19 EKİM 2019 CUMARTESİ

Otomotiv sektörü tümden değişiyor

Küresel Otomotiv Yöneticileri araştırmasına göre, sektör yöneticilerinin yüzde 59’u, 2030 yılına kadar bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin otomotiv sektörünün geleceğine damga vuracağını öngörüyor...

Ekleme: 3 Mayıs 2019 Cuma 19:45/ Güncelleme: 3 Mayıs 2019 Cuma 19:45
KPMG’nin, otomotiv sektörünün geleceğine yönelik öngörülere yer verdiği ele Küresel Otomotiv Yöneticileri araştırmasının sonuçları yayınlandı. Rapora göre, araştırmaya katılan sektör yöneticilerinin yüzde 59’u, 2030 yılına kadar bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin bir numaralı trend olacağını düşünüyor. Araştırmada, sektör geneline uyan bir trend olmadığı ortaya konurken, bu durumun otomotiv sektörünün genel bir yeniden yapılanma süreci geçirdiğinin göstergesi olduğu kaydediliyor.
KPMG Türkiye’nin Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, 5G ve bağlantılı trafik altyapısı gibi teknolojik gelişmelerin, otomotiv sektöründeki trendleri de pekiştirdiğini söyledi. Ölekli, “Geleneksel otomotiv endüstrisinin teknoloji ve telekom sektöründeki büyük oyuncularla ve devlet kurumlarıyla işbirliği yaptığı yeni bir ekosisteme doğru adım adım ilerliyoruz. Paylaşım ekonomisi de bu ekosistemde önemli bir rol oynuyor. Araç paylaşımının giderek artan popülerliği bunun sadece bir örneği” diye konuştu.
Ölekli, 2018’in dizel skandalına ya- nıt olarak ortaya çıkan ve motorlu taşıtlar için yeni test\onay döngüsü anlamına gelen “Küresel Hafif Araç Test Prosedürü” (WLTP) açısından da önemli bir yıl olduğunu vurguladı. Ölekli, “WLTP- ’nin daha gerçekçi sonuçlar vermesi nedeniyle ortalama CO2 salınımı bir önceki döneme kıyasla yüzde 20 yüksek çıktı. Araç üreticileri belirli modellerin üretimini WLTP standartla- rına uymadıkları veya yatırımların çok yüksek olması sebebiyle durdur- du. Ayrıca Eylül 2018’de, WLTP’nin başlamasından hemen önce araç satış larında büyük artış yaşanırken, WLTP ’nin devreye girmesi ile hızlı bir gerileme yaşandı. Bu düşüş eğiliminin 2019’da devam edip etmeyeceği ya da sadece bir tesadüf mü olduğunu bekleyip göreceğiz” diye konuştu.
Araştırmaya katılan yöneticilerin 4’te 3’ünün, bir ülkenin tercih edilen güç aktarım teknolojisinin ardındaki destekleyici gücün hammadde olacağını düşündüğü açıklandı. Uzmanların yüzde 60’ına göre, gelecekte insan ve mal taşımacılığı arasında bir ayrım kalmayacağı da aktarılırken, uygulamalı düşün- ceyi ekosistem destekli bir teknoloji yapısı ve ortak altyapı projeleriyle birleştiren şirketlerin mobilitede lider konuma geleceğinin altı çizildi.
Öte yandan, yöneticilerin 3’te 2’sine göre 2030 itibariyle, araç üretiminin yüzde 5’inden azı Batı Avrupa’da gerçekleşecek. Raporda, Çin’in ise özellikle bataryalı elektrik araçları ile piyasada yükseleceği e-mobilite piyasasını oluşturacağı tahminine yer verildi. Araştırmaya katılan yöneticilere göre gelecekte birçok farklı güç aktarım teknolojisi birbirleriyle uyum içerisinde var olacak. 2040 yılı tahminlerine bakıldığında, otomobillerin yüzde 30’unun bataryalı elektrikli araç, yüzde 25’inin hibrit araç, yüzde 23’ünün yakıt pilli elektrikli araç ve yüzde 23’ünün de içten yanmalı motorlu araç şeklinde olacağı görülüyor. Uzmanların, yakıt pillerine ilişkin yatırım önceliğinin ise en düşük seviyede olduğunu düşündüğü kaydediliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık da, uzmanların yüzde 71’inin, sürücülü ve sürücüsüz araçların birbirine karışmayacağı şeklindeki öngörüsü oldu. Şarj sorununu çözen altyapı ve yol davranış kurallarını belirleyen bir sistemin kurulduğu ve sürücüsüz araçlar için ayrı yolların oluşturulduğu senaryoda ise uzmanların yüzde 88’i, uygulama temelli bir ürün grubunu (metropol, şehir, vb.) tercih edeceğini belirtiyor.