18 TEMMUZ 2018 ÇARŞAMBA

“Sıfır Kaza” rüyası gerçek olacak gibi!

Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı-IAEC’17’de geleceğin ulaşımı için paylaşım unsurlarının kaza riskini minimuma indireceği açıklandı...

Ekleme: 10 Kasım 2017 Cuma 22:11/ Güncelleme: 10 Kasım 2017 Cuma 22:11
İSTANBUL-Türkiye ihracatının 11 yıldır lideri konumunda olan otomotiv sanayinde mühendislik fa- aliyetlerinin ve üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen IAEC’17’de oto- nom ve elektrikli araçlardan akıllı şehirlere kadar pek çok konu panel ve konuşmalarla ele alındı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) desteği, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP), Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ortaklığı ve Amerikan Otomotiv Mü- hendisleri Derneği (SAE International) iş birliği ile gerçekleşen ve yerli-yabancı çok sayıda sektör temsilcisinin buluştuğu IAEC’17- ’nin Başkanı Prof. Dr. Mustafa İlhan Gökler; “Türk otomotiv sektöründe daha da yetkin mühendisler yetiştirmek için yol gösterici olmayı hedefliyoruz. IAEC, gelecek yıl da 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek” dedi.  
İki gün boyunca “Gelecekte Hareketlilik” temasının işlendiği konferansta, tüm dünyada güven lik, çevre, maliyet gibi konularda çözüm olarak öne çıkan ve 2050 yılında 7 Trilyon Dolar’lık bir ekonomi yaratması beklenen otonom araçlar konusu büyük ilgi gördü. Konferans için ABD’den gelen dünyanın en büyük otomotiv şirketlerinden General Motors ’un Elektrik ve Kontrol Sistemleri Araştırma Laboratuvarı Direktörü Dr. Cem Saraydar, otonom araçlara ilişkin yaptığı konuşmada “Dünya otomotiv sektöründe sıfır kaza, sıfır trafik ve sıfır emisyon için güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Bu büyük bir rüya ancak gerçek olabilir. Bu rüyanın dört ana unsuru olarak; bağlantılı, otonom, elektrik ve paylaşım özellikleri öne çıkıyor” diye konuştu.
Saraydar, gelecekte çok sayı- da araçta kullanılacak özelliklere ilişkin; “Dünya genelinde çevreye duyarlı ve verimli araçlara talep çok artmış durumda. Bu da sektörde değişimi beraberinde getiriyor. Sıfır kaza, emisyon ve trafik için en önemli unsurlardan olan otonom araçların algılaması konusunda çok önemli teknolojiler geliştiriliyor. Otonom araçlar- da başı yazılım çekiyor. Sensörlerden radar ve kameralara kadar çok sayıda teknoloji taşıtlara entegre ediliyor” açıklamasını yaptı.
Northeastern Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde Doç. Dr. Taşkın Padır da konuşmasında sektörün insan-otonom araç etkileşimi üze- rinde çalıştığına değinerek “Örneğin otonom aracınız gitmesi gereken rota yerine birden başka bir yöne doğru gitmeye başladı. Sürücü olarak neden böyle olduğunu bilmek isteriz, öyle değil mi? Yani otonom araçlar, sürücü ile iletişim kurabilecek mi? Bu tip konular da sektörün gündem maddeleri arasında” dedi. 
Gelecekte Elektrikli Araçlar panelinde konuşan FEV Elektronik ve Elektrifikasyon Başkan Yardımcısı Dr. Thomas Hülshorst, “Geri dönüşüm amacıyla elektrikli araçların bataryalarını sabit kullanım için birleştirmeye çalışıyoruz. Konu şu an araştırma aşamasında. Aynı şekilde bataryanın ağırlığı nasıl düşer? Yeni nesil batarya hücreleri ile bu mümkün. Amacımız yüksek verimlilik ve düşük gürültülü bir tasarım. Tüm şirketler entegre konsepte odaklanıyor” diye konuştu. Multiphysics Energy Solutions (MES) Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Pekşen de Almanya’nın yeni teknolojiler konusundaki hedeflerine yer verdi. Pekşen; “Almanya için yeni yakıt teknolojilerine yönelik araştırmalar büyük önem taşıyor. Temel hedef; 2050 yılına kadar ulaşımda yüzde 40 enerji tasarrufu yakalamak. Sadece hidrojen yakıt teknolojilerine ayrılan rakam 161 milyon Euro. Ülke genelinde 2023 yılına kadar 400 adet hidrojen yakıt doldurma ünitesi hedefleniyor” dedi.
Strategy& Ortağı ve otomotiv stratejisti olan Jörg Krings de “Gelecekte Hareketlilik” konulu konuşmasında “Otomotivde konvansiyonel teknolojiler ‘hareketlilik’ felsefesi ile beraber yerini uçan araçlara bırakacak. Tüm endüstri bu gelişmeleri göz önünde bulundurmalı. Tam otonom araçlar 2028’den itibaren daha yaygın olacak. Yine ABD, AB ve Çin’de 2025 yılında 450 Milyon aracın hepsinin birbiri ile bağlantılı olması bekleniyor. Otonomun da içinde olduğu dört ana unsur sayesinde endüstri artık daha çevreci, verimli ve hesaplı hale gelecek. Yakıt teknolojileri konusun da ise 2030 yılına geldiğimizde satılan yeni araçlar ağırlıklı elektrikli ve hibrit olacak. Türkiye’nin değişen ekosistemde dijital servisler, teknoloji, yazılım, paylaşım gibi konularda pazar fırsatları olabilir. Biz bu konuyu yakında takip ediyoruz” diye konuştu.