15 EYLÜL 2019 PAZAR

Sistem topyekün elden geçmeli

ÖzTuzla yöneticileri, son günlerde yaşananlarla birlikte geleceğe olan düşüncelerini paylaştı. Yöneticiler; “Deniz Bitti” diyerek, gerçeği ortaya koydular ve yerel yönetim sorunu yaşadıklarını belirttiler...

Ekleme: 5 Ekim 2015 Pazartesi 13:47/ Güncelleme: 5 Ekim 2015 Pazartesi 13:47

KTT: Çok olsanız da mekan da misafir olunca avantaj be nim oldu. Yıllardır hizmet verirsiniz kahvelerden beş yıldızlı otellere varan toplantılar la kurumsallaşmaya dönük ya pılanma konusunda hala beklenen noktaya gelmediğinize dair görüşler var. Sizce nere de, ne durumdasınız? Erol TEKİN:Biz kendimizi anlatırsak doğru olmaz. Zaten beklentilerimiz herkes için. En azından bütün taşımacı esnafı için aynı. Geldiğimiz zamanlarda durum farklıydı. Bizden beklenen sadece insanları biryerden alıp başka bir yere götürmek o başka bir yerden alıp diğer yere ulaştırmaktı. Kazancımız da iyiydi ama bunun adına toplu taşıma hizmeti demek ne derece doğruydu bilemem!
KTT: Nasıl yani? O günden bugünde siz, aynı işi yapmıyor musunuz? Mehmet TATLI: İş olarak aynı elbette. Yolcuyu aracımıza alıp belirlenen yere götürüyor getiriyoruz ama şimdi işin içine ek kurallar girdi. Bi zim bakışımız değişti. Kaliteli konfor lu taşıma anlayışı ve memnun etmeye dönük tedbirlerin alınması gereği girdiği için şimdi gerçek bir toplu taşımacı olduk. Tekin bunu söylüyor.
S. Bayram BAŞAL: Biz toplu taşımacı olduk olmasına da bizi böyle kaç kışı görüyor. Özellikle, kamu otritesi bizi hala bireysel işletmeci sayıyor. Bir de işin bu yönü var. Fahrettin EMEKTAR: Başka yönleri de var. Mesela, biz söyleneni yapıyoruz. İnsanları taşıyoruz ama insanlar ne yapıyor? Onlar, taşınmada üzerine düşeni tam yapıyorlar mı? Mesela, bir çoğu usulsüz kart kullanarak bize darbe vuruyor. Bir nevi bi zi kale almıyor. Elinde ailesine ait bir kart var. Sanıyor ki “Nasılsa bu kart bedava, yahut indirimli. O halde, kimin adına olursa olsun herkes ailemdeki herkes bunu kullanır.” Kul hakkı için de günahkar. Mehmet TATLI: Bu bilinçle ön lenir, eğitimle ve elbette ceza uygulanarak, o usulsüz kullanımın yaptırımı yerine getirilerek önlenir. Senin adamın elinden kartını almanla değil. Almaya kalkarsan adamla kapışırsın. Gereksiz tartışırsın. Tabii, o da seni hemen şikayet eder. Şikayet makamı da “nasılsa yolcudur doğru söyler” der ve basar cezayı. Buradan demek istediğim işletmeciliğin tek ayağından sorun çıkmıyor. Birçok ayağının işe sarılmamasından çıkıyor.  
KTT: Ne alakası var. Bir aksama sisteme nasıl mal edilir, biraz açar mısın? Mehmet TATLI: Sistemi oluş
turan unsurlar vardır. Sistem entegre çalışır. Eğer ben kötüysem sen kötü denetçisin. Ben kötüysem, sen kötü müşterisin. Ben kötüysem, sen kötü gazetecisin, gözlemin kötü, bakışın değerlendirmen ve bunu bana yansıtman kötüdür. Sistemde sorun var. Erol TEKİN: Sıra bana gelirse, ben sistemin topyekün elden geçirilmesi ve yeni baştan inşa edilmesi gerektiğini söyleyeceğim. İş görev ta nımlarımız yapılırken, dengeli sorum luluk dengeli alışveriş ilkesine göre davranılmalı. Meseleye tanıdıklık yakınlık açısından bakma yerine herkesin kuralları belli her yaptığının karşı lığı belli bir tanıma dayalı sistem ile iş yürümeli. Yoksa, her yeni ihtiyaç yeni taleb karşı talebi o da, sıkıntıyı sıkıntı da hizmetin aksamasını getiri. KTT: Arkadaşlar daha somut daha net konuşalım. “Özel Halk Otobüsleri İşletmeciliği” diye bir işletmecilik var mı? Kimdir bu işletmeci? Yahut, “Özel Halk Otobüsçüsü” kimdir? Bir adı, sanı var mıdır? Siz önce buna cevap verin? S. Bayram BAŞAL: Nihayet konuya girdin, damardan da vurdun. Evet, en temel sorunumuz kimliğimizin olmaması. Kimliği olmayanın, kişiliği de olmaz, o, yoklar safındadır. Sayılmaz. Görülürse de ihtiyaca binaen hem var, hem yok birisi olarak görülür. Bizim, İBB tarafından tanınmayışımız, kale alınmayışımızın temelinde bizim nasıl bir özel sektör uygulamacısı olduğumuzun belirlenmemiş olmasıdır. Tanımımız olmayınca, yok hükmünde oluyoruz ve tabii yetkilinin iki dudağı arasından çıkana göre var, ya da, yok olabiliyoruz. Bu yüzden de biz, kendimizi ifa de de korkuyoruz. Hak aramada korkuyoruz. Haksızlık karşısında; “Baş ka yerden zora sokup, feleğimiz şaşırtırlar” diyerek, korkuyoruz. Kor ka, korka korkak oluyoruz. Susan, el pençe duran oluyoruz. Böyle olunca da yaptığımız hiçbir şeyin adı, sanı belli olmuyor. İdare için havahoş. Taşıyacaksın, zorlanınca sana el atmak için tutunacakları kimliğin olmayacak. Eh, o zaman adamlar ne yapsın? Onlar da, işi; “Haklısın”diye, geçiştirecekler. Bu yüzden, önce yasal bir tanıma kavuşturulmamız gerekiyor.
Fahrettin EMEKTAR: Korkarım, yok sayılmamızdan bize verilecek 65 yaş taşıma tutarı da verilmez tenkisata tabi tutulur? Mesela, bakanlığın yasal taşıması yanında idare olarak yerel yönetimin kamusal yetkileri olarak birde belediyelerin yaptırdığı bir çok kalemden oluşan bedava ve indirimli taşımalar var. Onlar da sanırım kimliksizliğimizden belediyede birim sayılmamızdan bize ödenmez. Bundan da söz etmek lazımdır. Fahrettin EMEKTAR: Bizim, Öz-Tuzla olarak hat uzunluğu ve hat ücretlendirmelerinde sorunumuz var. Bizde 20 km. giden var, bir de 90 km. giden var. Bunlar eşit görülebilir mi? Tarifelerin düzenlenmesi gerekiyor. Bu nedenle de, Tekin Başkan’a hak veriyorum. Bu taşıma sistemi yenilenmeli ve bizimde sözümüzün alındığı dinlendiği bir bilgiye dayalı ye niden şekillendirilmeli. Mesela, bize çift bilet uygulamasından gelecek gelir ne olacak? O da tek mi sayıla
cak? Bunu dile getiren yok. Aynı şekilde öğrenci taşımasında çift bilette neden tek öğrenci ya da tek biletli tam yolcu uygulamasına tabi tutuluyoruz? İETT’nin harçlı kartları, ticari kartları, burslu kartları var. Bunlar nasıl işliyor? Bizim bunlardan kaybımız ne den dile getirilmiyor? Burada kendi kendimize anlatıyoruz. Senin insafına kalmış miktarını yazarsan onu da b ir yetkili okursa haberi oluyor ama bugüne dek bir tanesi de “Yahu, senin bu dediğin nedir, nasıl oluyor” di ye, gelip sormadı. Düzeltmeyi dinlemedi bile. Neden istişare edilmez ki! Fahrettin EMEKTAR: Sorunlar çok ben yine kolaydan giderek şu usulsüz kart kullanımında neden parmak izi ile sorun çözülmez anlamıyorum. Bilgisayarlar bile parmak iziyle açıldığı dönemdeyiz. Yanlış kullananın parmak izini okuyucu tespit etsin hemen merkezi arasın merkezde otomatik iptal etsin o kartı. Bir iki iptal kullanımı hemen engeller. Teknoloji buna yatkın bunda ek güvenlik açısından da kamuya kolaylık var. Bunu İBB neden düşünmez. Bizimkiler de neden iletmezler bilmiyorum ki?
Mehmet TEKİN: Demek ki, sistem yenilenmeli. Modern gelişmiş ülkelerdeki gibi özel taşımacı öne çıkarılmalı. O da kurumsallaşarak söz hakkı elde edecek ciddiyetle işletmecilik eğitimine haiz yöneticilerle hizmet vermeli. Belediyeler kamu özel işbirliğinde istişareyi adil biçimde yapmalı. Gelir-gider esasına göre hizmet sunulmasına gözetici olarak dikkat edici olarak hakkaniyetle paylaş tıran olarak sorun çözücü olmalı. Şim di acil ihtiyaç bir pansuman tedbiri bir iyileştirmedir. Araç değiştiremiyoruz. Çünkü, kazancımız az. O zaman bir defaya mahsuz idare devlet bize araç değiştirmede faizsiz uzun vadeli destek kredisi sunmalı. Bize sahip çıkmalı ondan sonra da dövecekse döv ama hak ettiğimiz kadarını vermeli. Cezayı da mükafatı da. Kimse kimseye kafasına göre davranmamalı. Erol TEKİN: Deminden beri dinliyorum. Sorun çok. Şimdi özel halk otobüsçülüğünü konuşacaksak sorunu sistem ve yapı bir de kent yapısına uygun sistem ve oluşan ihtiyaçlara göre kurulması gereken sis tem olarak ele almak lazım. Kısadan söylersek bizim sistem çöktü. Artık ne özel taşımacının mevcut yapısı geleceği karşılar, ne yapının pansuman tedbirlerle ayağa kaldırılması sonuç verir. Yapı baştan aşağı yenilenmeli ve yasal çerçeveli bir tanımla arkadaşımın dediği gibi her bir noktamız esaslara bağlanarak kanuna uygun tanımlanarak işimizi alacağımızı hizmetimizi belirlemeli beklentilerimizi de kendi gelişimimizi de bu çerçevede ele almamız lazım. Bunun için belediyelerin de yenilenmeleri lazım. Hala kendilerine şirket kurarak şahısları o şirkette çalıştırarak taşımacılıktan yanalar. Bunun adı kiralamadır. Bu da bize kendilerine rakip çıkarmaktır. Şirketler artık kurumsal sermaye şirketi olmak zorunda. Peki, ne den, İBB bize “Yenilenin” derken, minibüslere neden bizim yükümlülüklerimizi yüklemiyor? Bu hizmette sadece biz mi, kaka çocuğuz, bunu bir türlü anlayamadak. Ancak, herşey de olduğu gibi, bunun da bir sonu var.