20 KASIM 2018 SALI

“Paylaşım Ekonomisi” geleceğin yeni hedefi

Türkiye’nin de içerisinde yer alan “Cetelem Gözlemevi Sonuçları 2016 Raporu”, önümüzdeki beş yıl içinde tüketiciler araç direksiyonunu teknolojiye teslim edecek...

Ekleme: 21 Nisan 2016 Perşembe 19:41/ Güncelleme: 21 Nisan 2016 Perşembe 19:41

Günümüzde otonom (sürücüsüz) otomobillerin öne çıkışıyla birlikte önümüzdeki 5 yılda oyunun tamamen değişmesi ve otomobillerin bir sürücüye ihtiyacı olup olmadığının sorgulanır hale gelmesi bekleniyor. TEB Cetelem, Cetelem Araştırma Merkezi’nin desteğiyle hazırlanan sürücüsüz araçlar konusunun ele alındığı raporda, mobil navigasyon sistemlerinin hayata geçmesiyle araç teknolojisinde büyük bir atılım yaşandığı kaydedilirken, bugün sadece aracı güvenli olarak yolda tutmak için çalışan sürüş destek teknolojilerinin önümüzdeki dönemde yepyeni görevler üstlenmesinin beklendiği ortaya konuluyor.

Bu yıl, 15 ülkeden yaklaşık 8500 kişinin görüşüne başvurularak hazırlanan raporda, dünyanın birçok yerindeki otomobil kullanıcılarına sorular yöneltildiğinde, her 4 tanesinden üçü tam otonom otomobillerin gerçek olabileceğini düşündüğünü belirtiyor.

Gelişmekte olan ülkelere bakıldığında kullanıcıların, Çin’de %92, Meksika’da %87, Türkiye ve Brezilya’da ise %86 oranında olumlu cevap verdiği dikkat çekiyor. Ancak, Japonlar’ın %63’ü, İngilizler ve Amerikalılar’ın ise %61’i konseptlerin gelişmesine daha dikkatli bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bu ülkelerdeki kanun yapılarının bu konuda ağır işlemesi de teknolojiye bakış açısında bu kadar uzak duran düşüncelerin çıkmasına sebebiyet veriyor.

 

GAFA DİKKAT ÇEKİYOR!

Kullanıcıları sürücü rollerinden kurtaran otonom araçlar onların başka uğraş lara yönelmesine imkan sağlıyor. Otomobil kullanıcılarının yüzde 48’i otonom araçları eğlence alanı olarak görüyor; onlara okuma şansı, internette gezinme veya televizyon izleme vakti sunuyor. Çinli’ler bu zamanı eğlence araç ları kullanmak için tercih ediyor (%70). Onları Türkler (%57) ve Portekizliler (%56) izliyor. Bu sonuç da GAFA olarak adlandırılan (Google, Apple, Facebook, Amazon) grubun neden otonom otomobil konusu üzerinde bu kadar durduklarının bir cevabı ile dikkat çekiyor.

Eğlence araçlarını kullanmayı tercih edenlerin hemen arkasından %40 yolcularla konuşmayı tercih edenler, %37 rahatlamayı tercih edenler gelirken, otomobil kullanıcılarının %25’i bu zamanı çalışarak geçireceğini belirtiyor.

Otonomluğu kazanarak otomobil içindeki alan daha yaşanabilir bir alana dönüşerek birçok insanın gözünde, sınırları ortadan kaldırıyor. Yine de, otomobil sürücülerinin %28’i “Ne olur, ne olmaz?” diyerek, gözlerinin her zaman yolda olması gerektiğini düşünüyor. Bu endişe ABD’nde %40, İtalya’da %37, Polonya’da %35, Belçika’da %34 ve Güney Afrika’da da %34 gözüküyor.

 

KAZALARIN ETKİSİ

Rapora göre, araca bazı sürüş görevlerinin verilmesi, hatta bazen hepsinin yetkisinin verilmesi araç ile seyahati çok daha verimli hale getiriyor ve trafiğin da ha düzenli olmasını sağlıyor.

Dünyanın en büyük şehirlerinde trafikte harcanan zamanın %30’unun sürücülerin park ye ri ararken harcandığı belirtilirken, bu gö revin tamamen araçlara bırakılmasının yakın gelecekte müm kün olacağı ortaya konuyor.

Bunun da kentiçi kalabalığın önemli ölçüde azalmasına ve sürücülerin zaman dan tasarruf etmelerine imkan tanıyacağı ifade ediliyor.

Sürücüsüz otomobillerin bu özelliğiyle, düzenli trafik akış periyotlarına ek seyahat süreleri karşılaştırmasına göre günlük ortalama kentiçi kalabalık seviyesi %58 ile dünyanın trafikte en çok va kit geçiren şehirlerinden biri olan İstanbul’u da rahatlatacağı tahmin ediliyor.

Rapora göre, coğrafi konum belirleme sistemiyle çalışan otonom araçların yayılması sayesinde yakıt tüketimini azaltmak ve aile bireylerinin seyahat giderlerini düşürmek kolaylaşıyor. Otonom araçlar dünyasında otomobiller trafik sıkışıklığını önlemek için her türlü eylemi gerçekleştiriyor. Trafik kazalarının olduğu yolları görerek o yollara girmiyor veya yoğun trafik içinde kaldığı zaman ani frenlemelerden kaçınarak dur kalk trafikte kalmadan ilerliyorlar. Otomasyon sistemiyle kullanılan araçlar en yüksek enerjiyi üreten, en düşük yakıt tüketimi sunan ve yeniden hızlanma aşamasını kolaylaştıran ideal ortalama hızlarda ilerleyerek bütçe tasarrufuna da katkıda bulunuyor.

 

HUKİKİ ALTYAPI

Toplu satışların değişimi için bir pazar otonom araçların ortaya çıkması otomotiv sektöründe büyük değişiklerin tetikleyicisi olacak. Ancak, bu araçların trafiğe çıkabilmesi için mutlaka hukuki alt yapılarının da hazırlanmış olması gerekiyor. Sigorta sektörünün de bu yöne başını çevirmesi gerekiyor.

Yeni ve hiç rastlanmamış tartışmaların, her ne kadar gelecekte hızla düşmesi beklense de, kaza durumlarında sorumluluğun kimde olacağı sorunu ortaya çıkabilecek. 

Her şeyden önce geleneksel üreticilerin bu pazara yeni giren oyuncularla yüz yüze gelerek söz konusu otomotiv sektörünün gelecekteki ham maddesi “Bilgi”nin, gerçek ustasının kim olduğunu kanıtlaması gerekecek.

Bu organizasyonlar, başta Google olmak üzere oto nom araçları en kısa zamanda yollara çıkartmak için büyük insan gücü ve para yatırımı gerçekleştirmeye şimdiden başladılar bile. Peki bu kuruluşlar kendi başlarına bir otomobil üreticisi haline gelebilecekler mi?

Bu kesin değil. Çünkü, geleneksel otomobil üreticilerinin, bu alışılmamış rakiplere karşı Ar-Ge, yol tecrübesi, motor bilgisi, üretme ve dağıtma yetenekleri gibi bir değere sahip olduklarını unutmamak gerekiyor.