26 NİSAN 2018 PERŞEMBE

Trilyon Dolarlar’ı bulan noksanlık!

Eski teknoloji anlayışı insanı evinden dışarı çıkartmak için çalıştı. Şimdiki ise ileri teknolojik gelişmesiyle oluşturmak istediği sanal sistemde soluklandırmak üzere ancak, özel alan güvensizliği ürkütüyor!..

Ekleme: 8 Aralık 2017 Cuma 21:07/ Güncelleme: 8 Aralık 2017 Cuma 21:07
Hızlı adımlarla ve kendisini yenileyen üreticinin kollektif anlayışıyla sağladığı verimliliğin tasarruf getirisi, gelişen teknoloji ile ortaya çıkan gelişimde yaşamı kolaylaştırdı. Sağlanan kolaylıklar, beraberinde denetim, izleme ve verilerin toplanması noktasında “Güvenlik” kavramının önemliliğini de gözler önüne serdi. İnsanlar, kolaycılığının sürmesine bakıp, yerleşik güvenlik ve kişiye özel alan mahremiyetliliği noktasında çok tedirgin oldu!..
 
Yaşanan gelişimle değişimin geldiği nokta, özellikle, nesneler arası iletişimle birlikte ortaya çıkan gidişatta veri depolanması ve kullanımı konusunda hem yasal çerçeve, hem de veri güvenliği ile nasıl bir değişimin olacağını da tartışmaya açtı. Teknolojik çözümler açık uçlu yazılımlar bütünü olduğu için, tam otomasyon ve entegrasyonun idaresi daha yolun başında zorlaştı. Çok katmanlı sistemler adına gerçekleştirilen “Güvenlik” giderek çok daha çok sorgulanır bir hale geldi.
 
“Akıllı” başlığı altında yer alan her uygulamanın online bir sistem olması ve çok katmanlı sistemler üzerinden gözleme dayalı tahliller gerektirmesi, “Güvenlik” sorunlarını daha da cazip hale getirdi. Ancak, altyapıları güvence altına alma amaçlı kuruluşların ortaya çıkan bu durum karşısında panikler tutumu da insanı tedirgin etmeye başladı. “Güvenlik” konusu, bugün ne kadar önlem alınsa da hala ucu açık tehdit olmayı sürdürecek görülüyor. 
 
Geleceğin akıllı kentlerinin oluşturulmasına dönük harcamalarla ortaya çıkarılan “Trilyon Dolar’lık Kentler” ne yazık ki, aceleye getirilen en önemlisi de insanı mı, yoksa, ileri teknolojinin getireceği algının mı belirleyici olacağı noktasında kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Teknoloji uygulamacıları, “Güvenlik” şirketleri ve yerel yönetimler sistemin insan odaklı olup olmama noktasında en zayıf halkanın “Hangimiz?” arayışına çözüm arıyor!..