26 NİSAN 2018 PERŞEMBE

“Önemli olan süreklilik”

Yarına Merhaba Derneği’nin “Akıllı Şehirlerin Geleceği” etkinliğinde bir konuşma yapan TÜSİAD Başkanı Bilecek, “Kurgu, gururla sunacak bir gelecek yaratmalı” dedi.

Ekleme: 8 Aralık 2017 Cuma 22:08/ Güncelleme: 8 Aralık 2017 Cuma 22:08
 
Değerli Bakanım, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar ve Değerli Basın Mensupları, sizi, şahsım ve TÜSİAD Yönetim Kurulu adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu zirveyi düzenleyen organizasyon “Hello Tomorrow”un ismini gerçekten çok anlamlı buluyorum; “Yarına Merhaba”. 
“Yarına Merhaba” diyen kişilerin, tüm dünyada daha mutlu bir geleceğin inşasında en etkili güç olacağına inanıyorum. “Yarına Merhaba” demek, dünü unutmayı veya bugünü yok saymayı gerektirmiyor! Emin olun; yarından çekiniyorsak, şimdiki zamanı inşa etmeyi bilmiyoruz demektir. Bugünü, hakkını vererek inşa etmek, düşlediğimiz bir geleceğin ilk adımıdır. Yarın ise, geçmişin derslerinden ve hayallerden aldığımız güçle kurguladığımız ve çocuklarımıza gururla sunacağımız bir geleceği işaret etmeli. 
Kısaca; “Dün” tecrübedir, öğrenelim. “Yarın” hayallerimizdir, planlayalım. “Bugün” ise bir fırsattır, kullanalım. 
Değerli Konuklar, 
Peki, yarına nasıl “Merhaba” deriz? Bu soruya yanıt vermek için, kendimize önce başka bir so ru sormamız gerekiyor: “Bize yarını bugünden gösteren insanlar, kurumlar ve ülkeler acaba neler yapıyorlar?”
Dünya yıkıcı bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün en belirleyici faktörü ise şüphesiz, dijital teknolojiler. Hızla gelişen teknolojileri ve zamanın ruhunu yakalamanın formülü, aslında çok basit: İçinden geçtiğimiz dönüşümü kucaklamak.
Birinci şart bu…
Ardından da dönüşümün kendisi olmak için; Sürdürülebilir fikirler üretmek, Sürdürülebilir ku- rumlar oluşturmak ...ve sürdürülebilir ekonomiler yaratmak. 
Başarı, sürdürülebilirlik, sürek lilik ister. Unutmayın; “Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir…” 
Değerli Konuklar, 
Bildiğiniz üzere ekonomimiz, yılın ilk yarısında yüzde 5.1 oranında büyüdü. Yılın tamamında ise yüzde 6 civarında bir büyüme artık hiç kimse için sürpriz olmayacaktır. Yılı, sene başındaki tahminlerin çok üzerinde bir büyüme ile kapatacağız. Dünya geneline baktığımızda, bu, alkışlanacak bir başarı. Yüksek büyüme, şüphesiz bizi çok mutlu ediyor ancak iş dün yasının arzu ettiği güçlü büyüme, “kompozisyonu dengeli” büyüme dir. Çünkü, ekonomide esas olan, belli bir nitelik ve nicelik birlikteliğidir. Yakalanan bu başarının sürdürülebilir olması için büyümenin istikrarlı ve sağlıklı olması gerekiyor. Çünkü, gerek yatırım, gerekse operasyonel kararlar için kısa vadeden ziyade uzun vade ve öngörülebilirlik, kritik önem taşıyor. Bir başka deyişle; uzun vadeli bir dünyada kısa vadeli düşünmek artık işe yaramıyor. 
Sürdürülebilir büyüme hedefine ulaşmak ve küresel rekabette güçlü bir Türkiye yaratmak için; teknoloji üreten, 4. Sanayi Devrimi’ne ayak uyduran, Ar-Ge ve inovasyon yatırımları yapan bir yapı ya kavuşmamız ve yeni nesilleri de bu bakış açısıyla yetiştirmemiz şarttır. Bu çerçevede ülkemizin en büyük avantajlarından birinin, girişimci ruha sahip gençliği olduğunu düşünüyorum. Girişimcilik iştahı yüksek bir gençlik, güçlü bir girişimcilik ekosistemi yaratmanın özsermayesidir. 
Değerli Konuklar, 
Yarına “Merhaba” demekten bahsediyoruz. Peki, yakın gelecekte bizi neler bekliyor? Bunun ne kadar farkındayız? Dünya Ekonomik Forumu’nun araştırmaları, 2020’ye kadar dünya genelinde 5 Milyon kişinin işlerini robotlara devredecekleri, Start-up’ların ise yapay zeka, bulut projeleri odaklı gelişeceklerini ortaya koyuyor. Di- ğer yandan bu süre zarfında yaklaşık 50 hatta 100 Milyar cihazın birbiriyle iletişime geçmiş olacağı öngörülüyor. 
Yarın, her şeyin akıllısını da be raberinde getiriyor. Akıllı üretim sistemleri, akıllı evler, akıllı şebekeler ve pek tabi ki bu etkinliğin gündemi olan akıllı şehirler. Ayrı ca tüm bu akıllı sistemlerin sosyal ağlar ve e-ticaret kanalları ile birleşme sonucunda oluşacak ağın, küresel ticareti ne kadar etkileyeceğini hayal edebiliyor musunuz? Beklentiler önümüzdeki 20-25 senelik dönemde ticaret hacminin neredeyse yarısının bu dönüşümden etkileneceği yönünde. 
Bu dönüşümün dışında kalmamak için, girişimciliği yalnızca başkalarının başarı öykülerinden okumakla yetinmemeliyiz. Biz ar- tık kendi girişimlerimizi yaratmalı ve girişimcilik kültürünü tüm ülkede yaygınlaştırmalıyız. Çünkü, “Suyu kendinden olmayan her de- ğirmen, bir gün durur.” 
Değerli Konuklar, 
Gençlerimize girişimci olmanın da çok iyi bir kariyer ve gelecek planı olduğunu aktarmalı ve onların ufkunu açmalıyız. Gençlerimize, deneyip yanılmanın aslın da başarıya giden yolun bir parçası olduğu göstermeliyiz. Onları, başarısızlık anlarında umutsuzluğa kapılmadan yola devam etmeleri için cesaretlendirmeliyiz. 
Değerli Konuklar, 
Bu kadar önemli olan girişimcilik konusunda TÜSİAD olarak neler yapıyoruz; kısaca bundan da bahsetmek isterim. 
Girişimcilik kültürünü gençlerimiz arasında yaygınlaştırmak, gençlerimizin tutkuyla şekillendirdikleri iş fikirlerine,TÜSİAD bünyesindeki deneyimle rehberlik et- mek hedefiyle 2011 yılında bir yarışma başlattık. “Bu Gençlikte İŞ Var” isimli yarışmamız, beklentilerimizin çok ötesine geçerek, kısa sürede Türkiye’de girişimciliğin genç beyinler nezdinde gelişim platformu haline geldi. Her yıl bir önceki yılın başvuru rekorunu kı- ran yarışmamıza bu yıl da ilgi muazzamdı. TÜSİAD olarak girişimcilik konusunda son dönemde çok heyecan verici bir gelişmeye daha imza attık. Silikon Vadisi’nde faaliyet gösteren girişimci, yönetici, mühendis, bilim insanı ve yatırımcılarla ilişki ve etkileşimi geliştirmek amacıyla Silikon Vadisi Ağı’nı kurduk. 
2017 Küresel Girişimcilik Endeksi’ne göre; Türkiye, 137 ülke arasında 36. sırada yer alıyor. Aynı rapor, girişimcilik ekosisteminde yapılacak yüzde 10’luk bir iyileştirmenin ülke ekonomisine 331 Milyar Dolar kazandıracağını ortaya koyuyor.
Girişimcilik iştahımız yüksek ancak, girişimciyi destekleyecek kültürün ve mekanizmaların gelişmesine de ihtiyacımız var. 
Değerli Konuklar, 
4. Sanayi Devrimi denilen bu küresel dönüşümü salt ekonomik veya teknolojik boyutlarıyla değil, sosyal unsurları da merkezi konumda olan bir dönüşüm olarak okumaya mecburuz.
Aslında bu dönüşümün ve dolaylı olarak girişimciliğin en temel unsuru; soru sorabilmek, araştırmak, çözüm bulmak ve çözüm fikirlerini hayata geçirmektir. 
Çözüme odaklanmak için ise, bardağın dolu tarafından bakmayı öğrenmeliyiz. 
Geçen hafta, Jack Ma’nın bir söyleşisine rastladım.
“İyi bir girişimci, gelecek için iyimserdir, sorunun ne olduğunu tanımlayan ve bu sorunu başkalarından nasıl daha farklı ve iyi çözerim diye sorandır” diyor. Farklı düşünen bireylerin fikirlerini iş biçimlerine dökerek öne çıktığı ve ekonomiye yön verdiği bir sisteme doğru hız la ilerliyoruz. 
Bilim ve teknolojide öne ge- çen ülkelerin diğerleri ile arayı açtığı bir çağda, müfredatımızın bilimsel temellere dayanması hayati öneme sahip.
Sürekli gündeme getirdiğimiz STEM yaklaşımı bu nedenle çok önemli. Çünkü, STEM yaklaşımı fen, teknoloji, matematik, mühendislik alanlarını bütünsel bir anlayışla ele alıyor. Hatta, buna yara- tıcılık ve tasarımı da geliştiren sa- nat unsurunu da ekliyor. 
Değerli Konuklar, 
Bugün, 5 Aralık, çok anlamlı bir gün. Tam 83 yıl önce, 1934 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasayı kabul etti. 5 Aralık, Türk kadınına yasalar önünde erkeklerle eşit hakların verildiği gündür. Bugüne değer, yarına anlam vermek için mutlaka anmamız gereken bir tarihtir. 
Mustafa Kemal Atatürk, erkekle kadının kader birliğinin önemini bakın ne kadar güçlü bir şe kilde ifade etmiş: “Bir milletin yalnız erkeklerinin ilerlemesiyle o mil let yükselemez. Çünkü, eğer kadın aynı ölçüde ilerleme hâlinde olmazsa erkeğin yükselmesi de mümkün değildir.” 
Tek kanatla uçamayacağımız gerçeğini kabullenmeliyiz; en hızlı ve etkili şekilde İş hayatı, sosyal hayat, siyasi hayat demeden yaşamın her alanında kadınların önü ne çıkarılan eşitsizlik, adaletsizlik ve şiddet temelli engelleri kaldırmalıyız. Özellikle de çocuklarımı za gururla sunacağımız bir “Yarın”ı düşlüyorsak! 
Değerli Konuklar, 
Yenilikçiliğe, Ar-Ge’ye, gelecek nesillere yatırımı önceliklendiren bir Türkiye, geleceğe hazır ve de yarına “Merhaba” diyen bir Türkiye olacaktır. Hello Tomorrow gibi girişimlerin ülkemizde bu anlayış ve yapıların gelişimine katkısı çok büyük. Çünkü, bu platformlar, son derece yararlı tartışma, vaka ve ilham kaynaklarını bir araya getiriyor. Bence önemli katkıları ise diyalog kültürünü hakim kılmaları. Zira, diyalogun, fikir paylaşımının olmadığı bir toplumda gerçek anlamda bir ilerlemeden söz edilemez. 
Geleceği inşa edenlerin bir par çası olmak için, yarınları bugünden hayal etmemiz gerekiyor. Hep birlikte, insanların hayallerini gerçekleştirmek üzere uyandıkları bir dünya için çalışmalıyız.
Şanslıyız, çünkü, harika bir gençliğimiz var! Gençlik, yenilik demektir ve unutmayın; “Yeni bir keşif için yeni yerler değil, yeni gözler gerekir.” 
Bu değerli etkinliğin, ülkemizin girişimcilik kültürüne katkı sağlaması temennisiyle sizlere tekrar teşekkür ediyor ve hepinizi bir kez daha TÜSİAD Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.