20 HAZİRAN 2019 PERŞEMBE

Elektrikli otobüsler ulaşımı destekler

DÜNYA’da bir yılda otobüsler ile kaç seyahat yapılıyor biliyor musunuz? 450 Milyar’ın üzerinde. Bu kadar çok seyahat elbetteki hem çevre, hem de şehir yaşamını derinden etkiliyor. Özellikle, otobüslerin yol açtığı hava kirliliği nedeni ile daha yeşil bir çözümün bulunması kaçınılmaz hale gelmiş durumda.

Ekleme: 22 Aralık 2018 Cumartesi 00:03/ Güncelleme: 22 Aralık 2018 Cumartesi 00:03
Muhammed Emre Kıran / UITP
 
Aslında, elektrikli otobüs olgusu hiç de yeni olmayan bir kavram. 1886’da UITP’nin Berlin’deki konferansında tartışılan en önemli konu başlığı “Atların maliyeti” ve alternatif olarak elektrikli otobüs olmuş. O zamanlar, elbetteki güç olarak atların gücünü yakalayamamasına karşın elektrikli araçların (tramvay) özel- likle, bakım maliyeti konusunda da ha avantajlı olarak görülmüş. Dolayısı ile tramvaylar otobüslere nazaran daha popüler hale gelmeye baş- lamış. 1970’lere kadar trolleybus (elektrik kablolar ile sürekli tahrikli otobüs) birçok şehir için artan petrol fiyatlarına karşı çözüm olmuş. Ancak, hem tramvay, hem de trolleybus için en büyük sıkıntı esnek hatta uygun olmaması ve hattaki bir sıkıntıda tüm rotanın enerji anlamın da kapalı kalmasıydı. Ayrıca, hem bakım maliyetleri, hem de ilk yatırım tutarı artmaya başlamıştı.
1990’lardan itibaren daha çok çevresel kaygılar nedeni ile elektrikli toplu taşıma tekrar popüler bir kavram olmaya başladı ve batarya teknolojilerinin gelişmesi ile otobüs lerin istasyonda veya depoda şarj olduktan sonra rotasına devam etmesine imkan sağlandı.
Elektrikli otobüsün tamamen verimli hale gelmesinden önce “Hibrid Otobüsler”de birçok şehirde kullanıldı. (Hibrid otobüslerin farkı; otobüsteki dizel motorun asıl işlevinin elektrik üretmek olduğu ve elektrik motorunun da aktarma organlarına güç verdiğini bilmemiz gerekiyor.) Sanırım, Hibrid teknolojisi daha çok geçiş dönemi olmuş gibi görünüyor. Batarya sistemi olan elektrikli otobüsler üzerindeki kapasitesine bağlı olarak ya geceden geceye ya da her istasyonda kısa süreli şarj olarak hareket etmekte. Gece şarj olup, tüm gün kullanılabilen otobüs ler avantajjlı görünse de taşıdığı batarya miktarı nedeni ile bazı dezavantajları da var. Dolayısı ile şehrin altyapısı, yolcu miktarı, toplu taşıma ağı gibi birçok faktör hangi sistemin uygun olduğunu belirlemede etkili olacaktır. Şu an, Çin, 400 Bin’den fazla elktrikli otobüs ile bu alanda liderliği elinde tutamaktadır. 2008 Pekin Olimpiyatları’nda otobüs ulaşı- mı elektrikli otobüslerle gerçekleştirilmiştir. Çin’i takiben birçok Avrupa ülkesi önümüzdeki 10 yıl içinde filosunun büyük kısmını elektrikli otobüse çevirmeyi planlamaktadır.
Türkiye’de de birçok şehir toplu taşımada çevreci çözümlere yönelmektedir. Kasım 2018’de UITP Elektrikli Otobüs Eğitimi’ne ev sahipliği yapan İzmir’de bu konuda önemli bir örnek teşkil etmektedir. İzmir’in en büyük farkı elektrikli otobüsler için gerekli olan enerji ihtiyacını ise ESHOT’un mevcut tesisi üzerine kurduğu güneş enerjisinden karşılayabilmesidir. Unutmayalım, elektrikli otobüs ile yapılacak her 1.000 km.’de yaklaşık 1 ton CO2 emisyondan tasarruf etmiş olabiliriz. Peki, elektrikli otobüslerin şehre maliyeti nedir? Avantajları ve dez avanjları nelerdir? Yatırım yapmak için uy- gun bir toplu taşıma sistemi mi?
 
E-ARAÇLAR ve MADENLER
 
Dünya’da elektrikli araç satışı 2030’a gelindiğinde 30 Milyon rakamını aşacak görünüyor. Çin, Shenzhen’de olduğu gibi şehrimizde binlerce elektrikli otobüs görürseniz şaşırmayın. Çocuklarımız belki de petrol türevi yakıtlarla seyahat etmeyi bile hatırlamayacak. Teknoloji bu kadar hızlı ilerlerken çevreye nekadar olumlu etkisi olduğunu söylemeye gerek yok ancak, farklı bir konuya da dikkatiniz çekmek istiyorum. Elektrikli araçların temel ihtiyacı bataryaların üretiminde kullanılan elementler: Kobalt, Lityum, Nikel ve Manganez bunların başında geliyor. Bu elementlerin bir çoğu doğada ya sınırlı rezerv sahibi, ya da üretilmesi çok maliyetli. Örneğin; Kobalt daha verimli batarya üretmek için en elzem girdilerin başında geliyor.
Tüm dünyada bilinen rezervlere göre yıllık üretim miktarı 100 Bin tonu aşmıyor. Bu üretimin yüzde 55‘inden fazlası da bakır madenlerin de çıkıyor. Peki, elektirikli araçların günümüzde ihtiyaç duyduğu kobalt miktarı ne kadar? Neredeyse 5 Bin tona yaklaşmış durumda. 2030’da bu talebin tam 30 kat artması bekleniyor. Bu da tüm üretilen miktarın bile yetmeyeceği anlamına geliyor.
Şu an elektirikli otobüs maliyetinin neredeyse yarısı bataryadan geldiğini düşünürsek; bu elementlerin talep fazlası yüzünden fiyatı artarsa elektrikli ulaşımın yaygınlaşmasını nasıl başaracağız? Kobalt üretimin yüzde 55’i tek bir ülkeden geliyor o da Kongo!.. Yani, Kongo‘nun elektrikli ulaşım için ne kadar önemli bir ülke haline geldiğini düşünebilirsiniz. Kongo bu rolunu biliyor mu emin değiliz tabi? 
Önümüzdeki bu problem çözmek için iki yol öngörülüyor; birincisi: bu ihtiyacı karşılamak için üre- tim kapasitesini arttırmak ve yeni madenler açmak, ikincisi: geri dönüşüm ile eski bataryaların tekrar kullanıma kazandırılması olacak.
Elbette daha çevreci bir ulaşım sistemi için önümüzde bunun gibi çok engel olacak ancak, dünyada binlerce bilim insanı bu problemleri çözmek için çalışıyorlar. Ne olursa olsun elektrikli ulaşım yakın geleceğimizde bizi ve doğayı kurtarabilecek bir sistem gibi görünüyor. 
Evet, bekleyip, göreceğiz...