21 AĞUSTOS 2018 SALI

Ileri teknolojik üretimler hayatımızı kolaylaştırıyor

İleri teknoloji, oluşturduğu kurallara uygunluk oranında insan yaşamını kolaylaştıracak yeni imkanlar sunmanın yanında “Sıfır Hata” mottosu ile sorunsuz hizmet dönemini başlattı...

Ekleme: 5 Ocak 2018 Cuma 22:02/ Güncelleme: 5 Ocak 2018 Cuma 22:02

Teknolojik gelişmeler ile nesneler arası iletişim uygulamalarının belirlediği global anlayışla              yenilenmekte olan insan yaşamında teknoloji,belirleyici ana taşıyıcı rolünü üstlenerek, entegre anlayışlı yeni bir sistem oluşuyor. Nesneler arası veri aktarımlı topyekûn iletişime dayalı paylaşımla işleyecek bu yapıda ulaşım anlayışı da değişiyor. Ulaşım ve toplu taşımadaki çalışmalarıyla bilinen, Kayseri Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Feyzullah Gündoğdu’nun yönettiği Philips adına Selin Türkmenoğlu, Samsung adına Seval Üçler ve İntel adına Cem Vedat Işık’ın konuşmacı olarak katıldıkları “Ulaşımda Teknolojik Çözümler Paneli”nde yapılan ilginizi çekeceğine inandığımız konuşmaları sunuyoruz...

Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Teknolojinin gelişmesi ile ulaşım sektörünün al- gısı değişiyor. Firma perspektifinizden önümüzdeki dönemde ulaştırma alanında ne gibi değişiklikler olacak?
 
Selin Türkmenoğlu/PHILIPS: Gelişip, değişen bir dünyanın parçasıyız. Bunu yaşamlarımızda da çok net görüyoruz. Bugün; bilgiye erişmek, bundan 15 sene öncesine oranla olmadık şekilde kolay ve hızlı. Kaynaklar açısından yaşamlarımız daha dijital, daha teknik, kendimizin yönetebileceği alanlar olarak görebiliyoruz. Bu anlamda bütün yatırımlarımızı dijital alanlara yönlendiriyoruz. Akıllı şehirler alt yapılarıyla gelişim söz konusu. Philips aydınlatma olarak, bu yüzden satış gelirimizin yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Bunun büyük bölümü de akıllı ve bağlantılı aydınlatma çözümleriyle, hayatımızı yönlendirecek akıl lı şehir aydınlatmalarına gidiyor. Yakın gelecekte ki, bunun örneklerini görmeye başladık, tüm maki naların birbirleri ile iletişim kurup, veriler arasındaki iletişimle karşılıklı konuştukları döneme geçiyoruz. Karar verme mekanizmaları değişiyor. Sade vatandaş olarak belediye ve şehir yapılanmalarından beklentilerimizin değiştiği ak- tif döneme giriyoruz. Bu yeni dünyada güvenli çözümler üretiliyor. Yeni dünyaya dönük sistemlerin geliştirildiğine tanık oluyoruz.
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Geleceğin teknolojisinde sizin yeriniz nerede?
 
Seval Üçler/SAMSUNG: Artık kimsenin özel, ayrı bir aracı olmayacağı özel bir dünyaya doğru gidiyoruz. Elektrik ve suyu nasıl ödü yorsak, aynı şekilde otomobil kullanım bedeli ödemeye başlayacağız. Ben bu yaklaşım üzerinden giderek örnek vermek istiyorum. Elon Musk’ı sanırım duymayanınız kalmamıştır. “Ulaşım Sektöründe Devrim” başlığında, hızlı ulaşım ticarileşmesi hakkında “Hyperloop” teknolojisi denilen bir sistem geliştirmişti. Bunun fikir önderlerinden şirketin CEO’su, geçtiğimiz haftalarda İstanbul’daydı. Kendisi ile tanışıp sohbet etme fırsatım oldu. Gündoğdu’nun söylediklerini söyledi. Dedi ki; “Biz Hyperloop teknolojileri ile uçakların ve hızlı trenlerin yerini alıyoruz.” Burada en önemli ve kritik konu, ulaşımda otonom araçların birbirleri- ne bağlı araçların vazgeçilmez olduğu konusu. Bu nedenle, bundan sonra kimsenin kendi araçları olmayacak, tamamen ve hakikaten yollarda gezinen, güvenli, ne zaman geldiğini bildiğimiz, mutlaka birbirlerine bağlı ve daha ön- ce bizim cep telefonlarımızla veya akıllı duraklarımızla akıllı aydınlatma sistemlerinin birbirine bağlı olduğu değil, her şeyin birbirine bağlı olduğu bir dünyada bunları taşıyor olacağız” dedi. Bu alanda milyarlarca dolar yatırım yapan bir şirketin CEO’su bundan bahsederken, burada toplu taşımacıların da bunu konuşması çok güzel. Demek ki, yatırım yapanlar varken, taşımacılarımız da bunları bilip izliyor. Gelişmeleri görmeleri önem- li. Biz, ulaşımda aslında inovasyon ve teknolojilerle sadece ulaşım alanında yenilikçilik yapmıyoruz. Kendi yaşam alanlarımıza bir derinlik kazandırıyoruz. 
Bu gelişen ve geliştirilerek da- ha ileri giden teknoloji ile birlikte İstanbul’da yaşamak zorunda değilim. Edirne’de yaşayabilirim ama İstanbul’da çalışabilirim. Ya da buradaki şirketlerin bir kısmını Edirne’ye taşıyabilir, Edirne’nin çevre köylerindeki, insanlar da böylelik le oralarda çalışma fırsatı bulabilir. Gelişmelerle, sadece ve asla büyükşehirlerde yaşamak zorunda kalmayacağız. Çok hızlı ama çok güvenli ulaşımla bütün Türkiye’yi düşünelim, şehirlerin birbirlerine bağlandığı bir network’ten bahsediyorum. Bu anlamda da sağlık, eğitim, emlak sektörü gibi aklınıza gelebilecek her türlü sektörün aslında değişmesi için ulaşım sektöründeki inovasyon ve teknolojik yatırımlar şart diye düşünüyorum.
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Yazılım ve donanımda önemli işler yapıyorsu- nuz. “Büyük Veri” konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Cem Vedat Işık/INTEL: Değerli katılımcılar bahsettiler, Feyzullah Bey de “Veri” dedi. Intel’de verinin yükselişi ve hayatımızı nasıl değiştireceğine odaklanıyor. Belki birkaç etkinlikte duydunuz “Veri, yeni petroldür” diye. Bu benzetme güzel bir benzetme. Çünkü, petrol, insanların ortaya çıkarttığı birşey değil, zaten vardı. Biz onu, nasıl işleyeceğimizi öğrendik. Rafine ettikçe hayatımızın her alanında ya- rarlanmaya başladık. Her ne kadar şimdi onun yerine yeni enerji kaynakları araştırsak da ilk ortaya çıkışı ve hayatımızın her alanına girişi önemli bir olguydu. Veri de öyle. Bugün bizim bir iki sene içinde bir araçtan, bağlı araçtan günlük 4 Bin Gigabyte yani; 4 Terabite veri alabileceğimizi öngörüyoruz. Yüzlerce hatta binlere vara- bilen farklı nokta, anlamlı farklı ve- ri üretiyor olabilir. Buna ek olarak, Seval Hanım “Otonom sürüş” de- di ama otonom bir sürüş için her aracın içinde küçük bir veri merkezi yetenekleri sunan sunucuların olması gerekiyor. Selin Hanım; “Birbirine bağlı” dedi, araçlarında birbirlerine en iyi performansla bağlı olması için de günümüz iletişim teknolojileri değil, herkesin üzerinde harıl harıl çalıştığı 5G gerekir. Nedenlerini anlatırım. Araştırmalardan çıkan sonuç şu, önü- müzdeki 10-15 yıl içinde, dünyada araçlardan alınan verinin yarattığı pazarın 600 Milyar Dolar olacağı öngörülüyor. Yani; ülkemizi dünyanın yüzde biri olarak modellemek mümkün, bu da Türkiye için 6 Milyar Dolar’lık bir pazar anlamına geliyor demektir. Bu önemsediğimiz ve odaklandığımız nok- tadır son yıllarda…
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Toplu taşıma sektörü de bu serüvende olmalı. Bu nedenle onu daha cazip ha- le getirmeliyiz. Paylaşım ekonomisi öne çıkıyor. Araç paylaşımı batıda önde. En önem- lisi de teknoloji ile algımız değişiyor. Philips deyince akla aydınlatma sistemleri geliyor. Geniş bir ürün yelpazeniz var. Bağlantılı aydınlatma sistemleri konusunu açar mısınız? Neler yapıyorsunuz? Verimlilik açısından bu tür sistemler gerçekte ne kadar verimli? 
 
Selin Türkmenoğlu/PHILIPS: Kuruluş amacı, “Aydınlatma Sistemleri, Verimli Aydınlatma Ürünleri” üretmekti. O günden günü- müze kesintisiz aydınlatma işine devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihiyle birlikte varlığını devam ettiren bir kuruluş olma özelliğini de taşıyor. Bundan gurur duyuyoruz. Geçenlerde BM Raporu’na göz atmak istedim. Birleşmiş Milletler Raporu 2030 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ının kentlerde yaşayacağını öngörüyor. Tabi bu durum beraberinde enerji kaygılarını getiriyor. Bu noktada enerji verimliliği çözümleri ve 2030 yılında aydınlatma noktalarını. Bugün, dünyada 20 Milyar aydınlatma noktası var. Bunun 30 Milyar seviyesine çıkması bekleniyor. Ciddi değişim ve gelişmeler yaşanıyor. Artık dünya- da sistemler birbirleriyle etkileşim ve iletişim içinde. Araştırmalar bu- nu gösteriyor. PHILIPS olarak, yol aydınlatmalarına baktığımızda da şu an, dünya üzeri 300 Milyon yol aydınlatma noktası var. Yolların bağlantılı ve Led olması en başta enerji verimliliğini getiriyor. Bir dönüşüm yapılıp normal ve konvansiyonel aydınlatmaları Led’e dö- nerse, yüzde 50 verimlilik ile işe başlıyoruz. Bunun üzerine, kontrol edilebilir bağlantılara yönetilebilirliği koyarsak, bu oran yüzde 70-80’e ulaşabiliyor. En güzel tarafı, bunun ilk günden görebilme- si. Şu ana dek 37 farklı ülkede binden fazla projeyle birlikte, Los Angeles, Almanya, Hollanda, İspanya ’da “Bağlantılı Yol Sistemleri” hayata geçirdik. Doğu Avrupa’da birçok ülkede, Romanya, Bulgaris- tan, Yunanistan ve Ortadoğu’da da. Şu anda en büyük dönüşüm Endonezya. Başkent Jakarta’da yaklaşık 100 Bin adetlik “Bağlantılı Aydınlatma Noktası”nı Led’e dönüştürdük. Bu büyük bir rakam.
Bizim ilk işlerimizden biri Los Angeles. Dünya’nın en önemli ve 24 saat yaşayan şehirdir Los Angeles. O dönemde bölgenin yöneticileri ile yaptığımız görüşmeler- de, enerji verimliliği onlar açısından kritik bir nokta ve öneme haizdi. Biz, projenin başlangıç sevi- yesinde yüzde 40 verimliliği öngördük ve “ilk günden size yüzde 40 garantisini veriyoruz” dedik. Proje bittiğinde bu yüzde 60-65 oldu. Öngördüğümüzün üzerindeydi rakam. Bununla da kalmadı. Kentte bölgede işlenen suç oranlarında, kaza oranlarında azalmalar oldu. Her şeyden önce şehir işletmecilerinin gelirlerinde ilk yılda 3.5 Milyon dolarlık tasarrufa sebep olduk. Çünkü, “Bağlantılı Yol Aydınlatma Sistemleri”nde arızasını önceden ve neden, ne zaman, hangi sebepten, nasıl arızalanacağını bilmemiz mümkün oldu. Bunlar düşünüldüğünde hem hizmet kalitesi, hem vatandaş memnuniyet oranlarında ciddi artışlar oldu. Ayrıca, elektrik giderlerimiz de hizmet ve işletme giderler maliyetlerimizde ciddi avantaj- lar sağladık. Tam geçtiğimiz za- man, müteakip yıllarda bunun hızlandığını göreceğiz. Araştırmalarımızda 2025 yılına kadar tüm ka- musal aydınlatma alanlarının Led dönüşeceği öngörülüyor. Bu anlamda global olarak, BM tarafından bütün hükümetlere çağrı ya- pıldı. Philips olarak bizde yardım talebi yapıp; “Gelin geleceğimizi beraber inşa edelim. Enerji verimliliğimizi sizlerle birlikte tekrar inşa edelim” dedik. Önümüzdeki yıllarda sizlerle de başarılı çalışmalara imza atacağımıza inanıyorum. Bir diğer önemli nokta, gelişmelerle, teknolojinin ilk sahip olma maliyeti gittikçe düşmesiydi. Biz bunu grafiklerimizde gördük. 
  
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Samsung, hepimizin hayatına bir şekilde doku- nuyor. Mobil cihazlar, elektronik ev aletleri, güvenlik sistemleri, görüntüleme sistemleri gi- bi ürünlerinden haberdarız. Samsung’un ulaştırma sektörüne dönük ciddi yatırımları var. Bilgilendirir misiniz?
 
Seval Üçler/SAMSUNG: Ulaşım alanına 8 Milyar Dolar’lık IoT Sistemi için yatırıma girdik. Bu ciddi bir yatırım. Bu noktadaki yatırımı ile Samsung ilk sırada yer alıyor ve “Ulaşım sisteminde artık ben de varım” diyor. Hatta bir açıklama daha yapayım. Yakın zaman- da Ankara’da Ar-Ge Merkezi’de açıyoruz. Bu şunu getiriyor: Bizim bu “Nesnelerin İnterneti” dediğimiz IoT çözümü artık her şeyle bağlantılı. Küçük sokak hayvanlarının bile küçük çiplerle görüldü- ğü, insanların hayvanların sokaklarda araçlar tarafından görülerek durduğu bir yeni dünyadan bahsediyoruz. Artık her şeyin birbirleriyle bağlantılı olduğu bu dünyada artık biz de Türkiye ile birlikte olmaya devam edeceğiz. 
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Cem Bey, ben, Intel dediğimizde mikro işlemci ile tamamen Core5, Core7 gibi teknolojiler üreten firma olarak biliyorum. Gelişmeler bileşen üretimlerin çözüm üretimine geçmesi, sizi de çözüm üretim noktasına geçmenizi sağlama- ya başladı. Ulaşım için konuşursak, özellikle sürücüsüz araçlar konusunda, akıllı parklar ve bilhassa da sürücüsüz araçlarla ilgili Intel ne yapıyor?
 
Cem Vedat Işık/INTEL: Dediğiniz gibi bundan 10 yıl önce, herkes Intel’i Core seviyesi işlemciler ya da diğer sistemleriyle biliyordu. Şimdi ise veriyi üreten ve veriyi tüketen her alana giriyor. Bu alanlarda Intel Capital ile çok ciddi ya- tırımlar yapmaya başladı. Otomotivde, 2012 yılında, farklı şirketlere 100 Milyon Dolar yatırdı. Almanya Karlsruhe’de yaklaşık 70-80 kişinin çalıştığı “Otomotiv İnovasyon ve Gelişim Merkezi” kuruldu. Bu merkez araç içi çözümlerine yönelik mahsul ve teknolojilerini aplikasyonlar ve servisleri optimize etmek, hem tüketici elektroniği entegrasyonu, performans optimizasyonu, sistem tasarımı konula- rında da mevcut kabiliyetlerin geliştirilmesine çalışıyor. Odaklanılan şey, aracın kendi durumunun bilinmesi. Buna dönük araştırmalar yapıldı. Devamında araçların aralarında ve sabit istasyonlar ile haberleşebilmesi derken gelişmeler de artık otonom araç, araç şo- för, şoför de yolcu olacak. Bu alan- lara girerek gelişmeler kaydettik. Dolayısıyla alışılmışın dışında bir şeye yöneldik. Amerika’da bir in- san yılda yaklaşık 300 saat direksiyonda. Şimdi o süreyi bir şekilde değerlendirme imkânı üzerinde ça- lıştık. Neler yapabileceğimizi araştırdık. Bu çalışmalarımız sürüyor. 
2017 yılında da en son geldiğimiz ileri seviyede araç içi, daha doğrusu “İleri seviye sürücü destek sistemleri” ile uğraşanların otonom sürüşe daha iyi ve daha hızlı geçmelerini sağlamak için “Intel Go” diye bir platform sundu. Bu ara insanlar hep otonom sürüş bizim araçlarımızda olacak sanıyor ama otonom lojistikte olacak. Farkın ortaya konularak ilerlemenin olacağı kısım lojistik olacak. Biz o kısmı da ciddi olarak önemsiyoruz. Biz otonomu sadece kara araçları olarak değil, gemiler, uçakları da çok ciddi bu konunun içinde görüyoruz. 
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Teknolojik yatırımlar, insan yaşamını kolaylaş- tırmaya dönük. Bu yüzden yol güvenliği önemli. Karayolundaki birçok kaza tamamen in- san odaklı, hız limit aşımı, uyu- ma, kurallara uymama gibi hatalara dayalı. Teknoloji, bu alan- da yardım sunabilir. Böyle bakarsak, aydınlatma ile yol güvenliği arasında nasıl bir ilişki var? Aydınlatma ile güvenliğini arttırabilir miyiz?
 
Selin Türkmenoğlu/PHILIPS: Trafik kazalarının birçoğu insan hatasından, dikkatsizlikten ya da eksik donanımdan kaynaklanıyor. Bu nedenle sokak aydınlatmalarında, dünya çapında geçerli bir takım kabulleri var. Aydınlatma yapılırken bir takım hesaplara uyulmalı diye, bunu dünyada dillendi- riyoruz. Yaptığımız projelerde şu- nu gördük. BM’in 11 AB ülkesinde araştırmaları var. O sonuçlarda doğru aydınlatılmış yollarla eksik aydınlat malı güvensiz yollarda kaza oranının yüzde 30 arttığı tespit edilmiş. Daha dikkat çekici bir durum da 11 Avrupa Birliği üye ülkelerde eksikliklerin olması. Aydınlatma eksiği olan sokaklarda, ölüm oranının yüzde 65 arttığını gösteriyor. Gece karşı araçlardan gelen farlardan etkilenmeleri, ener ji verimliliği gözetilip ara yollarda ışığın kısılması, ciddi kötü sonuçlara varıyor. Hafif hasar olarak bu oran yaklaşık yüzde 40 seviyelerinde. Doğru aydınlatma bunu yüz- de 40 azaltma ihtimali olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de de bu durum AB’nin üzerinde. Bu yüzden biz tüm projelerimizde bunu gündeme getirip, aydınlatmaları “Can güvenliğimiz için olması gereken seviyelere getirin” diyoruz. Los Angeles uygulamamızda aydınlatmayı doğru yaptıktan sonra birçok olumsuzluk ortadan kalktı. Aynı şey Ankara’da da oldu. Birçok doğru aydınlatılan yerde olum- suzlukların kalktığını gördük.   
Doğru aydınlatma sadece se- yir halindeki araçların değil, bizim de güvenlikli alanlar olarak kullanacağımız yerler kazanacağımızı bu aydınlatmalar gösterdi. Bağlantılı aydınlatma önemli. Niçin mi? Çünkü, “Veri her şey.” Geleceğin akıllı şehirlerinde artık araçların birbirleriyle konuştuğundan bahsettik. Şehir işletmecileri kazanın olduğu anda o kazanın nerede olduğunu ne şekilde olduğunu tespit ettikleri an artık o lokasyonun aydınlatmalarını uzaktan tek tuşla kontrol edebiliyorlar. Bu ge- rek ambulanslara yol verilmesi, gerek aydınlatma ve alanda insanların uyarma noktasında yol durumunun ayarlanması gibi acil mü- dahaleye hız verici oluyor. Bu nedenle proje aydınlatmaların da standardı sağlama birinci önceliğimizdir. Led ile mevcut aydınlat- ma seviyeleri yakalanabiliyor mu? Bu soru hep sorulur. Evet yakalanıyor. Seviye korunması belli yerlerde aydınlatmanın arttırılması gibi hususlar kontrol ile sağlanıyor. Bütün bunlarla daha güvenli, huzurlu bir seviye sağlanmış oluyor. Bütün söylediklerimde led’de tasarrufun olduğu yolunda. 
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Mobil cihazlardan bahsettik. Bu cihazların güvenliği ve korumaya ilişkin etkileri ilişkisi nedir ondan da söz edebilir misiniz?
 
Seval Üçler/SAMSUNG: geçtiğimiz zamanda bir toplu taşıma araç kazasının öne çıkarıldığı dönemden artık her gün bundan kat be kat daha büyük ve önemli kazaların olduğu bir dönemde biz bunların önlenmesi için veri teknolojilerine dönük yatırımlardan bahsediyoruz. “Biz sadece araç içi yatırımlar yapıyoruz” derken, bu- nun dışında da ciddi araştırmalar yaptırdığımız kuruluşlarımız, şirketlerimiz var. Bu şekilde cep telefonları üzerinden ileri seviyede sü- rücü güvenliğini sağlayan sistemlerle ilgili çalışmalarımız var. Buna dönük çözümler geliştiriyoruz. Bu şu demek; “Biz, sürücünün başka bir şey giymesine gerek kalmadan giydiğinin üzerinden kalp nabız atışı gibi fonksiyonlarını alabiliyoruz kontrol edebiliyoruz. Bir riskin olup olmadığına da bakabiliyoruz. Ya da yorgunluk süresini ölçmek- le ilgili işlemler yapabiliyoruz. Bü- tün dataları merkeze aktararak, du rumunu önceden bilip, artık dinlenmelisin diyebilecek durumdayız. Yani; birtakım yönlendirmeleri yapacak imkanlar sunuyoruz. Biz bunları son kullanıcı ile sağlama durumundayız. Bunun dışında bir diğer çalışmamız da sürücülerin kendi cep telefonları üzerinden kullandığı araçla ilgili engellemeleri getirecek uygulamalar üzerin de çalışıyoruz. Siz artık şoförünüzün yorgun olmaması için farklı davranışlara yönelmesini engelleyecek davranışları yapmamasını uyaracak çalışmalarımız var. Kontrolleri biraz daha sağlayarak hem taşınan, hem taşıyanın canlarını emniyet altına alacak uygulamalarımız da mevcut. Bunların üzerinde çalışıyoruz. 
 
Feyzullah Gündoğdu/KAYSERİULAŞIM: Biraz önce otonom araçlara giriş yapmıştık. Otonom araçlarda veya sürücülerde güvenliği destekleyen ça- lışmalarınız da var mı? 
 

 

Cem Vedat Işık/INTEL: Bizim çıkış noktamız, can ve mal güvenliği. Sizinde bildiğiniz gibi bunlar, sürücü destek sistemleri adını vererek odaklandığımız konu. Intel geçen yıl 15 Milyar Dolar’a MobilEye diye bir firmayı satın aldı.  görmeye dayalı üç ayrı odağı ile  600, 300 ve 100 Metre gibi farklı mesafeleri görebilen donanımdı.  burdaki mesele “Sorumlu Duyarlılık” diye bir şey.  Hızla gidiyorsunuz, önünüzdeki araç ansızın dur du. “Ona mı çarpacağım, refüje mi çıkacağım? Öndeki arabaya vurursam nasıl olur bana bir şey olabilir?” biz, 18 yaşında ehliyet aldığımızdan beri,  görüp deneyimliyoruz. Ama hala dikkat etmi yoruz. Oysa makinaların bu dikkat dağılma, yorgun olma gibi durumları yok.  yeni çıkan araçlarda, aynı uçakların kara kutusu gibi, bu olay olduğu anda kaçla gidiliyordu? Frene basıldı mı? Ne kadar frene basıldı. Şoför gerçekten yola bakıyor muydu? Yoksa gözü yolda değil miydi? Bütün bunları anlamak artık çok kolay. Herhangi bir dikkat dağıtan durum var mıydı araç içindeki ses gibi şeyleri artık biz tespit edebilip bilebiliyoruz. İnsanların kaza durumlarında yapabilecekleri tepkilerini çok güzel bi- çimde formüle edebiliyoruz. Şunu net söyleyip yaptırabiliyoruz. “Bu kazayı yapma ve şu kazaya da sebep olma” diyebiliyoruz. “Gerekirse trafik kurallarını ihlal et, ters yola gir. Hız sınırın 70 iken çarpmaman gerekiyorsa, kaza olmayacaksa bu durumu engelliyorsa arabalara  120 yap diyebiliyoruz.” Bunu denemeye başladılar.