her zaman örnek olan so- nuçları bakımından yurt sathında izlenerek destek verilen, arkasından yürünen bir özellik taşır.
Bu yüzden TÖHOB’un kurulması fikri gibi, icraatları ve iş görev tanımları da İstanbullu şirketlerin desteği ile şekillenmiştir. İstanbullu şirketlerin sayısal es- naf çokluğunu doğru yönlendirmeyi başarması bu tecrübeye sa- hip olması yanında tarihi kurum İETT’nin de tecrübesiyle bu gelişime katkısı başarıya etki eden önemli özelliktir. Kısaca, tanımın yönetmeliğe alınmasında ortak çaba vardır. Bu çabanın çatı örgütümüz TÖHOB ile planlı izlenmesi çaba sarf edilerek ete kemiğe büründürülmesi hadisesi vardır. Bütün bunların yurt sathında kabul görerek destek bulmasıyla başarıl- ma hadisesi vardır.
 
KTT: Sayın Gürler, anladığım kadarıyla siz tanımla birlikte özel halk otobüs işletmeciliğinin başka özelliğine de dikkat çekiyorsu- nuz. Bu herkesi rahatlatan bir dikkat çekme. Çünkü, siz, “Esnaf olmanın verdi- ği bir hizmet erbabı olma özelliğiyle talep edenin ne istediğini görme kabiliyeti de vardır” diyorsunuz?
GÜRLER: Evet. Bu özelliğimiz olmasa, kamu adına belediye kendi adına bize iş verir mi? Belediyeler, daha dengeli davranmayı bilme özelliğimiz yüzünden hizmeti bize veriyor. Bu- nu artık dillendirmemiz lazım. Ben bunu yapıyorum. Bunu gördüğümüzü göstermek için yapıyorum. Kitabi proje bazlı konuş- masak da gidişatın gerektirdiği tavrı yine de son anda da olsa, ortaya koyduğumuzu söylüyorum sadece. Toplu taşıma hizmeti ve- ren esnafın en önemli özelliği, sahada olup biteni görebilme yeteneğine sahip olmasıdır. Bunu bi- lerek ve kullanarak hareket etme- ye de bir örnektir yasal tanım uğraşımız. Mesela biz İstanbul’daki 5 şirket yöneticileri, her zaman dan daha fazla siyasilere yakın olduk. Neden olduk? Doğru bilgi vermek, sahada ki algıyı yönetene göstermek için olduk. Bir de saha gerçeğinde dengenin neresine bakılırsa daha çok hizmet alınır noktasını göstermek için ya- kın olduk... Asla politika yapmadık, popülist davranıp politik olmadık. Sadece görülmesi gereken noktamızı ortaya koyduk. Her şirket başkanı kendi imkân ve kabiliyetleriyle ama işin içinde olmayı sağlatıcı ol- ma adına hareket etmiştir. Taşımacı esnafı “En doğrusunu görendir” deyişim de bu yüzdendir. TÖHOB’u kurma girişimi de bu özelliğimizin bir dışa vurumu olmuştur. Bunda da ne denli isabetli davrandığımız anlaşılmıştır. Biz ne yaptık. Kayıtsız şartsız kanaat önderleri, özel halk otobüs işletmecilerinin şirket yöneticileri ne yap- tı? Bir kere siyasilerle yakınlaşıp bilgi verici oldu. Bunu gören siyasetçi ne yaptı?
Bize yaklaştı. Çünkü, onlara halk ayağına gitmelerinin yolunu açtık. Millet vekillerini halkla buluşturduk. Mavi Marmara bu yüz- den çaba gösterdi. Hayli de başarılı oldu. Özel halk otobüsçülerini en fazla bu dönem tanınması tesadüfi değil. Bu konuda herkesin aynı çabaya yönelmesi bile bu yönde bize sektörel bir fayda sağlamıştır. Mesele bu faydayı bizim görmemiz çok önemli. İşin başında dostlarımız bile bizi eleştirmişti. Bir süre sonra devlet ricali bizi protokole almaya başladı davetleriyle. Ben bu yüzden önemsiyorum vekillerle görüşmeyi. Bu yüzden sorunları memleketin bir kesim esnafın sektörün sorunlarını vekillerimizin bilmesi gerektiğine inandığım için bunu yapıyorum. Biz Profesör Dr. Mustafa Ilıcalı ile ve benzeri alanlarında uzman bilim insanlarıyla da görüştük. Bilim adamı gözüyle meselenin anlaşılır olmasını sağlamak için görüştük. Aynı zamanda bir farkındalığı ortaya koyalım diye bunu yaptık. Bu bilgi ile vekillerle giderek bakanlarla ve Başbakanlarla da görüştük. Önemli çıkışlarımız oldu ve bu sayede de TÖHOB ete kemiğe büründürdü davranışımızı sonuç verici çabaya dönüştürdü. Bugün Bakan olan o zaman milletvekili olan sayın Osman Aşkın Bak ile Sayın Öznur Çalık ile görüşüp destek istedik. Sahadaki durumu anlattık. İlkini mavi Marmara başlattı ama devam edenler, az ya da çok katkı sunanlar esnaf, şirket, dernek, kooperatif yöneticileri herkes oldu. Olması gereken de bu idi... Demek ki asıl olanı, bizim ferdi yapıdan vazgeçmez görünür olmamıza rağmen gerçeği görebildiğimiz, gereğini birlikte yapabildiğimiz gerçeği. İşte ben buna dikkat çekmek istedim.
 
KTT: İlgi çekici bir yaklaşım. Doğrusu devlet katına hükümet edenlere en önemlisi hükümet edeceklere saha gerçeğini sunarken yol açmayı düşünmek kendi gelişimini de bunun içinde göstermek. Doğrusu bu pek herkesin yapabileceği şey değil. Şimdi siz, ‘Biz hem sorunlarımızı devlete ilettik hem sahada olanın görünmesi için alan açtık. Hem de özel halk otobüsçülerinin kurumsallığa olumlu bakarak ortak akılla yol aldık. Almayanlara da almalısınız başarıyı ferdi üstlenmelerle göl- gelemeyin’ mesajı verdik mi diyorsunuz?
GÜRLER: Aynen öyle. Bunu verebildim mi bilemiyorum. Şimdi biz gerek ferdi gerek şirket yöneticileri gerek oda ve şirketler, her fırsatta kim ne yapabilirse diyerek yola çıktık mesela biz sayın Mehmet Muş ile görüştük. Ondan çok öncele- ri iktidar ve muhalefet tüm partilerin gurup başkan vekilleriyle görüşüp hepsini de bilgilen dirdik. Gidişata ve değişimle dönüşüme dayalı bakı şımızı ve beklentilerimizi sunduk. Daha derli toplu olarak da durumun mali boyutuna el atıp İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’ya, Maliye Bakanımız Sayın Naci Ağbal’a giderek, bu noktada bakanlık yapmış isim sayın Mehmet Mehdi Eker ile kurduğumuz iletişim ve aldığımız yardım ve desteklerini de hiç unutmuyorum. Daha birçok adlarını zikredemediğim vekillerimizle her esnaf görüştü. 
TÖHOB ile uzun süredir 11 yıldır dillendirdiğimiz taleplerimizi işte bu şekilde ilettik. Genel Müdürden Müsteşarına, Bakanlara, Milletvekillerine, Başbakanımıza kadar gerekli temasları sağladık. Başbakanımıza giderek genel çerçevede gerekliliği nedeniile birlikte ortaya koyarken adımıza birçok vekilimiz başbakan ile konuyu sıcak tuttu, katkı sun- du. Sayın Cumhurbaşkanımıza kadar ulaşarak bu sayede, az çok herkesin katkısı oldu. 
Şimdi, bu denli bir planlı hareketin elbette üst yapı planlayıcısı olur. Oldu da. Bu hareketin üst yapısı TÖHOB oldu. Hepimiz onun açtığı yolda yürürken ona destekle yolları açma konusunda çalışarak bütünleştik. Bu nedenle tutup “ben yaptım ben sağladım” demek, kimsenin ne haddi ne de yakışan bir davranış. Eğer böyle bir davranış olursa bu olsa olsa hafifletici davranış olur. 
Biz bir aile değil miyiz?
Hani herkesin ağzında birlik sektörel bütünlük ve kazanım var- dı. O lafları nerede kaldı?
Bu yüzden gelinen nokta da önemlidir. Bu önemi azaltmadan yola devam etmek daha da önemlidir. İşin birinci safhası bitti. 
Şimdi ortak akılla ikinci safhasına geldik. Bu safha da ortak akıl hâkim. Her yapılan işte bizde buna uygun yol almak adına, en önce tanımımızı yasallaştırarak yola çıktık. Dolayısıyla bu bizim ortak çıkışımızın eseridir. Bu sonuca birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Benim söylediğim bu- dur. Bir de bundan sonra yapacağımız da sonra ki gidişatın gerektirdiğini de yapacağımızdır. Bu başarı işte bütün bunların bir ifadesi, göstergesidir. Bu nedenle ben cılız bile olsa ferdi sahiplenişi sektöre zarar getiren davranış sayıyorum. Buna da itibar edilmeyeceğine edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Böyle bir şey var diye değil olmaması için dikkatli olalım diye konuşuyorum. 
 
KTT: Mavi Marmara bu noktada özellikle bölgesel sorunlar da dahil siyasetçilerle yakın ilişkide göründü. Bunun nedeni varmış. Bizi yönetenlere saha gerçeğini anlatmak varmış, işin içinde ilk kez böyle bir çıkış sizde görünüyor. Bu da sizin başarınız. Peki esnafınız bu amacınızı gereği gibi anladı mı?  
GÜRLER: Evet anladı. Bu yüzden bekledi katlandı şimdi yavaş yavaş ne demek istediğimiz ortaya çıktıkça İETT ve diğer unsurlar bizi anladıkça değişen yaklaşımlardan bunu daha iyi anlıyor. Mavi Marmara şirket yöneticileri ve esnafı kendi sorunlarını çözmek için gerekeni yapıyor. Bunu yaparken, ortak sorunlarda ortak anlayışla yol alarak bunu yapıyor. Bu nedenle biz bölgemizde bölgedeki hizmetin en iyi nasıl olacağını da konuşarak yol aldık. Siyaseten siyasetçi olmadık. Karar mekanizmalarına ulaşma adına gerekeni doğru biçimde ve açıkça yaptık. Kimse kusura bakmasın bu başarı ferdi girişimlerin kişilerin eseri değildir. Ana şiarımızda bu yüzden “Birlikte yürüyeceğiz bu yolda” oldu...