20 HAZİRAN 2019 PERŞEMBE

Türkiye’de ulaşım emisyonu artıyor!

İstanbul Politikalar Merkezi’nde yapılan sunumda; Türkiye’de binek otomobillerden kaynaklanan emisyonların azaltılması konusu konuşuldu...

Ekleme: 12 Nisan 2019 Cuma 19:11/ Güncelleme: 12 Nisan 2019 Cuma 19:11
İSTANBUL-Sabancı Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren politika araştırma merkezi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Türkiye-Avrupa arasındaki akademik, politik ve sosyal bağları güçlendirmeyi hedefleyen İPM-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi, “Türkiye’de Binek Otomobillerden Kaynaklanan Emisyonların Azaltılması: Vergilendirme Politikalarının Rolü” konulu çalıştaya ev sahipliği yaptı. İPM Kıdemli Uzmanı Dr. Ümit Şahin’in açılış konuşmasıyla başlayan çalıştaya ICCT Direktörü Dr. Peter Mock- ’un yanısıra, (ICCT) Bilim Kurulu Üyesi Murat Şenzeybek ve Almanya Çevre Bakanlığı’ndan Mareike Welke katıldı.
Çalıştayda, Türkiye’deki bi- nek araç pazarının mevcut yapısı ve sadece elektrikli araçlarla sınırlı olmayan bir çerçevede emis- yon seviyeleri ile düşük emisyon seviyeli araçların payının artırılmasına yardımcı olabilecek politika seçeneklerine genel bir ba- kış sunularak araç vergilendirme politikaları vurgulandı.
Çalıştayda Peter Mock imzalı rapordan başlıklar şöyle:
Türkiye dünyada araç üretiminde en önemli ülkeler arasında. Her yıl (yolcu arabala- rı, hafif ve ticari araçlar dahil) 1.1 Milyon araç üretiliyor. Bun- ların dörtte üçü ihraç ediliyor.
Olası senaryolara göre; Türkiye’deki ulaşım sebebiyle ha vaya salınan emisyon oranı 2030’da iki katına çıkacak.
AB, 2021’e kadar yeni otomo billerin ortalama 95 g/km’den (gram bölü kilometre) fazla karbondioksit emisyonu izni vermiyor. Bu da, 2015’e göre %21 oranında bir azaltma seviyesine denk gelirken, yıllık %3.8 azaltma oranını oluyor.
Türkiye, yeni otomobiller ve hafif ticari araçlara yönelik zorunlu karbondioksit standartlarını henüz belirlemedi. Kar- şılaştırma açısından, taşıt filo- sunun yapısı ve vergilendir- me seviyelerinin Türkiye ile benzerlik gösterdiği Hollanda ’da, yeni otomobil filosu karbondioksit emisyon seviyesi Türkiye’ye göre önemli ölçü- de daha düşük ve yıllık karbondioksit azaltma oranı da büyük ölçüde daha yüksek.
Türkiye’de yürürlükte olan etiketleme sistemi diğer ülkeler le karşılaştırıldığında geliştirilmeye açık bazı alanların oldu ğu ortaya çıkmaktadır. Bunun örnekleri arasında, web sitelerinin müşteriler için piyasadaki araç modelleri, bu araç- ların karbondioksit seviyelerine ilişkin bilgileri sağlayacak şekilde revize edilmesi ile etikete araçların vergilendirilme seviyelerinin ve karayolunda sürüş emisyon seviyelerinin yazılması sayılabilir. Aracın karbondioksit etiketinin tek ba- şına müşteri satın alma davra nışı üzerinde önemli seviye- de etkili olmasının beklenemeyeceği, ancak, etiketleme sistemiyle birlikte uygulandığında karbondioksit standartları ve karbondioksit emisyo- nunu baz alan taşıt vergisi gi- bi başka politika önlemlerinin etkilerinden faydalanılmasına yardımcı olabileceğinin altının çizilmesi gerekiyor.
Türkiye’de binek otomobillerin satın alımı ve mülkiyetiyle ilgili vergiler diğer ülkelere gö- re daha yüksek ve araç piyasasının satış yapısı üzerinde güçlü etkiye sahip. Özellikle, ÖTV çok güçlü etkiye sahiptir, çünkü bu tutar aracın net fiyatı kadar, hatta daha da yüksek olabilmektedir. Bununla birlikte, söz konusu vergi motor hacmi ile satın alma fiyatını baz almaktadır ve yeni araçların karbondioksit emisyon seviyeleri üzerinde ya hiç etkili değildir ya da çok az etkilidir. Türkiye’de yürürlükte olan taşıt vergilendirme sisteminin kısmen araçların karbondioksit emisyonları bazında olacak şekilde güncellenmesinin üreticilerin düşük emisyonlu araç teknolojilerini pazarlamalarını kolaylaştırması beklenmektedir. Bu durum müşterilerin piyasadaki diğer araçlardan daha düşük emisyonlu olan otomobilleri seçmeleri için güçlü bir teşvik sunacaktır. Taşıt vergilerinin Türkiye’deki devlet makamlarının gelir bütçesinin önemli bölümünü oluşturduğu göz önüne alınarak, karbondioksit emisyonunu baz alan bir taşıt vergilendirme sistemine geçişin, bütçenin dengesini bozmadan, devletin gelir akışını herhangi bir şekilde azaltmadan yapılabileceğinin de vurgulanması gerekir.
Almanya Çevre Bakanlığı’ndan Mareike Welke ise ülkede DieselGate skandalından sonra alınan önlem planlarına de ğindi. “Sıfır emisyon için öncelikle etkili ve karbon salınımı yaratmayan teknolojilerin geliştirilmesi” gerektiğini” vurgulayan Melke, insanların toplu taşımaya teşvikin artırılması ve ula şıma yönelik alışkanlıkların da değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Welke, yaptığı sunumda “Anahtar bir elemen olarak elektrikli araçların artmasına” belirtti. Hem toplu taşımada hem de bireysel araçlarda elektrikli otomobillerin artması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.